solunumsistemi.com https://www.solunumsistemi.com Solunum, Solunum Sistemi ve Hastalıkları tr-TR hourly 1 Copyright 2019, solunumsistemi.com Sun, 25 Jan 2015 00:00:00 +0000 Sat, 19 Oct 2019 00:00:00 +0000 60 Solunum Sistemi Organları Nelerdir https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi-organlari-nelerdir.html Sat, 27 Oct 2018 14:38:50 +0000 Solunum sistemi organları nelerdir konusunda bilgi verebilmek için öncelikle solunum sisteminin üstlendiği görevler konusuna bakılmalıdır.  Solunum sistemi vücuttaki kanda bulunan karbondioksit’in oksijen gazı ile yer deği Solunum sistemi organları nelerdir konusunda bilgi verebilmek için öncelikle solunum sisteminin üstlendiği görevler konusuna bakılmalıdır.  Solunum sistemi vücuttaki kanda bulunan karbondioksit’in oksijen gazı ile yer değiştirmesini sağlar. Solunum sistemi organları ise bu gazların yer değiştirebilmesini sağlayacak yapıdadırlar. Solunum sisteminde yer alan organlar solunum sistemi organları olarak adlandırılmaktadırlar. Bu organlar şunlardır ;

Burun, yutak, gırtlak, akciğerler ve soluk borusudur.

Solunum sistemi organlarının kısaca görevleri :

Burun : Dış ortamdan alınan havanın akciğerlere giriş yaptığı organdır. Burun alınan havanın akciğerlere doğru ilerlerken temiz olmasını ve vücut içi sıcaklığa yakın değerde olması için nemlendirerek ısınmasını sağlar. Havanın temiz olması için içerisindeki toz taneciklerini tutmaya yarayan kıllara sahiptir. Solunum sistemi organları arasında dış ortam ile direkt ilişkisi bulunmaktadır.

Yutak : Bu organ solunum sistemi ile sindirim sistemini birbirinden ayırmaktadır. Bu özelliği ağız boşluğu ile burun boşluğunu birbirinden ayıran Farinksin denilen kısmı ile sağlamaktadır.

Solunum Sistemi Organları Nelerdir

Gırtlak : Solunum sistemi organlarından olan gırtlak hem hava hemde yiyeceklerin ortak geçtikleri yoldur. Yutak kısmı 2 tüpten oluşur. Bu tüplerden özfagus ve larinks’tir. Yiyecekler özfagustan mideye geçerken lariks’te havanın geçtiği kısımdır.

Soluk borusu : Solunum sistemi organlarından biri olan soluk borusu 2 cm ile 5 cm çapında ve 10 cm uzunluğa sahiptir. Sağ trakea ve sol trakea olmak üzere iki kısım bronştan oluşmaktadır. Bu bronşlardan biri solunum sistemi organlarından akciğerin sol tarafına diğeri de solunum sistemi organlarından olan akciğerin sağ tarafına doğru ilerleyen yapıdadır.

Akciğerler : Göğüs boşluğunda yer alırlar ve solunum sistemi organları arasında en fazla yer kaplayan organdır. 2 tanedirler ve yapı olarak süngere benzemektedirler. Akciğerler açık pembe rengindedirler. Vücutta bulundukları yer dıştan göğüs kafesi, alt kısımdan ise diyafram ile karın boşluğun ayrılır. Akciğer solunum sistemi organları arasında belkide en önemli görevi üstlenmektedir. Görevleri dış ortamdan alınan havadaki oksijenin alveollerin etrafında yer alan kılcal kan damarlarına geçmesini ve dışarı atılmasını sağlar (soluk verme).

Solunum sistemi organları soluk alıp verme mekanizmasının işlemesini sağlamaktadırlar. Bu mekanizma insan vücudunda yer alan her hücrenin oksijen ihtiyacını sağlamaktadır. Solunum sistemi organları akciğerlerin hava ile dolup boşalması işlemi ile işlerlik kazanmaktadırlar. Solunum sistemi organlarından akciğerler soluk alırken diyaframın kasılması ve kaburgaların arasının açılması ile göğüs boşluğunun genişlemesi ile ilk kısım tamamlanmış olur. Soluk verilmesi sırasında ise bu işlemin tersi gerçekleşir. 

]]>
Boğmaca Hastalığı https://www.solunumsistemi.com/bogmaca-hastaligi.html Sun, 28 Oct 2018 12:34:35 +0000 Boğmaca Hastalığı; öksürükle kendini gösteren ve mikropların neden olduğu bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır. Her yaşta görülür ancak çocukluk döneminde boğmaca şiddetli seyreder. Genellikle sonbahar aylarında Boğmaca Hastalığı; öksürükle kendini gösteren ve mikropların neden olduğu bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır. Her yaşta görülür ancak çocukluk döneminde boğmaca şiddetli seyreder. Genellikle sonbahar aylarında ortaya çıkar. Boğmaca hastalığına, Bordetela cinsi mikroplar yol açar. İnsanlara yerleşen bu mikrobun hastalığa neden olduğu bir hayvan yoktur.

Boğmaca çok bulaşıcı bir hastalıktır ve damlacık infeksiyonu yoluyla insandan insana bulaşabilir. Bulaşıcılığı hastalığın ortaya çıkışından itibaren 30-40 gün boyunca devam eder. Boğmaca hastalığı bir kez ortaya çıktıktan sonra ömür boyu doğal bağışıklık gelişir. Aşı ile sağlanan bağışıklıksa 5-7 yıl sürer. Bu süreden sonunda yeniden aşı uygulamak gerekir. Bebeklerde sıklıkla görülen bir hastalıktır. Ancak erişkinlerde görülme sayısı da artmaktadır.

Boğmaca Hastalığı Belirtileri

Boğmaca yaklaşık 2.5 ay kadar devam eder. Hastalığın ilk 20 günü bulaşıcı dönemdir. Öksürükle birlikte bir müddet daha hastalık bulaşır. Hastalık belirtileri dönemlere ayrılır. Her dönemde ortaya çıkan şikayetler de farklılık gösterir. İlk 10-15 günlük süre kataral dönemdir. Belirtiler soğuk algınlığına benzer. Öksürük, hapşırma, hafif ateş ve burun akıntısı vardır.

Daha sonra paroksismal dönem denen ve 1.5 aya kadar uzayan bir zaman dilimi vardır. Bu dönemde öksürük artar. Gün içinde 20 defaya kadar öksürük atakları görülebilir. Sert ve yoğun bir öksürük nöbetlerinin sonunda hasta oksijensiz kaldığı için derin nefes alma gözlenir. Çocuklarda ise bulantı, kusma veya morarma görülür.

Son dönem konvalesan adı verilen iyileşme dönemidir. Süresi değişkendir. Öksürük bir ay içinde yok olur. Tedavi ve hastalığın şiddeti bu süre de önemlidir. Yeniden bir solunum yolu hastalığı geçirmek öksürük nöbetlerinin tekrarlanmasına sebep olur. Yetişkinlerde hastalık hafif seyreder ve süresi daha kısadır. 

Boğmaca Hastalığı Tanısı

Fiziki muayene sonrasında klinik belirtiler ve hastanın şikayetleri tanı açısından kolaylık sağlar. Bunun yanı sıra yapılan laboratuvar testlerinde kandaki beyaz küre sayısında artış ve eritrosit sedimentasyon hızında değişiklik olmaması tanı koymada kolaylık sağlar. Ayrıca florosan antikor testiyle antijen araması da yapılır. Kesin tanı için kültür gerekir. Bu şekilde diğer bakterilerin yol açtığı infeksiyonlardan, kistik fibrozis hastalığından ve reflüden ayrılmış olur.

Boğmaca Hastalığından Korunma

Hastayla yakın temasta bulunan veya aynı ortamı paylaşan kişilerin mutlaka eritromisin proflaksisi olması gereklidir. Hastalığın ilk haftası hastanın bulunduğu ortam diğer bireylerden ayrılır. Bu sürede hastaya antibiyotik tedavisi uygulanır. Hastalıktan asıl korunma yöntemi aşılamadır ve çocukluk döneminde yapılır. 

Boğmaca Aşısı

Boğmaca hastalığı geçirenler bu hastalığa karşı bağışıklık kazanmıştır. Hastalığı geçirmeyenlerin korunması için aşı uygulanır. Aşı kas içine enjekte edilerek uygulanır. Boğmaca aşısı aktif olmayan bir aşı olduğu için bir kere aşı olmak hayat boyu koruyuculuk sağlamaz.

Boğmaca aşısı bebeklere dört doz şeklinde uygulanır. İlk doz 2. ayda yapılır ve İkişer ay arayla aşı iki kere daha tekrarlanır. 4.doz ise 1.5 yaşında uygulanır. Gerekli durumlarda 5-6 yaşlarında bir doz daha uygulanabilir. 7 yaşından büyüklere aşı uygulanmaz. Aşının yan etkileri  ateş yüksekliği, yorgunluk, bulantı, kusma gibi etkiler ile aşı yerinde kızarıklık, ağrı ve şişliktir. Üç gün içinde tüm yan etkiler ortadan kalkar.

]]>
Solunum Yolu Hastalıkları https://www.solunumsistemi.com/solunum-yolu-hastaliklari.html Mon, 29 Oct 2018 05:14:39 +0000 Solunum Yolu Hastalıkları, Genetik etmenler, cinsiyet, yaş, ırk, enfeksiyonlar gibi faktörlerin yanı sıra sigara içme veya sigara dumanına maruz kalma, hava kirliliği, coğrafik koşullar, mevsimsel faktörler, mesleksel fakt Solunum Yolu Hastalıkları, Genetik etmenler, cinsiyet, yaş, ırk, enfeksiyonlar gibi faktörlerin yanı sıra sigara içme veya sigara dumanına maruz kalma, hava kirliliği, coğrafik koşullar, mevsimsel faktörler, mesleksel faktörler gibi çevresel faktörler solunum sistemi hastalıklarına sebep olmaktadır.

Solunum yolu hastalıkları:

Laranjit: Gırtlak iltihabı olarak da adlandırılır. Ses tellerinin iltihaplanması neticesi ses kısılır, boğuk çıkar ya da bazen de ses hiç anlaşılmaz. Hasta boğazında bir şey varmış gibi devamlı gırtlağını temizleme ihtiyacı hisseder. 

Astım: Astımlı bireylerin solunum yolları çok duyarlıdır. Astımda hava, sınırlı hava yollarından geçmeye zorlanır. Zorlandığında ise hırıltı ile sonuçlanır. Astım atakları hava kirliliği, fabrika dumanları, sigara dumanı,  solventler, polen, soğuk hava, enfeksiyonlar,  yiyecek,  egzersiz, kimyasallar ve temizlik ilaçlar gibi tetikleyiciler tarafından getirilebilir. 
 
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH): KOAH’lı hastalarda kronik öksürük, nefes darlığı ve kronik mukus üretimini darlığı gibi belirtiler vardır. Diğer belirtiler arasında artan mukus ya da balgam, boğazın sık sık temizlenmesi, sarı, yeşil ya da kanlı balgam, ayak bileği ya da bacak şişliği, uyku zorlukları, unutkanlık, genel yorgunluk ve konuşmada güçlük belirtilmektedir.

Akut bronşit: Genellikle viral ya da bakteriyel kaynaklıdır. Bronş tüplerinin iltihaplanmasına verilen addır. Bir solunum yolu enfeksiyonu belirtileri kişinin direncini düşürdükten sonra kendini belli eder. Direnç düştükten sonra öksürük, göğüs ağrısı, nefes darlığı, balgam veya mukus, artan yorgunluk sıralanabilir. 

Sinüzit: Sinüs boşluklarının açıklığının küçük bir miktar kadar engellenmesi neticesi her zaman oluşabilir. Sinüzit hızlı ve eksiksiz tedavi edilmesi gereken bir sorundur. Baş ya da yüz ağrısı, burun tıkanıklığı, yeşil veya sarı burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük, yorgunluktur.  

Soğuk algınlığı:
Bulaşıcı bir enfeksiyondur. Grip virüslerinden değişik olarak soğuk algınlığı rhinovirüsler ismi verilen yüzlerce virüsten kaynaklanır. Virüsler hapşırma ve öksürme ya da kirlenmiş nesnelere dokunarak yayılır.  Ağır soğuk algınlığında mukus rengi sarı ya da yeşil olur. 

Grip: Influenza virüsünün sebep olduğu ciddi solunum yolu enfeksiyonudur. Grip virüsleri fazla sayıda ve kendilerini değiştirme yeteneğine sahip olduklarından salgınları önlemek mümkün değildir. Semptomları ise; burun akıntısı, öksürük, ateş ve titreme, üst solunum yolu tıkanıklığı, kas ve eklem ağrıları, boğaz ağrısı,  bulantı, kusma ve ishaldir. 

Zatürre: Zatürre hafif bir solunum iltihabı olabilir ya da hastanede yoğun bakım gerektirebilir. Çoğu birey 2-3 hafta içinde iyileşir. Bazı komple solunum yetmezliğinde ölümler olabilir. Belirtileri: Öksürük, nefes darlığı, sarı, yeşil ya da kanlı balgam, yorgunluk, göğüs ağrısı, üşüme ve ateştir. 
 
Plörezi:
Çoğunlukla akciğer ve göğüs boşluğu, plevra zarının bir solunum yolu iltihabıdır. İlk belirtileri, derin nefes alma ve öksürük ile artan göğüs ağrısıdır. Hareket sırasında göğüs duvarı boyunca hissedilen ağrı, nefes darlığı, yorgunluk, ateştir. 

Tüberküloz: Bakteriyel bir hastalık olup genellikle akciğerleri tutar. Bu hastalığın, akciğer dokusu iltihabı, doku kaybı, ateş, öksürük ve balgam çıkarma gibi belirtileri vardır. 

Akciğer kanseri: Akciğer kanserinin en büyük sebebi sigaradır. İkincil olaraksa solunan kirli hava veya dumandır. Bu etkenler akciğer dokusunda kötü huylu tümörlerlerin gelişmesine sebep olmaktadır.

]]>
Bronkoskop https://www.solunumsistemi.com/bronkoskop.html Mon, 29 Oct 2018 18:42:33 +0000 Bronkoskop, akciğer hastalıklarının teşhis ve tedavisinde kullanılan bir alettir. Nefes borusunun ve akciğerdeki hava yollarını oluşturan bronşiyal sistemin bronkoskoptan gözle incelenmesi işlemine de bronkoskopi denmektedir. Bronkoskop, akciğer hastalıklarının teşhis ve tedavisinde kullanılan bir alettir. Nefes borusunun ve akciğerdeki hava yollarını oluşturan bronşiyal sistemin bronkoskoptan gözle incelenmesi işlemine de bronkoskopi denmektedir. Bronkoskopi ilk olarak 20. asrın başlarında Jackson’un çalışmalarıyla başlamıştır. Günümüzde iki tip bronkoskop kullanılmaktadır. Biri Jackson'un geliştirdiği rijit bronkoskop, diğeri ise 1970’lerde geliştirilmiş olan fleksibl fiberoptik bronkoskoptur.

Bronkoskop çeşitleri ve özellikleri

Rijit bronkoskop, yaklaşık olarak 40 cm uzunluğunda, 1 cm'den küçük çapta bükülmeyen madeni bir borudan oluşmaktadır. Başlangıç  bölümünde oksijen için bir giriş adaptörü vardır. Işıklandırma dışarıdan gelen güçlü, ayarlanabilir bir kaynak aracılığıyla yapılır. Bu kaynaktan gelen soğuk ışık, borunun çeperine yerleştirilmiş kuartz çubuğu parlatarak aydınlatma sağlanır.

Fleksibl fiberoptik bronkoskop 1970’te Ikeda tarafından geliştirilmiş olan ve birçok yerde rijit bronkoskop yerine tercih edilir olmuştur. Fiberoptik bronkoskopi, akciğer ile ilgili hastalıklarının araştırılmasında en yararlı gelişmedir. Bu sayede solunum yollarının lokal anestezi altında daha kolay bir yöntemle incelenmesi mümkün olmuştur. Fiberoptik bronkoskop bükülebildiğinden bireye uygulanması daha kolaydır.

Fiberoptik cihazlarda ışığı yayan demetler ve ayrıca görmeyi sağlayan cam lifi demetleri vardır. Her demet 10 mm çapında binlerce ince cam lifinden oluşmuştur. Bir lifin ucundan giren ışık tekrarlayan dahili yansımalarla uzunluğu boyunca nakledilir. Lifte keskin bükülmeler olsa da dahili ışık kırılmaları devam eder. Görme demeti cihazın en karışık ve pahalı kısmını oluşturur.

Bronkoskop nerede kullanılır: Bronkoskopi tam teşekküllü hastanelerde göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahi uzmanlarınca yapılmaktadır. Bronkoskop ile gırtlaktan itibaren, nefes borusu, akciğerin ana bronşları, lob bronşlarından segment bronş ağızlarına kadar uzanan bölümlerin incelenmesi sağlanır. Fiberoptik bronkoskopla inceleme kolaylaşmış ve incelenen saha daha genişlemiştir. Bronkoskopide gözle incelemenin yanında, hastalıklı bölgelerden ya da şüpheli yerlerden biyopsi yapmak, bronş salgısı almak mümkündür. Alınan örnekler çeşitli laboratuvar yöntemleri ile incelenerek tanı konur.

Bronkoskopi genel ya da lokal anestezi altında yapılır. Bronkoskopi yapılmaması gereken durumlara dikkat etmek şartıyla zararsız bir uygulamadır. Bronkoskopinin yapılması gereken durumlar fazlaca olmakla birlikte genel olarak akciğer kanserinin teşhisinde kullanılmaktadır.

Bronkoskopi yapılması gereken durumlar:

  • Nedeni belirlenemeyen müzmin öksürükler, kan tükürme, yerel hışıltılı solunum gibi belirtiler ortaya çıktığında bronkoskopi zamanında yapılmalıdır. Bunlar tümoral bir olayın erken belirtisi olabilirler.
  • Akciğer kanseri şüphesi olan durumlarda.
  • Tedaviye yanıt vermeyen zatürre ya da aynı alanda tekrarlayan zatürreler.
  • Akciğere yabancı cisim kaçması şüphesi varsa.
  • Özellikle yaşlılarda akciğer apsesi ortaya çıkmışsa.

Bunların dışında tedavi ve cerrahi müdahalenin gerekip gerekmediğini tayin etmek için de bronkoskopi uygulanır.

Genel durumu bozuk olan, dolaşım ve böbrek yetmezliği olan,  akciğer hastalığının ilerlemiş olduğu durumlarda bronkoskopi uygulanmamalıdır.

]]>
Yutak https://www.solunumsistemi.com/yutak.html Mon, 29 Oct 2018 21:03:37 +0000 Yutak, Halk arasında, farinks veya geniz olarak da bilinmektedir. Burun ve ağız boşluğunun arka kısmında yer alan boşlukta bulunan bir bölümdür. Yutak, sindirim organlarından birisi olup, sindirim kanalının bir parçasıd Yutak, Halk arasında, farinks veya geniz olarak da bilinmektedir. Burun ve ağız boşluğunun arka kısmında yer alan boşlukta bulunan bir bölümdür. Yutak, sindirim organlarından birisi olup, sindirim kanalının bir parçasıdır. Yutak bölümünde gırtlak bulunur. İnsanlar tarafından alınan besinlerin yemek borusuna geçmesini sağlayan yerdir. Ayrıca solunum sisteminin içerisinde de etkin bir rolü vardır. Yutak bölümü, yetişkin kişilerde on ki on üç cm uzunluğunda olup biçim olarak tüp şekline sahip mukoza ile kaplı ve kaslı bir organdır. Yutağın üst sınır kısmı kafatasının altında, alt sınır kısmi ise altıncı boyun omuru hizasında yer alır. Yutağın en üst bölümü ise ön kısmında bulunan burun boşluğu ile bağlantı içerisindedir. Alt ucu ise yemek borusuna bağlantılı bir şekilde devam etmektedir. Yutağın yemek borusu ile bağlantı şeklinde olduğu bölge sindirim sisteminin en dar yeridir. 

Yutak bölümleri

Yutak organı üç bölümden meydana gelir bu bölümlerin sıralaması ise;
  • Nasofarinks: Yutak organının burun boşluğunun arkasında yer alan kısmına denir.
  • Orofarinks: Yutağın ağız boşluğunun arka kısmında kalan yerine denir. 
  • Laringofarinks: Yutak organının C3 ve C6 diye adlandırılan boyun omurları hizasında kalan kısmına denmektedir. 
Yutağın vücuttaki anatomik yapısı: Yutak organı çok sayıda geniş ve ön açıklıklarından dolayı yukarıdan kafa tasına yapışmış aşağıdan da yemek borusuna yapışmış bir organdır. Yukarıdan kafatası ile birleşen aşağıdan yemek borusuna tutunan yutak aynı zamanda hepsinin bir araya gelmesini sağlayarak arada sindirim ve solunumun gerçekleşmesini sağlayan ve yutkunma işlemini gerçekleştiren bir organdır. Omurun üçüncü ve altıncı omurlarına denk gelen yutak aynı zamanda birden çok organı birbirine bağlaması açısından da önemli bir yapıya sahiptir. 

Yutak kasları: Bu organ hem içeriden hemde dışarıdan bir akörtü ile kaplı kaslardan oluşan bir organdır. Yutak ta bulunan kaslar yatay kaslar, yarım çember biçiminde ve büzücü kaslardır. Ayrıca kafa tabanından dikey veya kaldırıcı kasları da vardır. Yutakta bulunan büzücü kaslar üç adettir. Bu üç kas birleşerek yutağı oluşturmaktadır. Bu kaslardan yutak üst büzücü kas, yutak organının burun parçasına uyar. Orta büzücü kas, yutağın ağız parçası kısmına uyar ve en son olarak da alt büzücü kas ise yutağın gırtlak parçasına uyar. 

Yutağın görevleri: Organın birincil görevi ağız boşluğu ile yemek borusu arasında bir kapı görevi oluşturmaktır. Ayrıca bir diğer görevi de soluk borusu ile yemek borusu arasında bir bağlantı oluşturmaktır. Ağız yolu ile nefes alıp verebilmenizi sağlayan organdır. Ağız içerisinde bulunan dil besinleri yutağa doğru iterek yutağın soluk borusunu kapatmasını büzücü kaslar ile sağlar ve gırtlak kapağı kapanır. 

Yutağın işlevi: Yutak bir çok organizma canlılarında hem solunum hemde sindirim sisteminin bir parçasıdır. Yutak, hem yiyecekleri hemde havayı geçirmesinden ötürü epiglottis adı ile bilinen ve bağ dokudan oluşan bir kapaktır. Yutma işlemi esnasında soluk borusunun kapağını kapatarak yiyeceklerin soluk borusuna geçişini engellemektedir. Ayrıca organizmalar içerisinde konuşan tek canlı olan insanlarda konuşma esnasında da etkili bir organdır.
]]>
Solunum Sisteminin Sağlığı https://www.solunumsistemi.com/solunum-sisteminin-sagligi.html Tue, 30 Oct 2018 07:20:36 +0000 Solunum sistemi sağlığı: Solunum sistemi insan vücudunda hastalıklara karşı en fazla hassas olan bölümdür. Solunum sistemlerinin yapı organlarını ağız, burun, gırtlak, yutak, gırtlak, soluk borusu, akciğer, bronşlar,ve alve Solunum sistemi sağlığı: Solunum sistemi insan vücudunda hastalıklara karşı en fazla hassas olan bölümdür. Solunum sistemlerinin yapı organlarını ağız, burun, gırtlak, yutak, gırtlak, soluk borusu, akciğer, bronşlar,ve alveoller olarak sıralayabiliriz. Özellikle kış aylarında havaların soğuması ile solunum sistemi hastalıklarında daha fazla artış görülmektedir.

Solunum sisteminin sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken hususlar:
  • Soluduğumuz havanın temiz ve tozsuz olmasına dikkat etmeliyiz, Bunun için bulunduğumuz mekanların temiz ve havadar olmasını sağlamalıyız.
  • Nefes alıp verirken özellikle soğuk havalarda yada tozlu havalarda, burundan nefes alınmalı ve ağızdan verilmelidir.
  • Sigara içilmemeli içilen ortamlarda bulunulmamalıdır. 
  • Akciğerler soğuktan korunmalıdır. 
  • Özellikle terli iken soğuktan çok çabuk etkilenilir. Terli iken soğuk ortamlarda bulunulmamalıdır.
  • Kimyasal ürünleri solumaktan uzak durulmalıdır. Ağır temizlik ürünleri çamaşır suyu, tuz ruhu, gibi kimyasalları uçucu sıvılardan yayılan gazlar solunum sistemi sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.
  • Tozlu iş ortamlarında mutlaka maske kullanılmalıdır.
  • Temiz havalarda düzenli spor yapılmalıdır. 
  • Verem gibi hastalıklardan korunabilmek için aşı olunmalıdır.
  • Bulaşıcı hastalıkları olan grip nezle gibi kişilerden uzak durulması gereklidir.
  • Alkol solunum sistemi sağlığını çok olumsuz yönde etkilediğinden mutlaka alkolden uzak durulmalıdır.
  • Mevsimine göre uygun kıyafetler giyinilmelidir. 
Solunum sisteminde oluşabilecek hastalıklar:
  • Nezle: Bulaşıcı bir hastalıktır. Öksürük, boğazda ağrı, burun akıntısı, ateş gibi belirtileri olan solunum sistemi sağlığında en fazla rastlanan hastalıktır.
  • Gırip: Virüslerin sebep olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hapşırık,burunda kaşıntı, halsizlik ve burun akıntısı gibi belirtileri olan bir hastalıktır.
  • Verem: Tüberküloz olarak ta bilinen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığa bakteriler sebep olmaktadır. Verenm an fazla akciğerlered tahribat yapmaktadır.
  • Kabakulak: Virüslerin sebep olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Kulak ve çene altından şişlik oluşturduğundan bu isim verilmiştir. Genel anlamda çocuklarda görülür. Aşı ile korunmak mümkündür.
  • Difteri: Halk arasında kuşpalazı denilir. Difteriye sebep olan mikrop boğaz ağız ve derideki küçük yaralara yerleşerek çoğalır. Boğazda şişliğe sebep olur.
  • Boğmaca: Boğmaca daha ziyade 1 ile 4 yaş aralığındaki çocuklarda görülür. Aşırı öksürük, bulantı, kusma gibi belirtileri olan bulaşıcı bir hastalıktır. Aşısı vardır.
  • Astım: Alerjilerin yada iltihapların sebep olduğu solu borusunun daralması ile ortaya çıkan nefes darlığıdır.
  • Bronşit: Bronşların içini saran zar tabakasının iltihaplanmasından kaynaklanan hastalıktır.
  • Zatürre: Alveollerin mikrop kapması ile oluşan Şiddetli göğüs ağrısı, titreme ve ateş belirtileri olan bir hastalıktır.
]]>
Solunum Sisteminin Görevleri https://www.solunumsistemi.com/solunum-sisteminin-gorevleri.html Tue, 30 Oct 2018 22:24:24 +0000 Solunum sisteminin görevleri, vücudumuzun ihtiyacı olan oksijeni almamız ve aynı zamanda vücudumuzdan atılması gereken karbondioksidin vücuttan dışarı atılmasını sağlamaktır. Canlıların yaşamsal faaliyetlerini sürdürmesi Solunum sisteminin görevleri, vücudumuzun ihtiyacı olan oksijeni almamız ve aynı zamanda vücudumuzdan atılması gereken karbondioksidin vücuttan dışarı atılmasını sağlamaktır. Canlıların yaşamsal faaliyetlerini sürdürmesi için solunum yapması gereklidir. Bu yaşamsal faaliyetin devamında görev alan organlar sırası ile burun, yutak, gırtlak, soluk borusu, bronşlar ve akciğer olarak ayrılmıştır.

Solunum sistemi organları,

Burun: Solunumun başladığı ilk bölge olan burunda kıllar, burun kanalları, ve mukus salgısını üreten salgı bezleri bulunur. Burun dışarıdan alınan havanın ısıtılmasını ve nemlendirilmesini sağlar. Burun kılları ile mukus ise havadaki toz ve mikropların tutulmasını sağlar.

Yutak: Ağızdan sonra gelen yutak üst taraftan ağız ve burun boşluğuna, alt taraftan gırtlak ve yemek boruna açılır. Yutak kas dokudan yapılmış olup 10-15 cm uzunluğundadır. Küçük dil ve bademcik burada bulunur. Burundan alınan havayı soluk borusuna, ağızdan alınan besinleri yemek borusuna iletir.

Gırtlak: Kıkırdaktan oluşan bir yapıya sahip olan gırtlak, yutaktan gelen havayı soluk borusuna iletmekle görevlidir.

Soluk borusu: Üst üste dizilmiş kıkırdaklı bir yapıya sahiptir. Görevi havanın akciğere iletilmesini sağlamaktır. Soluk borusunun içerisi zarla kaplı bir yapıya sahiptir. Bu zar toz ve mikropları tutmak için kaygan ve yapışkan bir salgı üretir. Burada tutulan yabancı maddeler balgam sayesinde dışarıya atılır.

Bronşlar: Bronşlar akciğere girince daha küçük kollara ayrılır ve bunlara bronşçuk denir. Bronşçuklar bronşlardan gelen havanın alveollere iletilmesinde görevlidir.

Akciğer: Solunum sisteminin temel organıdır. Sağ akciğer ve sol akciğer olarak ayrılmıştır. Akciğer, dışarıdan alınan havadaki oksijen gazını kana veren, kandaki karbondioksit gazını alan yani gaz alışverişini sağlayan organdır. Akciğerde gaz alışverişini gerçekleştiren yapılar ise alveollerdir. Dışardan alınan hava akciğerdeki alveollere dolar ve etrafındaki kılcal damarlara geçer. Kılcal kan damarlarındaki karbondioksit gazı da alveollere geçerek solunumu tamamlamış olur.
]]>
Balıkların Solunum Sistemi https://www.solunumsistemi.com/baliklarin-solunum-sistemi.html Wed, 31 Oct 2018 13:34:07 +0000 Balıkların solunum sistemi, balıklarında aynı insanlar gibi yaşamak için, oksijene ihtiyaçları vardır. Hücreleri olup ta oksijen ihtiyacı olmayan bir canlı türü yoktur. Balıklarda solunum ağızlarına aldıkları Balıkların solunum sistemi, balıklarında aynı insanlar gibi yaşamak için, oksijene ihtiyaçları vardır. Hücreleri olup ta oksijen ihtiyacı olmayan bir canlı türü yoktur. Balıklarda solunum ağızlarına aldıkları suyu, solungaçları arasından geçirerek, sudaki oksijeni ayrıştırarak yapılır. Balina bu gruba dahi değildir. Balinalar diğer memeliler gibi akciğer solunumu yaparlar.

Balıklarda solunum sitemi nasıl çalışır 

Balıklarda solunum sistemi, su ve kan damarları arasındaki dış solunum ve kan ile dokular arasındaki iç solunum olmak üzere iki kısma ayrılır. Balıkların solunum organı solungaçladır. Solungaçlar kemikli balıklarda her bir tarafta 4 adet solungaç yayı üzerinde, lampiridler de ise 7 ayrı solungaç yayı üzerinde bulunurlar. Solungaç boşluğunda yer alan solungaçlar, operkulum adı verilen bir örtü ile korunurlar. Bir solungaç yayının konkav adı verilen tarafında büyüklük ve sayıları balık türüne göre değişiklik gösteren solungaç dikenlerinden, diğer tarafı ise kılcal kan damarları ile döşenmiş olan solungaç lamellerinden oluşur. Lameller her bir solungaç yayı üzerin de bir çift sıra olarak yer alırlar. Balıklar da dış solunum yani, suda erimiş oksijenin kan tarafından emilmesi, ve kandaki karbodioksitin suya verilmesi (yani gaz alış verişi) solungaç lamellerinde bulunan kılcal kan damarları sayesinde gerçekleşir. Balıklarda solungaçların daima nemli olarak kalması gerekir. Bu yüzden balıklar sürekli ağızlarını açıp kapatarak nemli kalmayı sağlarlar. Yani ağız solungaçlar da su sirkülasyonunun devamını sağlamak ve bunu solungaç boşluğuna ulaştırmak için devamlı açma kapama hareketini yapar.

Solungaç lamelleri kılcal damarlar ile kaplı olduğu için sudan ağız yolu ile giren oksijeni tutar, dokularından getirdiği karbondioksiti suya bırakır. Balıklar da genel solunum organı solungaçlardır fakat, bazı türlerde bağırsak içindeki özel kıvrımlar solunma yardımcı organlardır. Bu tür balıklar oksijensizliğe karşı çok dayanıklıdırlar. Solunum sırasında oksijen alıp karbondioksiti suya verebilmek için solungaçların daima nemli olması gerekir. Havadaki oksijen miktarı çok fazla olmasına karşılık solungaçlar kuru kalınca balıklar oksijensizlikten hemen ölürler. Balığın havadaki oksijenle de yaşayabileceğini biliyor muydunuz. Ama bunun tek şartı solungaçların nemli olmasıdır. Bundan dolayı bazı balık türleri ortamın nemli tutulması koşulu ile uzak yerlere bile canlı olarak ulaştırılabilmektedirler. Balıklar sudaki ani ısı değişimlerinde vücutlarını yeni duruma derhal adapte edemeyeceklerinden hemen ölürler. Bu durum için akvaryum balıklarını örnek olarak gösterebiliriz.

Balıkların kafalarının iki yanında yer alan solungaçlar, solungaç yayları üzerinde bulunan ve sıvı şeklinde bir doku olan, kan yönünden oldukça zengin solungaç ipliklerinden meydana gelmektedir. Solungaç iplikleri karbondioksiti dışarı atıp, oksijeni içeri alarak kanın oksijen yönünden zenginleşmesini ve böylece damarlar sistemi ile tüm vücuda ulaşmasını sağlarlar.

]]>
Solunum Sistemi İlaçları https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi-ilaclari.html Thu, 01 Nov 2018 11:38:01 +0000 Solunum Sistemi, insan vücudunun önemli sistemlerinden dir. Bu sistem yaşam boyu gaz alışverişini sağlayarak, sürekli görev yapar. Solunum sisteminde; Burun, gırtlak, yutak, akciğer,soluk borusu ve bronşlar bulunur.  Solunum Sistemi, insan vücudunun önemli sistemlerinden dir. Bu sistem yaşam boyu gaz alışverişini sağlayarak, sürekli görev yapar. Solunum sisteminde; Burun, gırtlak, yutak, akciğer,soluk borusu ve bronşlar bulunur. 

Solunum sistemi hastalıkları, 

Öksürük, balgam, bronşlarda daralma, solunumun ritminde değişiklik gibi belirtilerle ortaya çıkar. 

Solunum sistemi ilaçları; Solunum sisteminde en etkili ilaçlar antitüsif (öksürük kesiciler), bronkodilatörler (bronş gevşeticiler) ve ekspektoran (balgam söktürücüler) dir. 
  • Antitüsif ilaçlar: Öksürük refleksini azaltan ilaçlara antitüsif ilaçlar denir. Afyon bitkisinden elde edilir. Öksürük merkezini inhibe ederek antitüsif etki oluşturur.
  • Ekspektoran ilaçlar: Bitkisel kaynaklı ilaçlardır. Solunum yollarında birikmiş olan balgamı sulandırarak yapışkanlığı azaltır. Öksürükle beraber balgamın dışarı atılmasını kolaylaştırır. Ekspektoran ilaçları kullanırken bol sıvı içecekler alınması bronş salgısını arttırdığı için daha etkili olacaktır. Bu ilaçların bazıları yüksek dozda alındığında kusturucu etki gösterir.
  • Bronkodilatör ilaçlar: Bronşlardaki düz kasları gevşeterek solunum yollarını genişleten ve hava geçişini kolaylaştıran ilaçlardır. Bu ilaçlar inhalasyon şeklinde lokal olarak uygulanır. Ağız boşluğuna püskürtülen ilacın içeri çekme zamanı önemlidir. Bu tür ilaçlar sayesinde akciğer ve bronşlar genişler. Solunum yollarının derin bölümlerine kadar giderek etkili olur.
]]>
Burun Solunum Sistemi https://www.solunumsistemi.com/burun-solunum-sistemi.html Thu, 01 Nov 2018 18:35:08 +0000 Burun solunum siteminde ki organları sıralayacak olursak birinci sıraya akciğeri koyabiliriz. Akciğer bir sünger gibi büzülüp şişebilir kaburgalarımızın altında bulunur. Akciğer rengi kişiden kişiye değişir sigara kullanan Burun solunum siteminde ki organları sıralayacak olursak birinci sıraya akciğeri koyabiliriz. Akciğer bir sünger gibi büzülüp şişebilir kaburgalarımızın altında bulunur. Akciğer rengi kişiden kişiye değişir sigara kullanan insanlarda bu koyu bir renk halini alırken sigara kullanmayan insanlarda pembeye yakındır. Sigara içmediği halde akciğerlerinde kararma yaşanan insanlar olabilir. Bunun sebebi yoğun şekilde hava kirliliğine maruz kalmış olmalarıdır. Karbondioksit ve oksijenin takas edildiği bu işlemi gerçekleştiren düzene solunum sistemi adı verilir.

Solunum Nasıl Gerçekleşir 

Bu sistemde vücuda iki yoldan oksijen girişi olur. Bunlar ağız ve bulundur. Ağız ya da burun yoluyla alınan oksijen sırayla belirli noktalardan geçer. Yutak, gırtlak ve soluk borusundan geçen oksijen son olarak akciğerlere gelir. Akciğer de bulunan bronş ve bronşcuklardan geçerek alveollere gelir buradan da kana karışır. Kana karışan oksijen hücrelere iletilirken aynı şekilde karbondioksit kan aracılığıyla alveollere geri gelir. Burada bronş ve bronşcuklardan geçerek sırasıyla soluk borusu, gırtlak ve yutağı takip eder. Son olarak ağız ve burun yoluyla dışarı atılır.

Solunum Sistemi Hastalıkları 

Solunum sistemi hastalıklarını tetikleyen birçok sebep vardır. Bunları enfeksiyon, ırk, cinsiyet, genetik yapı, kötü hava koşulları, sigara içme ve yoğun olarak sigara dumanına maruz kalma şeklinde sıralayabiliriz. Koah, akciğer kanseri, astım, zatürre, tüberküloz solunum hastalıklarına örnektir. Tüberküloz bakteri yoluyla bulaşan hastalıklardandır. Balgam, öksürük ve deride bozulma gibi belirtileri vardır. Gelişmişlik düzeyi düşük toplumlarda, toplu yaşam gösteren gruplarda, cezaevlerinde ve askerlik ortamında görülür.
]]>
Solunum Sistemi Yapımı https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi-yapimi.html Fri, 02 Nov 2018 03:40:45 +0000 Solunum sistemi yapımı, Canlıların yaşamaları ve gelişmeleri için alınan oksijenin, ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sermek için bilimsel deneyler yapılmaktadır. Canlıları kısımlandıracak olursak, bitkiler ve insanl Solunum sistemi yapımı, Canlıların yaşamaları ve gelişmeleri için alınan oksijenin, ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sermek için bilimsel deneyler yapılmaktadır. Canlıları kısımlandıracak olursak, bitkiler ve insanlar üzerinde bilimsel araştırmalar sonucu deneyler yapılır. Bitkilerin solunum sistemi insanlara göre farklıdır. Bitkiler güneşten aldıkları enerji ile fotosentez gerçekleştirir. İnsanlarda ise akciğerlerimiz tarafından alınan oksijen ile solunum gerçekleşmektedir. Ve böylece vücudumuzun çalışması sağlanır. Alınan bu oksijenle hücreler kendini yeniler ve organlarımızın rutin bir şekilde çalışmasını sağlar. Bunun sonucunda sağlıklı bir şekilde hayatımızı sürdürürüz. Solunumun hayatımızda ki önemini vurgulamak amacıyla gerçekleştirilen bu deneylere örnek verecek olursak; ilk olarak akciğerlerimizin solunumu gerçekleştirirken, vücudumuza yaptığı katkıyı anlamak için yapılan deneyi inceleyelim. Akciğerlerimizin nasıl solumu gerçekleştirdiği ile ilgili deney;

Solunum sistemi yapımı için gerekli malzemeler:
  • Bir adet plastik şişe (2lt)
  • Üç adet lastik
  • İki tanesi küçük, biri büyük olacak şekilde balon
  • Plastik şişesinin içinden geçecek kadar Y şeklinde boru
  • Bant
Deneyin yapılışı:
  • Öncelikle plastik şişenin ortasından kesin.
  • Y şeklindeki borunun iki ucuna küçük balonları hava almayacak bir şekilde sıkıca bantlayın.
  • Borunun diğer ucunu plastik şişenin kapak kısmından geçirerek hava almayacak şekilde iyice monte ediniz.
  • Diğer büyük balonu da ortadan kesip şişenin alt kısmına bant ile yapıştırın.
  • Yapıştırılmış olan büyük balonu aşağı doğru çekerek bırakınız.
Böylece plastik şişenin içinde kalan iki tane balonun aldığı şekli gözlemleyebilirsiniz. Bu deneyi yorumlayacak olursak; plastik şişenin içinde kan iki tane balon, akciğerlerimizi temsil etmektedir. Büyük balon ise diyafram dediğimiz solunumu gerçekleştiren diğer organımızdır. Diyafram istem dışı çalışır. Her seferinde balonu çekip bıraktığımızda akciğerlerimizin nasıl şekil aldığını ne kadar düzenli çalıştığını gözlemleyebiliriz. 
Bitkilerde ise solunum fotosentezle gerçekleşir. Bunun içinde güneş enerjisine ihtiyaçları vardır. Bitkiler solunumu gerçekleştiremedikleri takdirde sararmalar olur. Nişasta üretemezler ve ayrıca gelişimleride gerçekleşmez.

Bitkilerde solunum sistemi yapımı için gerekli malzemeler:
  • Bir adet saksı bitkisi, yaprakları bol olan bir bitki tercih edilmelidir.
  • Bir adet tentürdiyot
  • Alüminyum kağıt
Deneyin yapılışı:
  • Saksıdaki bitkinin bir yaprağına güneş almayacak şekilde alüminyum kağıtla sarın.
  • İki üç gün kadar evinizin güneş alan bir yerinde bitkiyi bırakıp bekletin.
  • Üç günün sonunda alüminyum kağıtla sardığımız yaprağa tentürdiyot damlatın.
  • Herhangi bir güneş alan yaprağa da tentürdiyot damlatın.
Sonuç olarak; Tentürdiyot damlattığınız yapraklarda nişasta üretimi ani şekilde arttığı için, tentürdiyot damlattığınız yaprakta renk değişimi çok kısa sürede gerçekleşir. Fakat alüminyum kağıda sarılan yaprak güneş almadığından, bu sürede yaprakta sararma meydana gelmiştir. Artık o yaprak ölmüştür. Yani tentürdiyot damlattığınızda hiç bir reaksiyon göstermez artık. Sonuç olarak solunum sistemi yapımı deneylerinde gördüğümüz gibi hayatımıza devam edebilmemiz için vücudun oksijene ihtiyacı vardır. Buda solunum yolları ve akciğerlerle gerçekleşir.
]]>
4 Sınıf Solunum Sistemi https://www.solunumsistemi.com/4-sinif-solunum-sistemi.html Fri, 02 Nov 2018 22:31:28 +0000  4 Sınıf solunum sistemi, canlıların yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmeleri için enerjiye ihtiyaçları vardır. İhtiyaç duyulan bu enerji daha çok besinlerden karşılanmaktadır. Hücre içerisinde besinlerden enerjinin  4 Sınıf solunum sistemi, canlıların yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmeleri için enerjiye ihtiyaçları vardır. İhtiyaç duyulan bu enerji daha çok besinlerden karşılanmaktadır. Hücre içerisinde besinlerden enerjinin üretilebilmesi için, besinlerin oksijen ile parçalanması gerekmektedir.
Hücre içerisinde besin maddelerinin oksijen gazı kullanılarak parçalanması ve enerji üretilmesine solunum denilmektedir. Solunum için besin ve oksijen ihtiyaçtır ve solunum sonucu ise hücrelerde karbondioksit gazı,  su ve enerji açığa çıkarı. Solunum sonucunda üretilen enerji yaşamsal faaliyetlerde kullanılırken karbondioksit gazı ve su ise hücre dışına atılır.

4 Sınıf hücre içi solunum sistemi,

Hücrenin içerisindeki solunum olayı için gerekli olan oksijen gazının havadan alınarak kana verilmesini, kandaki karbondioksit gazının alınarak dışarıya atılmasına yardımcı olan sisteme solunum sistemi denir.

Solunum sistemini oluşturan organlara ise solunum sistemi organları denilmektedir. İnsanlarda solunum sistemi organları sırayla şöyledir; burun, gırtlak, yutak,  soluk borusu, bronşçuk, bronş ve akciğerlerden oluşmaktadır. Solunum sisteminin yardımı ile havadan alınan oksijen gazını kana veren, kandaki karbondioksit gazını alarak solunum sistemine ileten organa solunumun temel organı denilmektedir. İnsanlarda solunumun temel organı akciğerlerdir.

Solunum sistemi soluk alma ve verme olayları sayesinde çalışmaktadır. Solunum için gerekli oksijen gazının dışarıdan alınarak kana verilmesine soluk alma, kandaki karbondioksit gazının alınarak dışarıya atılmasına soluk verme denir. Solunum ve soluk alıp verme kavramları aynı değildir. Solunum hücre içi solunum olayıdır, soluk alıp verme ise hücre dışı solunum olayıdır.

4 Sınıf solunum sistemi organları,

İnsanların burun, yutak, gırtlak, soluk borusu ve akciğerler solunum sistemi organlarıdır.

 Burun; Dışarıdan alınan havanın solunum sistemine ilk girdiği yerdir hem solunum sisteminin başlangıç organı hem de koku alma duyu organıdır

Yutak; ağızdan sonraki boşluktur. Üst taraftaki ağız ve burun boşluğuna, alt taraftan gırtlak ve yemek borusuna açılmaktadır. Yutak kas dokudan yapılmış olup 10 – 14 cm uzunluğundadır. Yutak, burundan alınan havayı soluk borusuna, ağızdan alınan besinleri yemek borusuna ileten organdır.

Gırtlak;Soluk borusu ve yutak arasında bulunan, kıkırdaktan yapılan, ses kutusu olarak ta bilinen organdır. Gırtlak, solunum olayı için alınan havanın soluk borusuna, besin maddeleri ile suyun da yemek borusuna iletimini sağlar.

Soluk borusu; Gırtlak ile akciğerler arasında bulunan ve kıkırdaktan yapılan 10 – 13 cm uzunluğundaki organdır. Soluk borusu, at nalı biçiminde olan ve üst üste dizilen kıkırdak halkalardan oluşmaktadır.  

Akciğerler; Göğüs boşluğunda bulunan, açık pembe renkli, esnek, büyüyüp küçülen, sağda ve solda birer tane olmak üzere toplamda iki tane olan solunum sisteminin temel organıdır.

]]>
Solunum Sistemi Konu Anlatımı https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi-konu-anlatimi.html Sat, 03 Nov 2018 04:47:50 +0000 Solunum sistemi konu anlatımı, canlılar yaşamsal olarak faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duymaktadırlar. İhtiyaç duyulan bu enerji besinlerden karşılanmaktadır. Hücre içinde besinlerden enerjinin üretebilmesi Solunum sistemi konu anlatımı, canlılar yaşamsal olarak faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duymaktadırlar. İhtiyaç duyulan bu enerji besinlerden karşılanmaktadır. Hücre içinde besinlerden enerjinin üretebilmesi için besinlerin oksijenle parçalanması gereklidir. Hücre içinde besin maddelerinin oksijen gazı kullanarak parçalanması yada enerji üretilmesine solunum adı verilmektedir. Solunum için besin yada oksijen gereklidir veya solunum sonucuysa hücrelerde su ve karbondioksit gazı veya enerji açığa çıkabilmektedir. Solunum sonucu üretilebilen enerji yaşamsal faaliyetlerde kullanırken su yada karbondioksit gazı ise hücrenin dışına atılabilmektedir. 

Solunum sistemi konu anlatımı

Hücre içi solunum olayının denklemi, hücre içinde solunum olayı için gerekli olan oksijen gazının havadan alınarak kana verilmesini ve kandaki karbondioksit gazının da alınarak havaya atılmasını sağlayan sistemlere solunum sistemi adı verilmektedir. Solunum sistemini oluşturan organlara solunum sistemi organları denilmektedir. İnsanlarda solunum sistemleri organı sırayla burun, yutak, gırtlak, soluk borusu, bronş, bronşcuk ve akciğerlerdir. Solunum sistemiyle dışarıdan alınan havadaki oksijen gazını kana veren kandaki karbondioksit gazını da alarak solunum sistemine ileten organa solunum temel organı adı verilmektedir. İnsanlarda solunum temel organı akciğerlerdir. İnsanlarda diyafram kası, göğüs kasları yada kaburgalar solunum sistemine yardımcı olan yapılardır. Solunum sistemi nefes alma veya verme olayları sayesinde çalışmaktadır. Solunum için gerekli olan oksijen gazının havadan alınarak kana verilmesine nefes alma kanda olan karbondioksit gazının alınarak dışarı atılmasına nefes verme adı verilir. Solunum veya soluk alıp verme olayları aynı kavramlar değildir. Solunum hücre içi solunum olayı soluk alıp verme hücre dışı bir solunum olayıdır.

Solunum sistemi organları, İnsanlarda burun, yutak, gırtlak, soluk borusu ve akciğerler solunum sistemi organıdır. 

Burun: Dışarıdan alınan havanın solunum sistemlerine ilk girdiği yer olup hem solunum sisteminin başlangıç organı hem koku alma duyu organlarıdır. Havanın ısıtılıp nemlendirilmesini burun kanalları, havadaki toz yada mikropların tutulması ise burun kılları yada sümük salgısı sağlamaktadır.

Yutak: Yutak, ağızdan sonra gelen boşluktur. Üst taraftan ağız yada burun boşluğuna alt taraftan gırtlak yada yemek borusuna açılmaktadır.

Gırtlak: Soluk borusu ile yutak arasında bulunan, kıkırdaktan yapılan, ses kutusu da adı verilen organdır. Gırtlak solunum olayı için alınan havanın da soluk borusuna besin maddeleri ile suyun da yemek borusuna iletilmesini sağlar.

Nefes borusu: Gırtlak ile akciğerler arasında bulunan, kıkırdaktan yapıda 10-12 cm uzunluğundaki borudur.

Bronşlar: Soluk borusu akciğerler girmeden önce iki kola ayrılmaktadır. Bu kolların her birine bronş adı verilir.

Bronşcuklar: Bronşlar akciğerlere girdikten sonra daha küçük ve birçok kola ayrılmaktadır. Bu kollardan her birine bronşcuk adı verilmektedir. 

Akciğerler: Kalple birlikte göğüs boşluğunda bulunan açık pembe renkli esnek olan büyüyüp küçülebilen sağda ve solda birer tane olacak şekilde toplam 2 tane olan solunum sisteminin temel organlarıdır.
]]>
Solunum Sistemi Elemanları https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi-elemanlari.html Sun, 04 Nov 2018 02:32:05 +0000 Solunum sistemi elemanları, solunum sistemi canlıların yaşamlarını sürdürebilmesi için gereklidir. Solunum olayları yaşamsal faaliyetlerin devamlılığı açısından oldukça çok önemlidir. Solunum sisteminin temel görevi v Solunum sistemi elemanları, solunum sistemi canlıların yaşamlarını sürdürebilmesi için gereklidir. Solunum olayları yaşamsal faaliyetlerin devamlılığı açısından oldukça çok önemlidir. Solunum sisteminin temel görevi vücudumuz için gerekli olan oksijeni havadan alarak oluşan bu karbondioksiti vücuttan uzaklaştırmaktır. Vücudumuzda taşımı kan dolaşımı ile gerçekleşen oksijen ve karbondioksit solunum sistemimiz için çok fazla önem taşımaktadır. Ayrıca solunum sistemi bu temel görevi dışında başka görevleri de bulunmaktadır. İnsanların ve diğer canlıların konuşma sesinin oluşmasını ve mikroplara karşı vücudu koruma işlevini de görmektedir. Örnek verecek olursak söylediğimiz her kelime için akciğerler içerisindeki havanın ses tellerini titretmesi durumunda meydana gelir. Yani bu şekilde canlıların ses yetenekleri oluşur.

Solunum sistemindeki elemanlar solunum olayını gerçekleştirir. İnsanda solunum sistemi elemanları sırası ile burun, yutak, gırtlak, soluk borusu ve akciğerlerden oluşur. Bazı insanlarda görülen solunum yolları hastalıkları bu solunum elemanlarının herhangi birinin çalışmaması durumunda da canlılar yaşamsa faaliyetlerini sürdürseler de bu solunum elemanlarının bazıları olmadan insan yaşamını sürdüremez. Bu sebeple solunum sistemi her insan için çok büyük önem taşımaktadır. İnsanın fiziksel etkinliklerinin artmasının yanında solunum hızı da arttığı için ağız da solunuma dahil edilebilir. Yani vücudun ihtiyacı olduğu durumlarda solunum için gerekli olan havayı ağızdan da alabiliriz. Bu sebepten dolayı ağza, solunuma yardımcı elemanda denilir.

Solunum Sistemi Elemanları ve Görevleri

  • Burun: Alınan havanın vücuda yani solunum sistemine ilk girdiği elamandır. Solunum sisteminin başlangıç elamanı olan burun aynı zamanda koku alma görevini de görür. Burundan alınan hava her insan için çok daha sağlıklıdır. Çünkü burunda burun kılları, sinüsler dediğimiz burun kanalları, mukus sıvısını üreten salgı bezleri bulunur ve bu şeyler dışarıdan alınan havanın ısıtılmasını, nemlendirilmesini, mikropların ve tozların tutulmasını sağlar. Havanın ısıtılıp nemlendirme işlevini burun kanalları, havadaki mikropların ve tozların tutulma işlevini ile burun kılları ve mukus sıvısı yani sümük salgısı sağlar.
  • Yutak: Ağızdan sonra gelen boşluğa yutak adı verilir. Ağız ve burun boşluğu ile soluk ve yemek borusunun arasında bulunan bir geçiş bölgesidir. Yutak üst bölgeden ağız ve burun boşluğuna, alt bölgeden ise soluk ve yemek borusuna açılır. Yutağın ağız ile ilişkili olduğu bölgede bademcikler ve küçük dil bulunur. Yutağın görevi ise ağız ya da burundan solunan havanın soluk borusuna geçişini, yemeklerin ise yemek borusuna geçişini sağlar.  
  • Gırtlak: Boynun ön tarafında, soluk borusu ile yutağın arka tarafında bulunur. Kıkırdaktan oluşup, ses kutusu adını da alır. Gırtlak, besin maddelerinin yemek borusuna, solunum olayı için alınan havanın soluk borusuna iletilmesini sağlar. Ses tellerini içerir ve konuşma sırasında ses çıkarılmasından sorumlu elemanıdır. Ses tellerini içerir ve soluk verme sırasında dışarıya atılan havayla gırtlakta bulunan ses telleri titreşerek sesin oluşumu sağlanır.
  • Nefes (Soluk) Borusu: Yemek borusunun ön tarafında yer alır ve bronşlara kazar uzanan, kıkırdaktan oluşan elamandır. Nefes borusu, gırtlaktan gelen havanın akciğerlere taşınmasını, havanın burada ısıtılıp nemlendirilerek havadaki mikrop ve tozların tutulmasını sağlar. Bu toz ve mikroplar titrek tüycükler hücreleriyle tutularak, balgam sayesinde dışarı atılır.
  • Akciğer: Kalple birlikte göğüs boşluğunda bulunan, esnek, büyüyüp küçülebilen, açık pembe renkli toplam iki tane olan solunun sisteminin en temel elamanıdır. Akciğerler, solunum esnasında alınan havanın kana karışmasını sağlar. En zor tedavisi olan elaman akciğerlerdir.

]]>
Sigaranın Solunum Sistemine Zararları https://www.solunumsistemi.com/sigaranin-solunum-sistemine-zararlari.html Sun, 04 Nov 2018 13:31:34 +0000 Sigaranın solunum sistemine zararları, sigara içilirkendumanı akciğerlere çekildiğinden dolayı dumanın içerdiği partikül yada gaz şeklinde tahriş edici olan maddeler solunum sistemine direk olarak etkileyebilmektedir. Böyle Sigaranın solunum sistemine zararları, sigara içilirkendumanı akciğerlere çekildiğinden dolayı dumanın içerdiği partikül yada gaz şeklinde tahriş edici olan maddeler solunum sistemine direk olarak etkileyebilmektedir. Böylece sigara ağız veya burundan başlayacak şekilde akciğer alveollerine kadar uzanabilen solunum sisteminin her bölümünde bir çok hastalığa neden olabilmektedir. Solunum sistemi irritasyonunun en önemli olan nedeni olan sigara dumanı bronkopulmoner fonksiyonu da şu şekilde etkilemektedir;

Trakea yada bronşların örten ve titrek tüylü epitel olan hücrelerin görevi hava yollarına giren yabancı olan maddelerin mukusla birlikte dışarı atılmasını sağlar. Sigara dumanının inhalosyonu mukus bezlerinin fonksiyonunu da etkileyerek fiziksel veya kimyasal olan yapılarındaki bozukluklara neden olabilmektedir. Böylece solunum sisteminin bu önemli olan savunma mekanizmasının işi güçleşmektedir. 
Mukus hücreleri hipertrofiye olarak aşırı olan mukus salgılamaya başlamıştır. 
Bronşial olan duvarlar kalınlaşarak elestikiyetlerini kaybetmektedir. 

Sigara solunum sistemini nasıl etkiler

Oksijen yada karbondioksit alışverişini sağlayan alveolo -kapiller membranlar kalınlaşır veya yırtılabilmektedir. Böylece amfizem veya çeşitli akciğer problemleri ortaya çıkmaktadır. Sigaranın yaptığı değişiklik farenjit, larenjit veya ses değişikliğine neden olmaktadır. Tahrişin sürmesi halinde bu hastalıklar da kronikleşmektedir. Sigara içenlerde sık sık rastlanan semptomlar öksürük, balgam, nefes darlığı yada hırıltılı solunumlardır. 

Sigaranın solunum sistemine zararları, semptomlar üzerine içilen günlük sigara sayısının etkili olduğu belirtilir. Ayrıca kronik bronşit, amfizen, larinks veya akciğer kanserleri ve sigarayla yakın ilişkili solunum sistemi hastalığıdır. Gırtlak kanseri sigara içenlerde sigara içmeyenlere oranla 10 kat daha fazla görülmektedir. Akciğer kanseri sigara içme süresi yada bir günde içilen sigara sayısıyla birlikte artış göstermekte olup sigarayı bırakmayla birlikte azalmaktadır. Dünyada artan akciğer kanserinin %90'nından sigara sorumludur. Sigara kullananların grip, nezle, soğuk algınlığına yakalanma olanağı, sigara içmeyenlere göre %60 daha fazladır. Sigara kullanmayan bir kişinin ciğeri pembe canlı ve sağlıklı bir şekilde dururken sigara kullanan kişinin akciğere siyah yada hastalıklı olarak gözükmektedir. Diğer solunum organlarına ölümcül olan hasarlar bırakabilmektedir. Gırtlak kanseri görülen kişilerin %95'i sigara içen kişilerdir. 
]]>
6 Sınıf Solunum Sistemi https://www.solunumsistemi.com/6-sinif-solunum-sistemi.html Sun, 04 Nov 2018 15:27:47 +0000 6 sınıf solunum sistemi, canlılar hayatta kalabilmek için su, hava ve besinleri kullanmak zorundadırlar. Kan, hücrelere taşınabilmesi için besine ve oksijene ihtiyaç duyar. Besin ve oksijen enerji üretmek için kullanılır. Ha 6 sınıf solunum sistemi, canlılar hayatta kalabilmek için su, hava ve besinleri kullanmak zorundadırlar. Kan, hücrelere taşınabilmesi için besine ve oksijene ihtiyaç duyar. Besin ve oksijen enerji üretmek için kullanılır. Havada bulunan oksijen gazı besinlerinin parçalanması, enerjinin oluşumu için etkin rol oynamaktadır. Canlıların ve bitkilerin solunumu sonucunda su ve karbondioksit gibi atık ürünler açığa çıkar. Oluşan enerji vücutta kullanılırken, karbondioksit ve su vücut dışına atılır. Havadaki gerekli gazları hücrelere ulaştırmak ve atık gazları vücut dışına atmak için bir araya gelen sisteme solunum sistemi denilir. Solunum sistemi yaşam boyu gaz alışverişinde bulunarak, sürekli görev yapar.

6 Sınıf Solunum Sistemi Yapısı

İnsanlardaki solunum sistemi burun ile akciğer ve akciğerlere hava taşıyan borulardan meydana gelmiştir. Akciğerlere hava taşıyan borular burun ve ağızla bağıntılı bir yapıdadır. 6 sınıf solunum sistemi burun, yutak, gırtlak, soluk borusu ve akciğerlerden meydana geldiği bilinmelidir. ilerleyen sınıflarda daha ayrıntılı bir şekilde görülür. 
  • Burun: Solunum sisteminin ilk organı burundur. Burun içinde kıllar, sümüksü sıvı bulunan kıvrımlı kanallar ve kılcal kan damarlarından meydana gelmektedir. Burundaki mukoza denilen sümüksü sıvı, koku alımında havadaki polen, toz ve mikropların tutulmasını ve havanın nemlendirilmesini sağlar. Burun kılları, bir çeşit süzgeç gibi havadaki zararlı maddeleri tutmayı sağlar. Burun içeresindeki yoğun kan damarları ise, havanın burundan geçişi sırasında ısıtılmasını sağlar. Burunun görevleri arasında, solunan havanın kokusunu algılama, solunan havayı vücut sıcaklığına kadar ısıtma, solunan havayı nemlendirme ve havanın temizlenmesini sağlar.
  • Yutak: Soluk borusu ile yemek borusunun birleştiği bir kavşak görevi yapmaktadır. Yapısında özel, hareketli kapakçık bulunur. Yutağın görevi, solunan havanın soluk borusuna, yutulan lokmanın ise yemek borusuna iletilmesini sağlar. Ayrıca grip ve nezle gibi solunum hastalıkları durumunda burun tıkanmış olabileceği için, bir süreliğine nefesin ağızdan alımını sağlar.
  • Gırtlak: Soluk borusunun başlangıcında bulunan kıkırdaklı yapıya gırtlak denilir. Yani yutak ile soluk borusu arasında bulunan ses kutusudur. Burada esnek ses telleri bulunur ve konuşmamızı sağlar. Ses telleri soluk verme esnasında titreşerek, konuşma sesinin oluşumunda rol oynar.
  • Soluk Borusu: Gırtlak ile akciğer arasında uzun kanal şeklinde hava taşıyan yapılar soluk borusu diye adlandırılır. Soluk borusunun yapısında, üst üste dizilmiş kıkırdak halkalar, düz kaslar ve nemli bir zar bulunur. Nemli zar tabakası mikropları ve tozları tutarak balgam şeklinde yutağa doğru iletmede yardımcıdır. Soluk borusunda bulunan kıkırdak halkalar soluk borusunun her zaman açık kalmasını sağlayan yapıdır.
  • Akciğerler: Solunum sisteminin en temel organı akciğerlerdir. Akciğerler göğüs boşluğunda bulunarak, çevresindeki minik kafesler tarafından korunur. Akciğerlerin yapısı süngere benzer bir niteliktedir ve hacmi büyüyüp küçülebilir. Akciğerlerin dışı ile sağlam bir zarla kaplı olup, bu zar onu dış etkilerden korur.
Solunum Sistemi Sağlığının Korunması İçin Neler Yapılmalı
  • Havası temiz olan yerlerde bulunulmalıdır. Nemli ve rutubetli ortamlardan uzak durulmalıdır.
  • Sigara, uyuşturucu ve alkol gibi zararlı maddelerden kaçınılmalıdır. Aksi taktirde solunum güçlüğüne, kalp krizine ve akciğer kanserine sebebiyet verebilir.
  • Terliyken üşütülmemelidir.
  • Balgam ve tükürük gibi salgılar yere bırakılmamalıdır.
  • Vereme karşı BCG aşısı yaptırılmalıdır.
  • Soğuk havalarda nefes ağızdan değil burundan alınmalıdır.
]]>
Akciğer Solunum Sistemi https://www.solunumsistemi.com/akciger-solunum-sistemi.html Mon, 05 Nov 2018 05:27:50 +0000 Akciğer solunum sistemi, içerisinde önemli bir yere sahip olan organımızdır. Solunum sistemi sadece nefes alıp vermek gibi basit bir işlevi yerine getirmemektedir. Solunum sistemi bu görevini yerine getirirken vücut için gerek Akciğer solunum sistemi, içerisinde önemli bir yere sahip olan organımızdır. Solunum sistemi sadece nefes alıp vermek gibi basit bir işlevi yerine getirmemektedir. Solunum sistemi bu görevini yerine getirirken vücut için gerek duyulan oksijen ve besinlerin de hücrelere ulaştırılması görevini üstlenir. Hücrelerde bulunan bu besinler oksijen aracılığıyla yakılır ve enerjiye çevrilir. Anılan bu işleme ise solunum adı verilmektedir. Solunumun oluşması esnasında ise bir kısım atıklar meydana gelir. Bu atıklar karbondioksit-sudan oluşur. Bu atıklar vücutta kullanılmadığı için bir süre sonra dışarıya atılır. Solunum denilince ilk aklımıza gelen organımız akciğer olsa da solunum işlevinin yerine getirilebilmesini sağlayan bir çok organımız bulunmaktadır. Bu organlar gırtlak, yutak, soluk borusu ve burundur. Akciğer sağ akciğer ve sol akciğer olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. 

Solunum sistemi içerisinde akciğerin işlevi ve görevleri nelerdir

Akciğer denilince ilk akla gelen şey yaşamak yani nefes alabilmektir. Akciğerin insan vücudundaki en önemli görevi nefes alıp verebilmektir. Bize göre saniyeler içinde gerçekleşen ve pek de kıymetini anlayamadığımız bir nefes alıp verme olayı bile mucizelerle doludur. Akciğer öncelikle vücuda oksijen alımını sağlar daha sonra bu oksijenden geriye kalan karbonmonoksit adı verilen maddenin de dışarıya atılmasına yardımcı olur. Akciğer sayesinde vücuda giren oksijen ve besinlerin yakılması sonucunda vücudun ihtiyaç duyduğu enerji açığa çıkar. Yalnız her enerjiye dönüşme işlemi beraberinde karbonmonoksit oluşumunu da getirdiğinden bu madde de burundan nefes verme faaliyetiyle dışarı gönderilir. Böylece bu sirkülasyon herhangi bir müdahaleye dahi gerek kalmadan kendiliğinden gerçekleşir. Bu nefes verme işlemi esnasında insan kaburgalarının arasında yer alan kaslarla diyafram kası hafif genişler ve göğüs boşluğumuz ile akciğer buna bağlı olarak daralır. Daha sonra da vücutta bulunan karbonmonoksit dışarıya atılır. 

Sağlıklı bir solunum sistemine sahip olabilmek için diğer solunum sistemi organları kadar akciğerin sağlıklı olması da büyük önem taşımaktadır. Özellikle günümüzde kirli hava şartlarının artması, sigara içme yaşının çok daha aşağılara inmesi ve alkol tüketiminin artması gibi nedenlere bağlı olarak akciğerden kaynaklanan solunum sistemi hastalıkları da ciddi oranda artış göstermiştir. Bazı sanayi sektörlerinin mesela boya, kot taşlama gibi sektörlerin çoğalması ile burada çalışan bireylerin de akciğer hastalıkları açısından risk taşıyanlar gurubunda yer aldığını söylemek mümkündür. Günümüzde solunum sistemini tehdit eden en büyük hastalıkların başında akciğer kanseri gelmektedir. Akciğer solunum sisteminin temel yapı taşı olduğundan beslenme başta olmak üzere pek çok hususa dikkat ederek bir ömür sürmeliyiz.


]]>
Solunum Sistemi Diyafram https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi-diyafram.html Mon, 05 Nov 2018 09:55:41 +0000 Solunum Sistemi Diyafram, Solunum, hücrelerinde bulunan besinler enerji tarafından yakılarak oksijen ile birleşmesine kan hücrelerine besinlerin ve oksijenin taşınmasına solunum denilmektedir. Solunum vücutta bulunan bazı organla Solunum Sistemi Diyafram, Solunum, hücrelerinde bulunan besinler enerji tarafından yakılarak oksijen ile birleşmesine kan hücrelerine besinlerin ve oksijenin taşınmasına solunum denilmektedir. Solunum vücutta bulunan bazı organlar tarafında gerçekleştirilmektedir. Bu organlar, gırtlak, soluk borusu, akciğer, burun ve deridir. İnsanların ensesinde bulunan omurilik soğanı solunum merkezi olarak bilinmektedir. Solunum akciğer diyafram tarafından oluşmakta ve akciğerlere oksijenin gitmesini diyafram kasları sağlanmaktadır. Akciğer solunum sisteminin en temel organıdır. Açık pembe renginde ve üzeri zar ile kaplıdır. Akciğer nefes alıp vererek temiz havayı vücuda alınmasını ve aynı zamanda kirli havanın vücuttan dışarı atılmasında büyük önem sağlar. 

Solunum sistemi diyafram nefes alıp verme sırasında akciğerlere yardımcı olan bir kastır. Solunum sistemi diyafram kası göğüs boşluğunun alt tarafında bulunan yassı bir kastır. Her solunum yapılışında vücutta bulunan dokulara oksijen taşınır ve bu alınan oksijen kan dolaşımı ile dokulara taşınır. Ayrıca dokular oksijenle beslendiği için düzenli nefes alma sonucu bazı hastalıklardan korunmuş olunmaktadır. 

Solunum Sistemi Diyafram Nedir

Diyafram kası çizgili kaslardan biridir, Bu kaslar solunum yaptığı zaman aşağı ve yukarı inip çıkarak göğüs boşluğunun hareketlerinin hacmini değiştirir, bu nedenden dolayı akciğerlere hava girişi yapılmaktadır. Solunum sistemi diyafram kası yassı bir kas olmakla birlikte karın boşluğu ile göğüs boşluğu arasında bulunmaktadır. Bir diyaframın diğer ismi karın kasıdır. Solunum sistemi diyafram kası düzenli doğru bir nefes almanızı ve rahat konuşabilmenizi sağlayan en önemli kaslardan biridir. Solunum sistemi diyafram  kaslarını düzenli bir biçimde çalıştırarak doğru nefes almayı ve ses tonu ayarlanmaktadır. Solunum sistemi diyaframda nefesi düzgün olarak kullanarak kalp krizini, yüksek tansiyon, zihinsel ve fiziksel pek çok rahatsızlığı önlenmiş olunur. Diyaframı düzenli olarak çalıştırmak için bazı egzersizler yapmakta fayda vardır. Her nefes alıp verdiğimizde diyafram ile göğüs kafesi de beraber hareket etmektedir. 

Solunum sistemi diyafram nefes alındığı zaman kasılmalar yaparak kasılır ve düzleşme olur. Nefes verildiği taktirde ise gevşer ve bir araya toplanarak kubbe biçimini alır. Bu durumda göğüs kafesinin içindeki iç hacim azalmaktadır. Basınç artar karbondioksit dışarıya soluyarak verilmektedir. Solunum sistemi esnasında diyafram kası ile birlikte omurga kasları ve boyun kaslarda kullanılır. Bu üçlü kasla beraber düzenli nefes alıp vermeye yaramakta ve akciğere 2500-300cc kadar hava dolar. Bu dolacak olan hava miktarı akciğere dolan en yüksek havadır. Soluk alış sırasında diyafram kasları kasılır ayrıca göğüs boşluğu genişler ve akciğerdeki hava basıncı düşerek alınacak olan oksijen alveollere kadar dağılır. Soluk verildiği zaman ise kaburgaların arasındaki kaslar ve diyafram gevşer göğüs boşluğu daralır ve akciğer daralarak alveoller deki karbondioksit molekülleri dışarıya atılır.

]]>
Solunum Sistemi Muayenesi https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi-muayenesi.html Mon, 05 Nov 2018 14:54:34 +0000 Solunum Sistemi Muayenesi; Solunum sistemi, kandaki karbondioksit gazının oksijen gazı ile yer değişmesini sağlayan sistemdir. Solunum sistemi oksijenin hücrelere ulaşmasını ve karbondioksidin vücuttan atılmasını sağlar. Akci Solunum Sistemi Muayenesi; Solunum sistemi, kandaki karbondioksit gazının oksijen gazı ile yer değişmesini sağlayan sistemdir. Solunum sistemi oksijenin hücrelere ulaşmasını ve karbondioksidin vücuttan atılmasını sağlar. Akciğerlerde bronş ve bronşçuklardan geçerek alveollere gelir. Alveollere geldikten sonra direkt olarak kana geçer. Kan böylelikle oksijeni hücrelere taşır. Hücreler ise bu oksijeni kullanarak enerji elde ederler. Kan yardımı ile karbondioksit tekrar alveollere gelir. Alveollerin içinde bulunan kılcal damarlarda bulunan karbondioksit sırayla bronş, bronşçuk, soluk borusu, gırtlak ve yutaktan geçtikten sonra bu defa ağız ve burundan çıkar.

Solunum sistemi muayenesi; Fizik yöntemi ile muayene edilebilir. Hasta muayene sırasında rahat olması gerekir. Hasta rahat olduğunda doktorun muayene sırasında rahat bir şekilde kontrol eder. Doktor bu sayede gerekli muayeneyi yaptıktan sonra hastaya doğru olan teşhisi koyabilir. Muayene biraz uzun sürebilir.

Fizik yöntemi ile muayeneyi şu şekilde sıralayabiliriz;

İnspeksiyon; Tüm hastahanelerde ilk yapılacak muayenedir. Hastanın rutin muayenesinde önemli aşamalardan biridir. Çeşitli gelişim kusurları, hastanın beslenme durumu, davranışları, yüz ifadesi ve çeşitli vücut bölgeleri ile ilgili bir çok veri toplanır.  Gözle izleme ve göz ile muayene edilir. İnspeksiyon muayenesinde hastanın cilt rengi, ciltte kabarıklık, şişlik, ameliyat izi, darp izi, göz kapakları ve mukozanın rengine ve birçok etkene bakılır. 

Palpasyon; Hasta el ile muayene edilir. Bunun nedeni ise, hastada muayene olduğu bölgede anormal bir şişlik olup olmadığı kontrol edilir. Bu yüzden palpasyon mutlaka simetrik bir şekilde yapılır. Ayrıca hastanın solunum titreşimi ve kalp atışları da araştırılır.

Perküsyon; Özellikle hastanın karın ve göğüs bölgesinde kullanılır. Sol elin orta parmağı hastanın muayene edilecek bölsine konulur. Sesin şiddetinin azalması için diğer parmaklar cilde değmeyecek şekilde durulur. Perküsyon iç organların normalde boş yada dolu olan kısımları test eder. İçi boş olan organlar ya da vücut kompartımanları tiz verirken, dolu organlar ise boş olan organlara bas sesi verir. Normalde boş olması gereken bölgeden dolu ses geliyorsa bu patoloji olduğunu gösterir. 

Oskültasyon; Hastanın söz konusu olan bölgeye stetoskop yardımı ile dinlenmesidir. Stetoskopun göğüs parçası göğüs derisine her noktadan temas etmeli. Belli bir düzen içinde ve simetrik olmalı. Ağız açık fakat derin nefes alınmalı ama yavaş bir şekilde soluk alıp verilmeli. Bu yöntem genellikle göğüs hastalıkları araştırmalarında kullanılır. Organlardaki norma ve anormal sesler dinlenir. Oskültasyon batın muayenesinde inspeksiyondan hemen sonra yapılır. El ile baskı yapıldığında iç organların normal kasılma ritmleri değişir. Bu durum yanlış teşhislere sebep olur. 

]]>
Solunum Sistemi Histolojisi https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi-histolojisi.html Tue, 06 Nov 2018 06:06:21 +0000 Solunum Sistemi Histolojisi; Dış ortamdan alınan oksijenin organizma içindeki karbondioksit ile karşılıklı yer değiştirmesine Solunum adı verilir. Solunum sisteminin esas fonksiyonu solunan havadan oksijeni almak, ve vücudun metabo Solunum Sistemi Histolojisi; Dış ortamdan alınan oksijenin organizma içindeki karbondioksit ile karşılıklı yer değiştirmesine Solunum adı verilir. Solunum sisteminin esas fonksiyonu solunan havadan oksijeni almak, ve vücudun metabolizması sonucunda oluşan karbondioksidi vücuttan dışarı atmaktır. Solunumun gerçekleşebilmesi için solunum yolları ve akciğerler beraber çalışırlar. Oksijen, akciğerler yoluyla hücrelere taşınırken karbondioksit de tersi şekilde hücrelerden akciğerlere taşınır. Bu beraber çalışma solunum sistemi olarak isimlendirilir. Solunum sistemi histolojisi incelenirken solunum sisteminin gelişimi, solunum sistemini oluşturan organlar ve görevleri hep birlikte incelenir.  Solunum sistemini oluşturan solunum yolları burun, yutak, gırtlak, soluk borusu ve bronşlardan oluşur. Solunum sistemi havanın iletiminden, havanın filtrasyonundan ve gaz değişiminden sorumludur. 

Solunum sistemi histolojisi incelenirken solunum sistemi iletici ve respiratuar bölüm olmak üzere iki parça olarak incelenir ; 
  • İletici bölüm; Havanın kondisyonunu düzenleyen bölümdür. Bu bölümde hava ıslatılır, ısıtılır, partiküllü materyaller temizlenir. Müköz ve seröz bezler hanın kondisyonunu düzenlemede önemli yer tutar.  Solunan havayı kemik, kıkırdak, bağ doku ve düz kaslara iletir. Nazal Kaviteler, Nazofarinks ve Orofarinks, Larinks, Trakea, Bronşlar, Terminal Bronşioller 
  • Respiratuar bölüm; Respiratuar Bronşioller, Alveoler Kanal, Alveoler Keseler, Alveoller 
Solunum sistemi içerisinde epiteli oluşturan hücreler; %30 oranında Silli Silindirik Hücre, %30 oranında Goblet Hücre, %30 oranında Bazal Hücre, %3 oranında Fırçamsı Hücre, %3 oranında Müköz Hücre, %3-4 oranında Küçük Granüllü DNES Hücre

Solunum epiteli iletici bölümde yalancı, çok katlı, prizmatik silli epiteldir. Yalancı epitel olarak adlandırılmalarındaki temel sebep bazal hücre olarak görev yapan bazı hücrelerin kalıp yüzeye ulaşamaması ve burda çok katlı bir yapı oluşturmasından kaynaklıdır. Goblet hücreleri ile birlikte yer alırlar.  

Solunum sistemi histolojisi içerisinde yer alan Kan-Hava Bariyeri; Solunum sistemi içerisinde oksijen ve karbondioksitin yer değiştirdiği bölgedir. Kan-Hava bölgesinin kalınlığı değişebilir. İnce kısmında alveoler duvar kısmı özelleşmiştir. Kalın kısım doku sıvısının kontrolünde görev yapar. İnce kısımda alveolar epitel ve kapiller endotel bazal laminası ile birleşmiştir. Bu durum gaz değişimi işlemini kolaylaştırır. Nazal kaviteden akciğerlere kadar olan solunum yolu kapalı bir sistemdir. Akciğerler ise torasik kavite içerisinde bulunur. Toraks boşluğu kapasitesini arttırdığına hava, iletim sistemi boyunca emilerek akciğerlere ulaşır. 

]]>
Solunum Sistemi Nedir https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi-nedir.html Tue, 06 Nov 2018 13:56:05 +0000 Solunum sistemi nedir sorusunun kısaca cevabı vücuda oksijen alıp karbondioksidi vücuttan atma olarak verilebilir. Kandaki karbondioksit gazının oksijen gazı ile yer değiştirmesini sağlayan sisteme solunum sistemi denir.Bu şekilde Solunum sistemi nedir sorusunun kısaca cevabı vücuda oksijen alıp karbondioksidi vücuttan atma olarak verilebilir. Kandaki karbondioksit gazının oksijen gazı ile yer değiştirmesini sağlayan sisteme solunum sistemi denir.Bu şekilde oksijen hücrelere ulaşır ve karbondioksit vücuttan atılır. Burun ve ağız yardımıyla dışarıdan alınan oksijen sırayla yutak, gırtlak ve soluk borusundan geçtikten sonra akciğerlere ulaşır ve akciğerlerde bronş ve bronşcuklardan geçerek alveollere gelir. Alveollere geçen oksijen buradan kana geçer. Kan, oksijeni hücrelere taşır. Hücreler bu oksijeni kullanır ve enerji elde ederler. Kan yardımıyla karbondioksit alveollere gelir. Alveollerin içindeki kılcal damarlarda bulunan karbondioksit sırayla bronşcuk, bronş, soluk borusu, gırtlak ve yutaktan,  yani oksijenin izlediği yolun tersini izleyerek geçer ve ağız ve burundan dışarı çıkar.

Solunum Sistemi Nedir, Solunum Organları Nelerdir

Burun: Solunum sisteminin dışarı açılan bölümü olan burunun iç yüzeyindeki kıllar ve nem, havanın içindeki tozların tutulmasın yardımcı olur.
Yutak: Ağız ve burun boşluğunu, soluk borusu ve yemek borusuna birleştiren bölümdür.
Soluk Borusu: Yutak ve akciğer arasında kalan boru soluk borusudur. Soluk borusunun başlangıç kısmı gırtlaktır. Gırtlakta ses telleri vardır. Ayrıca soluk borusunun iç yüzeyi tüylerle kaplıdır ve nemlidir ve bu soluk borusuna kaçan tozları yakalayıp öksürük ve balgamla dışarı atılmasına yarar. Soluk borusunun alt kısmı bronş adı verilen 2 kola ayrılır. Bronşlardan biri sağ, diğeri ise sol akciğere bağlıdır.
Akciğerler: Göğüs boşluğunda bulunur. Akciğerlerin yapısı süngere benzer ve hami büyüyüp küçülebilir. Akciğerlerde lob denilen bölümler vardır. Sağ akciğerde 3, sol akciğerde 2 adet lob vardır. Bronşlar akciğerlerin içine girdikten sonra daha ince dallara ayrılır. Bu dallara ise bronşcuk denir. Bronşcukların ucunda ise alveol denilen ve üzüm salkımına benzeyen keseler vardır. Alveoller kılcal kan damarları ile çevrilidir. Oksijen ve karbondioksit değişimi alveollerde meydana gelir. Alveole giren havadaki oksijen kılcal damara geçer ve kirli kandaki karbondioksit de yine alveollerde tutularak dışarı verilir.
]]>
Oksijenli Solunum https://www.solunumsistemi.com/oksijenli-solunum.html Wed, 07 Nov 2018 07:02:25 +0000 Oksijenli Solunum, diğer adıyla 'Aerobik Solunum, canlılarda oksijen kullanılarak gerçekleştirilen solunum türüdür. Şeker gibi organik besinlerin oksijen kullanılarak parçalanmasıyla ATP elde edilmesi olayıdır. Sonucun Oksijenli Solunum, diğer adıyla 'Aerobik Solunum, canlılarda oksijen kullanılarak gerçekleştirilen solunum türüdür. Şeker gibi organik besinlerin oksijen kullanılarak parçalanmasıyla ATP elde edilmesi olayıdır. Sonucunda 2 ATP harcanarak, 40 ATP elde edilir. Net kazanç 38 ATP' dir.

Denklemi şu şekildedir: C6H12O6 (s) + 6 O2 (g) → 6 CO2 (g) + 6 H2O + 38 ATP

Oksijenli Solunum 3 Aşamada gerçekleşir.
  • Glikoliz (Her canlıda ortak evre)
  • Krebs
  • ETS
Oksijensiz solunumdan farklı olarak, glikoliz evresinden sonra, krebs ve ETS evreleri gelir.Glikoliz, tüm solunum çeşitlerinde ortak evredir, fakat Krebs Ve ETS sadece oksijenli solunumda yer alan evrelerdir. 

Glikoliz sonucu belirli miktarda parçalanan Glikoz molekülü, 3 Karbonlu Pirüvat şeklinde Krebs evresine gelir. Krebs evresi, mitokondri de gerçekleşir. Krebs Döngüsünde, bir takım kimyasal tepkimeler sonucunda, 2 ATP, 8 NADH2 ve 2 FATH2 sentezlenir. Ayrıca 6 CO2 açığa çıkar.

ETS evresinde ise krebs ten gelen hidrojen atomları, oksijenle yakılarak ATP üretilir. Genel Denklemi şu şekildedir :
Oksijenli Solunum
10 NADH2 +  2 FADH2 + 6 O2  ------------> 34 ATP + 12 H2O

  • 1 NADH molekülünden 3 ATP, bir FATH molekülünden 2 ATP elde edilir. Hesap yapılacak olursa,
  • Glikoliz evresinden gelen 2 NADH2  molekülü 6 ATP
    Krebs evresinden gelen 8 NADH2 ve 2 FADH2 28 ATP 

    Glikoliz evresinde üretilen ATP sayılmaksızın, NADH ve FATH moleküllerinden oksidatif fosforilasyonla, yani oksijenli solunumla, toplam 34 ATP üretilir. Glikoliz evresiyle beraber ise toplam net olarak 38 ATP üretilir.

    Oksijenli solunum yapılabilmesi için, canlılının mitokondri organeli taşıması gerekir, yani oksijenli solunum yapan canlılar, genellikle ökaryot canlılardır.

    Bazı prokayot canlılar da oksijenli solunum yapabilir, mitokondrileri bulunmamasına rağmen mezozom denilen kıvrımlı yapıları bulunur. Bu yapı içerisinde solunum enzimlerini taşıyarak, oksijenli solunum yapılmasına olanak sağlar.
    ]]>
    Solunum Sistemi Hastalıkları https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi-hastaliklari.html Wed, 07 Nov 2018 16:56:48 +0000 Solunum Sistemi Hastalıkları: Genetik etmenler, yaş, cinsiyet, ırk, enfeksiyonlar gibi faktörlerin yanı sıra sigara içme veya sigara dumanına maruz kalma, hava kirliliği, mevsimsel faktörler, coğrafik koşullar, mesleksel fakt Solunum Sistemi Hastalıkları: Genetik etmenler, yaş, cinsiyet, ırk, enfeksiyonlar gibi faktörlerin yanı sıra sigara içme veya sigara dumanına maruz kalma, hava kirliliği, mevsimsel faktörler, coğrafik koşullar, mesleksel faktörler gibi çevresel faktörler solunum sistemi hastalıklarına neden olmaktadır.

    Solunum Sistemi Hastalıkları;

    Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)

    Tıkayıcı ve ilerleyici bir akciğer hastalığı olan KOAH, havayollarında meydana Gelir. Bu hastalıkta, değişikler geri dönüşümsüz olup  sürekli ilerleyici karakter göstermektedir..

    Akciğer Kanseri

    Anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile Akciğer Kanseri meydana gelir. Küçük hücreli akciğer kanseri ve küçük hücreli olmayan akciğer kanseri olarak ikiye ayrılmaktadır. Günümüzde bir salgın hastalık olan Akciğer Kanseri özellikle de erkeklerde, tüm dünyada en çok öldüren kanser türüdür.

    Kistik Fibrozis(KF)

    Kalıtsa bir hastalıktır. KF’de dış salgı bezlerinin bulunduğu organlarımız etkilenmektedir ve bu hastalık nedeniyle akciğer, pankreas, bağırsak, karaciğer, safra kesesi gibi sindirim sistemimiz, ter bezleri ve dış salgı bezleri etkilenen organlarımızdır.  Bu hastalık  Türkiye’de 1/2000-2500 arası bir sıklıkta görülmektedir.

    Solunum Sistemi Hastalıkları

    Astım

    Bu hastalık solunum yollarını meydana getiren bronşların kasılarak daralması, bronş zarının şişmesi veya balgam gibi yapışkan sıvıların hava yollarını tıkaması ve aşırı duyarlılık sonucunda solunum güçlüğüne sebebiyet veren bir solunum yolu hastalığıdır ve bu hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir.

    Pnömoni (Zatürre)

    Pnömoni, halk dilinde zatürre ya da akciğer enfeksiyonu olarak bilinmektedir.  Zatürre’nin belirtileri, sancı, ateş ve öksürüktür. Bu hastalık tehlikeli bir akciğer hastalığıdır. Hastalığa, virüs, bakteri veya mantar gibi mikroorganizmalar sebep olurlar. Bu güne kadar 30’un üzerinde  Zatürre’ye yol açan mikroorganizma tanımlanmıştır.

    Tüberküloz

    Tüberküloz, bakteriyel bir hastalıktır ve genellikle akciğerleri tutar. Bu hastalığın, akciğer dokusu iltihabı, ateş, doku kaybı, öksürük ve balgam çıkarma gibi belirtileri vardır. Genellikle gelişmemiş ve sosyo-ekonomik düzeyi düşük toplumlarda veya hapishane, askeriye gibi toplu yaşayan gruplarda bu hastalık görülmektedir. Hastalık,  salya, tükürük gibi salgılarıyla çevreye yayılarak etkisini gösterebilmektedir.

    ]]>
    Üst Solunum Yolları Enfeksiyonu https://www.solunumsistemi.com/ust-solunum-yollari-enfeksiyonu.html Thu, 08 Nov 2018 02:47:19 +0000 Üst Solunum Yolları Enfeksiyonu, Üst solunum yolları enfeksiyonu, vücuda dışarıdan geçen virüsler yoluyla iltihaplanmalara ve grip, nezle ya da faranjit olarak nitelendirdiğimiz rahatsızlıkların genel adıdır. Üst solunum yolla Üst Solunum Yolları Enfeksiyonu, Üst solunum yolları enfeksiyonu, vücuda dışarıdan geçen virüsler yoluyla iltihaplanmalara ve grip, nezle ya da faranjit olarak nitelendirdiğimiz rahatsızlıkların genel adıdır. Üst solunum yolları enfeksiyonu pek çok kişinin sıkça yakalandığı bir hastalıktır. Çok büyük sıkıntıları ve hayati tehlikesi olmayan bu rahatsızlık bireylerin rutin hayatını engelleyen ve burun akıntısı, ateş yükselmesi, vücut direncinin azalması, sürekli olarak halsizlik hissi ve nefes almada güçlük çekilmesine neden olur. Yetişkinlerde görülme sıklığı çocuklara oranla daha azdır. Bebeklerin ve küçük çocukların bağışıklık sisteminin bu tür rahatsızlıklara karşı fazla güçlü olmaması nedeniyle üst solunum yolları enfeksiyonu nedeniyle hastalanmaları daha sık karşılaşılan bir durumdur. 

    Üst Solunum Yolları Enfeksiyonunun Nedenleri 

    Genellikle pek çok virüsün neden olduğu bu hastalık tek bir virüsle değil, pek çok virüs cinsi tarafından oluşmaktadır. Bunun yanında bazı bakteriler de bu rahatsızlığa neden olmaktadır. Üst solunum yolları enfeksiyonunun kış aylarında daha yaygın olarak görüldüğü bilinmektedir. Bunun temel nedeni ise, kış aylarında soğuk havayla beraber bazı virüslerin daha çok yayılması, toplu yaşanan yerlerde yeterli temiz havanın olmaması ortamın havalandırılmaması, beslenme yetersizlikleri ya da hastalığa yakalanmış kişilerle yakın ilişkilerin kurulması da bulaşıcı nitelik taşımaktadır. Sık sık ellerinizi yıkamanız, kişilerle çok yakın olmamanız ve gerekli uyku ihtiyacınızı almanız gerekmektedir. Uyku düzensizlikleri de hastalığı tetikleyen bir durumdur. 

    Üst Solunum Yolları Enfeksiyonu
    Üst Solunum Yolları Enfeksiyonu Nasıl Tedavi Edilir 

    Üst solunum yolları enfeksiyonları genellikle bir iki günde geçen bir hastalık değildir. Bu nedenle hastalanmadan önce dengeli ve yeterli beslenmek gerekmektedir. Ayrıca hastalanan kişilerin dinlenmeleri ve bol bol dinlendikleri ortamın temizlenmesi gerekmektedir. Bunun yanında kişilerin beslenirken vitamin depolamaları, protein ihtiyaçlarını karşılamaları gerekmektedir. Ayrıca bitki çayları tüketmek de kişinin rahatlamasına yardımcı olmaktadır. Nane limon ya da ıhlamur tüketmek yararlı olmaktadır. Eğer ağrınız ya da ateşiniz varsa ateş düşürücü ve ağrı kesici kullanabilirsiniz. Antibiyotik kullanımı hastalılığın süresini kısaltmayacağından zorunlu kalmadıkça kullanmanıza gerek yoktur. Fakat üst solunum yolları enfeksiyonları kulak iltihaplanmasına t ya da farklı organlara da bulaşabileceğinden önceden önlem amaçlı antibiyotik kullanımına başvurulabilir. Eğer doktorunuz antibiyotik kullanımına ihtiyaç duyduysa verilen ilacı kullanabilirsiniz. 
    ]]>
    Solunum Sistemi https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi.html Thu, 08 Nov 2018 18:18:24 +0000 Solunum Sistemi, Ortamdaki gazların ve suyun vücuttaki hücrelere yeterli miktarda ulaştırılması ve aynı şekilde su ve karbondioksit olarak dışarı atılması görevini üstlenen sistemin ismidir. Bu alışveriş sonucu aynı zamanda Solunum Sistemi, Ortamdaki gazların ve suyun vücuttaki hücrelere yeterli miktarda ulaştırılması ve aynı şekilde su ve karbondioksit olarak dışarı atılması görevini üstlenen sistemin ismidir. Bu alışveriş sonucu aynı zamanda enerji açığa çıkar. Bu enerji vücutta kullanılır. Bu sistemdeki başlıca organların yanı sıra deri, yutak, diyafram ve bronşlar yardımcı organdır. Asıl organlar ise, burun, gırtlak, soluk borusu ve akciğerlerdir.
    Burun: Solunum sisteminin ilk organı olarak bilinen burun, içinde kıllar ve sümüksü sıvının dışında kıvrımlı kanallar ve kılcal kan damalarıda barındırır. Burunda bulunan kılların görevi zararlı maddelerin geçisine izin vermemektir. Yani aslında burun kıllarının alınması sağlık açısından zararlıdır. Sümüksü sıvının ise koku almanın dışındaki görevleri, toz, polen ve mikrop gibi ufak yapıların tutulması aynı zamanda havanın nemlendirilmesidir. İlk öğrendiğimde tuhaf karşıladığım nokta ise kılcal damarların görevi oldu. Bu damarların görevi ise havanın geçisi sırasında gerekli ısıyı sağlayarak ısıtmaktır. Özetle görevleri;
    • Alınan havadaki kokuları algılama
    • Vücuda alınan havayı nemlendirme
    • Alınan havayı vücut sıcaklığına eriştirme
    • Bir sonraki organlara geçmeden önce havayı temizleme
    Yutak: Soluk borusunun ve yemek borusunun birleştiği yerde bulunan yutak ikisi arasında kanal görevinin yanı sıra, solunan havanın soluk borusuna, yutulan yemeklerin yemek borusuna geçişini sağlar. Bünyesinde hareketli ve özel yapıda kapakçık barındırır. Bunlardan farklı olarak bazı alışılagelmiş basit hastalıklardan dolayı burnun kapanması ile ağızdan nefes alınmasını sağlayan organımızdır.

    Gırtlak: Kıkırdaktan oluşan yapısıyla dikkat çeken bu organımız, soluk borusunun başlangıcında bulunur. Ses kutusu olarak ta nitelendirilen bu organımız, konuşmamızda en çok etkiye sahip olan ses tellerini barındırır. Konuşma ise nefes alışverişimizdeki bu ses tellerinin titreşmesi ile sesin oluşumudur.

    Soluk Borusu: Uzun kanal şeklindeki yapısıyla akciğerler ile gırtlak arasındaki hava geçişini sağlar. Bünyesinde ise  kıkırdak halka şeklindeki yapıların dışında nemli olan zar ve kasların düz yapılısı mevcuttur. Balgamı da tam olarak bu yapı üretir. Nemli zar tabakası havadaki tozları tutarak yutağa gönderdiği halk arasında bilindiği üzere balgamdır. Kıkırdak halkalar ise soluk borusunun kapanmasını engeller.

    Bronş Ve Bronşçuklar: Soluk borusunu sağ ve sol akciğerler olmak üzere iki kolda bağlayan yapıya bronş denir. Bu yapı diğer yardımcı organlar gibi hava geçişini sağlarlar.

    Deri: Üzerinde bulundurduğu gözenekler sayesinde tıkanmadığı sürece, oksijen alıp karbondioksiti vücut dışına atarak solunum sistemine yardımcı olur. Bu olayı bilindiği gibi terleme ile gerçekleştirir. Bu sebepten dolayı banyo yapıldıktan sonra gözeneklerin açılmasıyla rahatlık oluşur.

    Solunum Sistemi
    Diyafram Kası: Kas yapılı bu organ kasılıp gevşeme ile  akciğere havanın giriş çıkışını sağlar. Kasılıp gevşerken basınç farkı oluşturarak, akciğerlerin vakumlama sistemi ile hava alıp vermesinde yardımcı olurlar.

    Akciğerler: Bu sistemdeki en temel organ olarak bilinen akciğer, kemiklerle çevrelenmiş korunan göğüs boşluğunda bulunurlar. Dışındaki sağlam yapılı zar ile dış etkenlerden korunur. Süngere benzeyen yapısı büyüyüp küçülebilir. Sağ ve sol olmak üzere iki kolda incelenen bu organımızın, sağ bölümü üç, sol bölümü ise iki odacıktan oluşur. Akciğerin içindeki bronşcukların uç kısmında bulunan hava keselerine alveol denir. Bu alveolların çevreleri, kılcal damarlarla sarmalanmıştır. Bu kılcal damarlar sayesinde gaz alış verişini sağlarlar. Ve bu organın yapısında milyonlarca alveol bulunur. Yine kandaki karbondioksitleri alveol tutar. Bu olay aynı zamanda hücre dışı solunumdu]]> Böceklerde Solunum https://www.solunumsistemi.com/boceklerde-solunum.html Thu, 08 Nov 2018 22:12:52 +0000 Böceklerde Solunum, Diğer tüm canlılar gibi, böceklerin de yaşamlarını devam ettirebilmek için solunum yapmaları gerekmektedir. Böcekler solunumu trake sistemleri ile yaparlar. Trake sistemi, böceklerin organlarına ulaşabilm Böceklerde Solunum, Diğer tüm canlılar gibi, böceklerin de yaşamlarını devam ettirebilmek için solunum yapmaları gerekmektedir. Böcekler solunumu trake sistemleri ile yaparlar. Trake sistemi, böceklerin organlarına ulaşabilmek amacıyla dallarına ayrılmıştır ve  bu sistemin boruları böceklerin vücutlarında tıpkı bir ağ gibi dolaşırlar.  Böcekler solunum işlemlerini bu sistemin borularını kullanarak yapmaktadırlar. Böceklerde trake sistemi her organa ulaşacak şekilde dallara ayrılmıştır ve dolaşım sisteminin solunuma katkısı çok fazla değildir.

    Trake sisteminin dışarı açılan penceresi solunum delikleri veya stigmalardır ve bu stigmalar pleuranın zarımsı kısmında bulunmaktadırlar. Trake sistemi, stigma dudağının hemen altında ve filogenetik olarak her segmentte kendi otonom stigması bulunmaktadır. Bunun yanı sıra gelişmiş böceklerin çoğunda ve kısmen ilkel böceklerde her sigment, bir çift stigma taşımamaktadır. Ektodermin ise, stigmaların bulundukları yerden içer çökmeleri sonucu oluşmaktadırlar. Her stigmadan uzanan bir dal, yatay olarak vücut içerisine girer ve burada, dorsal, visceral ve ventral olmak üzere üç dalcığa ayrılmaktadırlar.

    Özellikle iyi uçan böceklerin trake sisteminde, trake kollarında çoğalma ve dallanma gibi  ilave gelişmeler görülmektedir. Bu ilave gelişmelerin en çok görülen şekli ana trake kollarının genişlemesi sonucu ortaya çıkan oluşumdur. Bu oluşuma trake keseleri veya hava keseleri adı verilmektedir. Böceklerdeki bu hava keselerinin hepsi havanın depolanması amacıyla kullanılmaktadır. Bu keseler miksosölü sıkıştırarak dolaşımı hızlandırmakta ve dokulara besin ulaşımının daha etkin olmasını sağlamaktadır.

    Böceklerde Solunum

    Solunum sisteminde gazın hareketi difüzyon yolu ile gerçekleştirilmektedir ve oksijenin havadaki difüzyon hızı, su içerisindekinden 3 milyon kez daha fazla olduğu için, solunum sisteminin içinin hava dolu olması difüzyonu hızlandıran önemli bir faktördür. Difüzyon oranını, difüzyonun meydana geldiği yüzeyin ne kadar büyük olduğu ve iki nokta arasındaki konsantrasyon farkı pozitif olarak etkilemektedir. İki nokta arasındaki mesafeyi ise negatif olarak etkilemektedir. Bu sebeple de küçük organizmalarda, oksijen alımı ve karbondioksit atımı için, yalnızca difüzyon yeterli olmaktadır. Küçük böcek türlerinin çoğunda, solunum sadece difüzyon yoluyla gerçekleşmektedir.

    ]]>
    Trake Solunumu https://www.solunumsistemi.com/trake-solunumu.html Fri, 09 Nov 2018 02:03:54 +0000 Trake solunumu, karada yaşam süren eklembacaklıların özellikle böceklerin solunum organı trakedir. Trake solunumu eklem bacaklılar içinde böceklerde, bazı kabuklularda, çok ayaklılarda ve araknitlerde görülmektedir. Trake solunumu, karada yaşam süren eklembacaklıların özellikle böceklerin solunum organı trakedir. Trake solunumu eklem bacaklılar içinde böceklerde, bazı kabuklularda, çok ayaklılarda ve araknitlerde görülmektedir. Trakeler dokularda hücrelere kadar sokulu olan çoklu borulardır. Oksijeni direkt olarak hücrelere taşırlar. Hayvanların kanı oksijen ve karbondioksiti taşımada işlev görmez. Bu yüzden kanlarında oksijeni taşıyacak hemoglobin yoktur. Kanları renksiz olur. Trakelere olan gaz girişi ve gaz çıkışı kanatların ve vücudun hareketiyle sağlanır. Çekirge ve arı gibi hayvanlarda trake solunumu yaparlar. Trake yapraklarını döken ağaç misali dallanmış borulardan oluşmaktadır.

    Trake solunumu nasıl gerçekleşir

    Oksijen trakelere gelince, trakeoller sayesinde hücrelere taşınır. Hücrelerde ortaya çıkan karbondioksit ise bu aşamada trakeollere geçmektedir. Trakeden karbondioksit vücudun dışına çıktığında, hücreler arası gaz değişimi sağlanır.

    Böceklerdeki bu solunumdaki taşıma sıvısı içinde oksijen ve karbondioksit bulunmamaktadır. Bu nedenle kanda alyuvar ve hemoglobin olmaz. Oksijen hücrelere trake boruları sayesinde hızlı bir şekilde taşınır. 

    Trake solunumu böcekler gibi eklembacaklılardaki solunum türüdür. Bu böceklerin vücutlarında dallanmış damarlar bulunur. Vücut içine inene damarlar incelerek daralır. Karın ve göğüsten başlayarak giren damarların ucu içeriye doğru incelir ve uzar. Bu sistem trake olarak tanımlanır. İç kesimlerde olan damarlarda trakeol olarak tanımlanır.

    Trakelerin oluşumu genellikle derinin içe doğru çökmesiyle meydana gelir. Dışarı açılan solunum delikleri bulunur. Çoğu eklem bacaklı hayvanlarda trake sistemi iyice gelişerek vücuttaki tüm organlara yayılım gösterir. Böylece kana gerek kalmadan oksijen vücuda dağıtılır.

    Trake Solunumu

    Trake türleri nelerdir

    Kitap trakesi: Bunlar kese şeklinde organlardır. Kesede birbirine paralel olan fazla sayıda ince yaprak sıralıdır. Bunların arasında kan boşlukları olur ve kirli kan temizlenir.

    Boru trakesi: Bunlar düz ve dallı boru şeklindedir.

    Açık ve kapalı tohumlu olan bitkilerin odun demetlerindeki ince zarlı, büyük boşluklu, bunların aralarında bulunan zar kısmen erimiş halde, dizi halinde üst üste olan hücre grupları da trake olarak tanımlanır. Memelilerde ve insanlarda olan soluk borusu yine trake olarak anılır. Trake solunumu sırasında oksijen direkt olarak trakelerden alınır. Trakeoller yardımıyla vücudun her yerine taşınır. Oksijen kullanılıp, karbondioksit oluştuğunda, buda trakeollere geçerek vücut dışına atılır. Bu sayede trake solunumu yapılmış olur.

    ]]>
    Solunum Hastalıkları https://www.solunumsistemi.com/solunum-hastaliklari.html Fri, 09 Nov 2018 08:44:37 +0000 Solunum hastalıkları, günümüzde oldukça yaygınlaşmış olan ve birçok insani etkisi altına alan sorunlardan biri haline gelmiştir. Solunum hastalıkları kimi zaman insanlara çok zor anlar yaşatsa da geçici bir sorundur. Kim Solunum hastalıkları, günümüzde oldukça yaygınlaşmış olan ve birçok insani etkisi altına alan sorunlardan biri haline gelmiştir. Solunum hastalıkları kimi zaman insanlara çok zor anlar yaşatsa da geçici bir sorundur. Kimi zaman ise bu durum insanlarda çok büyük ve kronik problemlerin meydana gelmesine neden olabilmektedir. Bu tür hastalıkların önemsenmemesi çok kısa bir süre sonra insanların  çok büyük problemler ile karşılaşmasına neden olmaktadır. Günümüz insanları da sorunun daha çok büyüyeceğini bildikleri halde doktora gitmeyi ihmal etmektedir. Bu nedenle en küçük solunum problemlerinizde bile doktora gitmeyi ihmal etmemelisiniz. Solunum hastalıkları genellikle kişinin yaşına ya da cinsiyetine bakmaksızın kişilerde sorunlar ortaya çıkaran hastalıklardan biridir. Genellikle alerjik problemleri olan insanlarda ömür boyu bu sorunların yaşanması ve bunun yanında tıbbi olarak bu gibi problemlere ciddi bir tedavi yönteminin olması oldukça üzücüdür. Fakat her ne kadar tedavisi olmayan hastalıklar ile karşılaşsanız bile mutlaka doktorunuza görünmelisiniz. Bu tür solunum sistemi hastalıklarında erken teşhis oldukça önemlidir.

    Solunum hastalıklarından en baş sıralarda gelen ve insanlara oldukça zorluklar  yaşatan alerjik astım ya da kronik astım hastalıkları gelmektedir. Bu hastalıklar kronikleştiği zaman insanların sosyal hayatlarını ve kişinin yaşam kalitesini oldukça alçaklara indirmektedir. Bu nedenle  astım sorunu önemsenmelidir. Bu sorunlar çocuklarda ve ileri yaşlardaki insanlarda görülebilir. Solunum hastalıkları genellikle dışarıdan alınan hava içerisindeki virüsler ve bakteriler medeni ile ortaya çıkabilmektedir. Astım hadtalığının yanı sıra geçici olarak kişilerde belirtiler meydana getiren ve genellikle soğuk kış aylarında daha fazla görülen nezle, grip hastalıkları vardır. Bu hastalıklar solum hastalıklarında insanların geçici olarak büyük problemler yaşayarak zor durumda kalmalarına neden olmaktadır. Tıbbi tedavisi mümkün olan bu hastalıklar yine her yaştan insanın etkilenmesine neden olabilmektedir. Özellikle çocuklar, bağışıklık sistemi nedeni ile bu durumdan çok daha fazla etkilenmektedir. Bunun yanında insanların genellikle kış aylarında karşılaştıkları zatürre hastalığı solunum sorunlarının meydana gelmesine neden olabilmektedir. Bu gibi sorunlar genellikle ergenlikten sonraki kişilerde meydana gelmektedir. 
    Solunum Hastalıkları
    Bunun yanında, bronşit olarak adlandırılan akciğer bronşlarının iltihaplanması sorunu birçok kişide görülmektedir. Bu durumunda yine tıbbi ilaçlarla tedavisi mümkündür. Genel olarak astım ve benzeri hastalıklar hariç diğer solunum problemlerinin tedavisi mümkündür. Genellikle nefes darlıkları, hırıltılar, burun tıkanıklıkları, öksürük gibi problemler küçük ilaç tedavileri ile kolaylıkla çözülebilmektedir. Bu nedenle solunum hastalıklarıyla ilgili en küçük belirtilerde bile doktorunuz ile görüşmelisiniz. Solunum yolu hastalıkları, doktorun yapacağı bazı testler ve son teknolojiye uygun cihazlar ile yapılan testler ile kolaylıkla teşhis koyulabilmektedir. Bu testler yapılmadan hastaya kesinlikle hastalık teşhisi koyulamaz.
    ]]>
    Solunum Yolu Alerjileri https://www.solunumsistemi.com/solunum-yolu-alerjileri.html Fri, 09 Nov 2018 18:22:36 +0000 Solunum Yolu alerjileri, Polen ya da evcil hayvan gibi aslında bir zararı bulunmayan maddelere karşı verilen bağışıklık sisteminin aşırı reaksiyonuna “Alerji” denilmektedir. Tükettiğimiz besinlerin yanı sıra, dış ort Solunum Yolu alerjileri, Polen ya da evcil hayvan gibi aslında bir zararı bulunmayan maddelere karşı verilen bağışıklık sisteminin aşırı reaksiyonuna “Alerji” denilmektedir. Tükettiğimiz besinlerin yanı sıra, dış ortamda veya evde bulunan maddeler alerjik reaksiyonlara yol açabilmektedir. Gözlerde kaşıntı, kırmızılık ve şişlik, burun akıntısı veya kaşıntı, sık sık hapşırma ve öksürme, ciltte şişlik ve kabarıklık oluşması gibi alerjik reaksiyonlar bazı astım formlarına neden olmakta ya da onları ağırlaştırmaktadır. En fazla solunum yoluyla alınan alerjilere rastlanmaktadır.

    Alerjiler psikolojik değildir ve bağışıklık sistemimizi ilgilendiren bir tıbbi durumdur, Stres, duygusal değişimler gibi psikolojik sebepler sadece belirtileri ağırlaştırabilmektedirler. Alerji belirtileri soğuk algınlığı ile benzer belirtiler olduğu için alerji soğuk algınlığı ile karıştırılabilmektedir ancak, aradaki fark soğuk algınlığının birkaç günde geçeceği, alerjinin ise bazı durumlarda alevlenip bazen de uzun süre devam edebileceğidir.

    Alerjinin sebebinin ne olduğunu bilmek ve alerjiyi tetikleyici faktörlerden kaçınmak gerekmektedir.

    Polen: Polen miktarının arttığı dönemlerde ağaç ve çim tohumlarının polenleri hava yolu ile etrafa saçılmaktadır. Bu da bazı kişilerde alerjiye yol açar. Sabah 5.00 ve 10.00 arası polen sayımı yüksektir bu yüzden polene karşı alerjisi olanlar bu saatlerde dışarı çıkmamaya özen göstermelidir. Ayrıca, hava filtreli klima kullanmak ve dışarıda polen maskesi takmak da alınabilecek tedbirlerdendir.

    Solunum Yolu Alerjileri

    Akar: Ev tozları yıl boyunca görülen alerji belirtilerinin asıl sebebini oluşturmaktadır. Böyle bir durumda maske takarak evinizi haftada en az bir kez temizlemek veya başka birine temizletmek ve evin nem miktarını %30-50 arası tutmak alınabilecek tedbirlerdendir.

    Küfler: Ev küfleri yıl boyunca spor üretmektedirler ve çoğu kişi bu hava yolu ile gelen küf sporlarına duyarlılık göstermektedirler. Böyle bir durumda alınabilecek tedbirler akarlara reaksiyon gösterenlerin alacağı tedbirlerle hemen hemen aynıdır.

    Evcil Hayvan: Alerjik reaksiyonlara en çok sebep olan evcil hayvanlar kediler ve köpeklerdir. Evcil hayvanlara karşı alerjiniz varsa onlardan uzak durmak en doğrusudur. Eğer evinizde beslediğiniz bir tüylü hayvanınız varsa, onu sabun ve su ile haftada bir kez yıkamanız ve yatak odanızdan uzakta tutmanız gerekmektedir.

    Alerji için,  burun spreyleri, alerji iğneleri gibi bazı ilaçlar mevcuttur. Fakat önce bir doktora başvurmanızda ve rastgele alerji ilacı kullanmanızda fayda vardır.

    ]]>
    Solunum Nedir https://www.solunumsistemi.com/solunum-nedir.html Sat, 10 Nov 2018 17:53:33 +0000 Solunum Nedir, Vücudun günlük işlemini yapmasını sağlayan ve yaşamsal etkinliklerini sağlayabilmesi için gerekli enerjini sağlanması gerekmektedir. Vücuda tüketilerek giren besinler sindirim sistemi yoluyla kana geçmektedir.  H Solunum Nedir, Vücudun günlük işlemini yapmasını sağlayan ve yaşamsal etkinliklerini sağlayabilmesi için gerekli enerjini sağlanması gerekmektedir. Vücuda tüketilerek giren besinler sindirim sistemi yoluyla kana geçmektedir.  Hücrelerde bu besinlerin oksijenle yakılmasına solunum solunumda ise görev yapan organların oluşturmuş olduğu sisteme de solunum sistemi denilmektedir. Kişiler, insanlar kısaca canlılar yaşamlarını sürdürmek ve devam ettirmek için sürekli enerji elde etmektedir.  Enerjiyi ise besin maddelerini parçalayarak yani daha küçük moleküllere parçalayarak elde etmektedir.  Böylece canlıların besin maddelerini yıkarak elde ettikleri enerji sonucuna solunum denir. Şu demek oluyor ki solunum yapamayan hiçbir canlı yaşayamaz ve solunum yapamayan şey canlı gurubundan sayılamaz.  Birde solunumun gerçekleştiği şey ise vücudun enerjiyi elde etmek için havadan temiz oksijeni alarak vücuda ve böylece zararlı olan karbondioksiti havaya geri vermesiyle solunum gerçekleşir. Solunum organlarına da bu arada tabi çok iş düşmektedir. Solunum organları ise burun, gırtlak, yutak, soluk borusu ve akciğer olmaktadır. Solunum yapılırken göğüs kafesi oldukça genişlemektedir. Akciğerlere temiz hava dolarak genişler ve tekrar vererek hava çıkar ve daralır. Fakat kişilerde heyecan, korku, ağır eşya taşıma, koşu, aralıksız yürüyüşte kişilerin solunumu oldukça değişir soluk alışveriş sıklığı artış gösterir. Solunum tek şekil olmayıp iki şekilde solunum olmaktadır. İç solunum ve dış solunum olmaktadır.

    Dış solunum akciğerler sayesinde havadan oksijeni alıp kana vermesi ve kandaki karbondioksitin tekrar akciğer aracılığıyla dışarı atılması şeklinde oluşan solunuma dış solunum adı verilir. İç solunum ise hücreler içinde oluşan oksijen ve karbondioksit alışverişine yani biyolojik olarak yanma olayına iç solunum adı verilmektedir. Akciğerde bulunan basınç düşüklüğü veya fazlalığı solunumu etkileyen faktörler arasında olmaktadır. Canlılar besinlerin yıkılmasında oksijen kullanmaktadırlar yani oksijenli solunum yapmaktadırlar. Solunum kısaca böyle açıklanmakta olup yaşantımız için önemli olduğunu belirtmiş olduk. Örneğin bebeklerin solunum yapmaları büyük insanlara göre oldukça farklıdır. Bebekler genelde sadece burun ile solunum yaparlar bu nedenle bebeklerin burun etrafı açık olmalı ve solunum yapmasını engelleyecek bir şey ile kapatılmamalıdır. Çünkü solunumu başlatan burun olmaktadır. Burun iç kısmında mukos olmaktadır mukos alınan havayı nemlendirir. İkinci solunum merkezi ise yutak olmaktadır yutak solunum ve sindirim sistemi organı olmaktadır. Yutaktan sonra ise gırtlak gelmektedir ve soluk borusunun başlangıcı sayılmaktadır. 
    Solunum Nedir
    Solunum insanlar ve canlılar için yaşam kaynağı olup kişilerin hayatlarını devam ettirmelerini sağlar. Yaşlılar belli bir yaş sonrasında nefes alış verişleri yani solunum yapmaları azalır ve hatta kesilecek gibi olur akciğerin işlemini yapmaması sonucu kişinin nefes alışı kesilir ve yaşamını yitirir. Bu nedenle akciğer hastalarının çok uzun ömürlü olmadığı bilinmektedir. Çünkü akciğerin ilk olarak etkilediği şey solunum yapamamaktır. Solunum şikayeti olan kişilerin tedbirli olması ve kısa sürede doktora görünmesi gerekir çünkü solunum vücudu bir nevi ayakta tutmaktadır.  
    ]]>
    Kaç Çeşit Solunum Vardır https://www.solunumsistemi.com/kac-cesit-solunum-vardir.html Sun, 11 Nov 2018 16:39:30 +0000 Kaç Çeşit Solunum Vardır, Bilindiği gibi yapılan araştırmalar ile birlikte tespit edilen bazı solunum çeşitleri vardır. Bu solunum çeşitleri canlıdan canlıya değişiklikler göstermektedir. Biyoloji alanında genellikle Kaç Çeşit Solunum Vardır, Bilindiği gibi yapılan araştırmalar ile birlikte tespit edilen bazı solunum çeşitleri vardır. Bu solunum çeşitleri canlıdan canlıya değişiklikler göstermektedir. Biyoloji alanında genellikle bitkilerin yaptığı solunumlar, tıbbi alanda ise genellikle insanların yaptığı solunumlar ele alınmaktadır. Elde olan bilgilere göre yapılan araştırmalarla kanıtlanmış dört çeşit solunum bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi insanlarda ve bazı canlılarda görülen akciğer solunumudur.

    Akciğer solunumu: Bu solunum genellikle vücut olarak oldukça gelişmiş canlılarda bulunmaktadır. Öyle ki bu gelişmiş canlıya en iyi örnek olarak insani verebiliriz. İnsan akciğer solunumunda en gelişmiş varlık olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında bazı vücut olarak gelişmiş hayvanlarda da  akciğer solunumu görülmektedir. Akciğer solunumu kişinin solunum yolu ile dışarıdaki havayı içine çekerek bu havanın bazı bronşlardan geçtikten sonra akciğerlere girerek buradan kana karışması ile gerçekleşmektedir. Akciğer solunumu yapan canlılar dışarıdan oksijen alarak geri bu oksijeni karbondioksit olarak vermektedir.  Böyle bir dönüşüm içerisinde canlıda ki solunum gerçekleşmiş olmaktadır. Akciğer solunumu, kuşlar, kediler, köpekler, insanlar gibi birçok canlıda görülebilmektedir. Canlılarda görülen bu solunum ile içeri alınan oksijen, akciğer hava baloncuklarına depolanarak gerekli yerlerde vücutta kullanılır. 

    Deri solunumu: Yine insanlarda da görülen bu solunum canlılar için oldukça büyük önem teşkil eden bir durumdur. Bu solunum deri yolu ile yapılmaktadır. Bu durum, genellikle nemli vücuda sahip olan kişilerde çok fazla görülmektedir. Bu nedenle sürekli sağlık bakanlığı onaylı nemlendirici kremleri kullanarak vücudunuzu nemli tutabilirsiniz. Bu sayede vücut neminiz yüksek olacaktır ve dolayısıyla bu durum deri solunumunun artmasına da neden olacaktır. Deri yolu ile yapılan solunumlar en çok hayvanlar üzerinde işe yaramaktadır. Hayvanların vücudunda difüzyon ile birlikte vücuda alınan oksijen karbondioksit olarak vücuttan uzaklaştırılır. Bu sayede canlı üzerindeki solunuma ek olarak bir solunum daha gerçekleştirilmiş olur. 
    Kaç Çeşit Solunum Vardır
    Trake solunumu: Genellikle küçük canlılar üzerinde görülen solunum çeşitlerinden biridir. böcekgillerin yaptığı trake solunum vücut olarak gelişmiş canlılarda kesinlikle görülmeyen bir durumdur. Bu solunum böceklerin yaptığı solunum türlerinden en önemlisidir. Böceklerde akciğerin bulunmaması bu solunumun gereksinimini arttırmaktadır. Trake solunum küçük canlıların vücutlarında, en küçük yapı taşları olan hücrelerine kadar dağılan borucuklar ile yapılan ir solunumdur. Böceğin aldığı hava direk olarak vücutlarından hücrelerine gitmektedir. Alınan hava canlının vücudunda bulunan borulardan vücudun en küçük yerlerine kadar dağılmaktadır. Bu sayede vücudun oksijen ihtiyacı sağlanmış olur.

    Solungaç solunumu: Bu solunum türü adından da anlaşılabileceği gibi suda yaşayan canlılarda görülen bir durumdur. Bu solunum su altındaki canlıların vücudu için gerekli olan oksijenin sağlanması için yeterlidir. Bu solunumu yapan canlılara örnek olarak en başta balıklar verilebilmektedir. Solungaçları ile su içerisindeki oksijen emilmektedir. Bu sayede balıklar vücudu için gerekli olan oksijenin bu sayede alınması sağlanmaktadır. Bu durum tabi ki sadece balıklarda değil diğer balık türlerinde ve deniz canlılarında da görülmektedir.  İşte bu dört solunum çeşidi canlıların en çok ihtiyacı olan oksijenin vücuda alınması için kullanılan solunum çeşitlerindendir.  
    ]]>
    Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Bitkisel Tedavisi https://www.solunumsistemi.com/ust-solunum-yolu-enfeksiyonu-bitkisel-tedavisi.html Sun, 11 Nov 2018 23:52:54 +0000 Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Bitkisel Tedavisi, Üst solunum yollarının sık sık virüsler dolayısıyla istila edilerek, enfeksiyona maruz kaldığı ve bu nedenle gribal enfeksiyon dediğimiz üst solunum yollarında iltihaplanmalar olu Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Bitkisel Tedavisi, Üst solunum yollarının sık sık virüsler dolayısıyla istila edilerek, enfeksiyona maruz kaldığı ve bu nedenle gribal enfeksiyon dediğimiz üst solunum yollarında iltihaplanmalar oluşmaktadır. Bu iltihaplanmalara paralel olarak da ağrılar, halsizlik ateşin yükselmesi de artmaktadır. Üst solunum yolu enfeksiyonları genellikle ağrı kesicilerle geçiştirilmektedir. Bunun yanında tedavi yöntemlerinden biri de bitki çayları ve meyve sebze tüketimiyle bu sürecin hafifletilmesi ve vücut direncinin artırılmasıyla mümkün olmaktadır. 

    Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Bitkisel Tedavi Önerileri

    Üst solunum yolu enfeksiyonlarında evde kendi tedavi yöntemlerinizle hastalığınızdan kurtulabilirsiniz. Öncelikle sıvı tüketiminin artırılması gerekmektedir. Yemeklerde bolca sarımsak kullanmak, antibiyotik etkisi yaratacağından mutlaka tavsiye edilmektedir. 

    Bir bardak süt ya da sıcak  suya bal ekleyerek tüketmek de enerjinizi artıracaktır. Ayrıca meyan kökü de nezle ve grip gibi üst solunum yolu rahatsızlıkların da tavsiye edilen bitkilerdendir. Bir başka yöntem ise nane ve limonu kaynatarak ılık tüketmek sizin ferahlamanızda yardımcı olur. Kaynama aşamasında naneli suyun buharını içinize çekmeniz burun tıkanıklığını alacağı gibi, nefes alışınızı da kolaylaştıracaktır.
    C vitamini desteği de sağlığınız açısından oldukça önemlidir. Kış aylarında rahatlıkla bulabileceğiniz portakal, mandalina ve elmayı bol miktarda tüketmeli ve özellikle çocuklarda C vitamini desteğini ihmal etmemelisiniz. 
    Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Bitkisel Tedavisi
    Tarçın ve zencefili, ıhlamur, ada çayı ve kuşburnu gibi kurutulmuş bitkilerden yapacağınız çaylar baş ağrınızı ve boğaz acınızı hafifletilebileceğinden bunları içine bal karıştırarak tüketmeniz gerekmektedir. Zencefilin öksürüğe de iyi gelmesi nedeniyle kış aylarında mutfağınızdan eksik etmemeniz gerekenlerden biridir. Doğal besinler ve bitkisel tedavi yöntemleri vücuda zarar veren kimyasallara oranla daha çok tercih edilmelidir. Üst solunum yolu enfeksiyonu olan bir kişiyle aynı ortamda bulunuyorsanız yine önlem amacıyla bu çözüm yollarından biriyle kendinizi virüslere karşı koruyabilirsiniz. Vücudun ihtiyacı olan proteini karşılamak için yumurta, et ve yoğurdu tüketmeyi de ihmal etmemeli, dengeli bir beslenme alışkanlığı edinmelisiniz. 
    İnsan vücudu sağlıklı kalabilmesi için beslenmenin yanında yeterli uykuya da ihtiyaç duymaktadır. Kendinize zaman ayırmanız soğuk ve sıcak havalara karşı önlem almanı gerekmektedir. 
    ]]>
    Hücre Solunumu https://www.solunumsistemi.com/hucre-solunumu.html Mon, 12 Nov 2018 09:02:59 +0000 Hücre solunumu, hücrenin canlı kalabilmesi için gerekli olan olaylardan biridir. Bu durum hücrenin gerekli solunumu yaparak yaşamına devam etmesi için kesinlikle gereklidir. Hücrenin görevlerini yapabilmesi için enerjiye ihtiya Hücre solunumu, hücrenin canlı kalabilmesi için gerekli olan olaylardan biridir. Bu durum hücrenin gerekli solunumu yaparak yaşamına devam etmesi için kesinlikle gereklidir. Hücrenin görevlerini yapabilmesi için enerjiye ihtiyacı vardır. Hücre bu ihtiyaçlarını tabi ki solunum yaparak oksijenden almaktadır.  Hücrenin oksijeni alarak enerjiye çevirebilmesi için solunum olayını sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmesi gerekmektedir. Hücreler besinleri solunum olayı ile yakmaktadır. Yani hücre, solunum yaptıkça besinleri çok daha kolay bir şekilde yakarak gerekli enerjiyi sağlamış olur.  Hücrelerde solunum iki şekilde gerçekleşmektedir. Bu solunum oksijenli solunum ve oksijensiz solunum olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.  oksijenli solunum oksijenin hücreye alınarak besinlerin yakılmasına olanak sağlar böylelikle hücredeki besin yakımı gerçekleşmiş olur. Oksijenli solunu hücrenin mitokondri kısmında meydana gelmektedir. Solunum hücre için oldukça önemli bir olaydır. Hücrenin yaşamını sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi için oksijenli solunumu gerçekleştirmesi gerekmektedir. Böylelikle hücre sadece besin yakımı ve enerji değil hücrenin yaşamı için gerekli imkanların sağlanmasını sağlamaktadır. 

    Oksijenli solunumda hücre içerisindeki besinler su olana kadar yavaş yavaş parçalanmaktadır. Bu işlem için gerekli olan enerji, oksijenli solunumdan temin edilmektedir. Oksijenli solunumda hücre içerisinde oldukça fazla oranda enerji meydana gelmektedir.  Hücrede gerçekleşen oksijenli solunumda fazla olan enerjide hücrenin kullanabileceği atp enerjisine dönüştürülmektedir. Bu sayede hücre bu enerjisi rahat bir şekilde yaşamının sağlanması için kullanılır. Hücrede gerçekleşen diğer solunum türü ise oksijensiz solunumdur. Bu solunumda hücreye herhangi bir oksijen gerekmemektedir.  Oksijensiz solunum yapan hücrelerde bulunan özel enzimler içerisindeki atom bağları yavaş yavaş kopar. Bu nedenle hücre solunumu için oksijene ihtiyaç gerektirmez. İşte bu nedenden dolayı oluşan bu olaya oksijensiz solunum denilmiştir.

    Hücre Solunumu
    Hücrelerde görülen oksijenli ve oksijensiz solunumun özellikleri:
    • Oksijensiz solunum genellikle basit yapılı canlılarda meydana gelen bir olaydır. Bu durum meydana gelirken herhangi bir oksijene ihtiyaç duyulmamaktadır. 
    • Oksijenli solunum, hücre solunumu durumunda en çok meydana gelen olaylardan biridir. Oksijenli solunumda gelişmiş yapılı canlıların ATP enerjisi ihtiyacının karşılanması için gerekli durumlardandır.
    • Oksijensiz solunum kesinlikle hücrenin sitoplazma kısmında meydana gelirken, oksijenli solunum hücrenin mitokondri kısmında meydana gelmektedir.
    • Oksijenli solunum gerçekleşen hücreler içerisinden oluşan enerji sonrasında açığa karbondioksit ve su çıkmaktadır. Fakat oksijensiz olarak gerçekleşen solunumda ise sonradan açığa karbondioksit ve etil alkol çıkmaktadır. 
    ]]>
    Solunum Yetmezliği Tedavisi https://www.solunumsistemi.com/solunum-yetmezligi-tedavisi.html Mon, 12 Nov 2018 16:08:54 +0000 Solunum yetmezliği tedavisi:Bu bi hastalık degildir bi sendromdur.Solunumun görevi metabolizamız için oksijen saglamak majör metabolik olan karbondioksiti vücuttan uzaklaştırmaktır.Solunum vücudumuzda birçok işlevi ye Solunum yetmezliği tedavisi:Bu bi hastalık degildir bi sendromdur.Solunumun görevi metabolizamız için oksijen saglamak majör metabolik olan karbondioksiti vücuttan uzaklaştırmaktır.Solunum vücudumuzda birçok işlevi yerine getirir.Bu sistemde her hangi bi eksiklik solunum yetersizligine astıma yol açar.

    Bu işlev 3 sistemle oluşur:

    Ventilasyon: Havayı alyuvarlara kadar sorunsuz uaştırmak ve kan ile birleşmesini saglamaktır.
    Difüzyon: Gazların hücre duvarları arasındaki hreketine difüzyon denir.
    Dolaşım: Oksijenle gaz degişiminin oldugu yerden vücudun diger hücresine götürmesine dolaşım denir.

    Solunum yetmezliği tipleri:

    • Hipoksemik solunum yetmezliği:Çok fazla olmamakla sıkışma halinde görünür.
    • Hiperkapnik slunum yetmezliği:Akut ve kronik şekilde görünür.
    • Kombine solunum yetmezliği:Hiperkapnik ve hipoksemik yetmezliğin ikisinin bir arada görülmesidir.

    Kronik solunum yetmezliği:Bir kaç gün sürebilir ve hiç bir belirti göstermeden sinsice ilerler.
    Akut solunum yetmezliği:3-4 dakikada sürebilir 1 saat kadarda sürebilir.

    Solunum Yetmezliği Tedavisi

    Solunum yetmezlğine neden olan hastalıklar:

    Hiposemik solunum yetmezliğine neden olan hastalıklar: Akciğer kanseri,damar tıkanıklığı,sürekli solunum sıkıntısı,ödem,taşıkardi,kuah,astım,şişkinlik,sinir sistemi hastalıkları,gögüs hastalıkları,bitkinlik ve sürekli hasta olmak gibi...

    Hiperkapnik solunum yetmezliğine neden olan hastalıklar: Koah,ileri derecede astım,uykusuzluk,halsizik,sindirm ve sinir sistemi hastalıkları gibi.

    Yetmezliğin belirtileri:Nefes darlığı,bilinç kaybı,taşikardi,hızlı hızlı soluk alıp verme,yutma zorluğu,baş agrısı,tansiyon,ciltte kırmızı lekeler,gözde görme bulanıklığı,halsilik,hareketlerimizde kısıtlılıktır,

    Teşhisi:Derhal bi gögüs hastalıkları uzmanına baş vurmamız gerekmektedir.Gögüs hastalıkları uzmanı ön görürse EKG,idrar,sintigrfi,tomografi,solunum testi,bronskopi ve bazı tahlillerle tanıyı koyar.

    Tedavi:Hasta hastaneye yatırılarak tedavi edilir.Öncelikle hastanın cinsiyeti,yaşı,hastalığın evresi,hstanın durumuna bakılarak oksijen tedavisi başlatılır.
    Şimdiden tüm hastalara acil şifalar dilerim

    ]]>
    Solunum Yolu Tıkanması https://www.solunumsistemi.com/solunum-yolu-tikanmasi.html Mon, 12 Nov 2018 17:14:38 +0000 Solunum yolunun tıkanması, solunumu gerçekleştirmesi için gerekli havanın engel olacak şekilde tıkanmasıdır. Fakat tıkanma çeşitleri olmaktadır iki çeşit olarak bilinmektedir ve tıkanmada uygulanması gerekenler ise şö Solunum yolunun tıkanması, solunumu gerçekleştirmesi için gerekli havanın engel olacak şekilde tıkanmasıdır. Fakat tıkanma çeşitleri olmaktadır iki çeşit olarak bilinmektedir ve tıkanmada uygulanması gerekenler ise şöyledir. Örneğin kısmi tıkanma az da olsa biraz havanın geçtiği tıkanmalar olmaktadır. Kısmi tıkanmada kesinlikle sırta vurulmamalı, öksürmeye yöneltilmeli ve kesinlikle dokunulmamalıdır. Birde ayrıca tam tıkanmalar vardır. Bu tür tıkanmada hava girişinin tamamen engellendiği tıkanma olarak bilinmektedir. Kişi nefes alamaz, ellerini sürekli boğazına götürür, konuşamaz, renginde morlaşma görülür. Bu tür tıkanmalarda hasta ayakta yada dik oturtulmalıdır, sürekli olarak bilinci ve ağzı kontrol edilir, sırta bir süre vurulur, tıkanmayı oluşturan nesnenin çıkıp çıkmadığı sürekli kontrol edilir, çıkmayan nesne için eller arkadan birleştirilerek vücut kavranır ve bir el yumruk yapılır midenin üst kısmına yerleştirilir diğer el ise birleştirilir. Bu şekilde kuvvetli bir şekilde yukarı doğru sallanır. Fakat buna rağmen tıkanıklık yaratan nesne çıkmaz ve bilinç kaybı oluşursa acil yardım istenmelidir. 

    Solunum yolu tıkanması basitmiş gibi görülse de ölüme kadar götürebilmektedir. Solunum yolu tıkanmasında herkesin bilmesi gereken ilk yardım olmalıdır. Çünkü bir arkadaşımızın veya çevremizde ki birinin başına gelmesi sonucu solunum yolu tıkanıklığı yapmamız gereken uygulamaları bildiğimiz zaman sevdiğimizi yaşama döndürebilir veya kişilerin hayatını kurtarabiliriz. Solunum yolunun tıkanması ilk olarak soluğun kesilmesine neden olmaktadır. Solunum yolunun tıkanması sadece yemek yerken değil bir kavga esnasında oluşan boğazlam, asılma gibi durumlarda da olmaktadır.  Buna karşı yutarken kazayla genize kaçan kemik, takma diş, para gibi şeylerle de kişi solunum yolu tıkanması yaşar. Genellikle solunum yolu tıkanıklığında yetişkin kişiler yemek yerken tam çiğnemeden acele bir şekilde yerken yutkunma sonucu meydana gelir. Çocuklarda ise ellerine geçen herşeyi ağızlarına sokma alışkanlığı olduğundan bu durum oldukça tehlikelidir. Kaza yapan bir kişi soluk yolu tıkanması geçiriyorsa  başı ciğerlerinden daha aşağı gelecek şekilde eğilmesine yardımcı olunur ve kürek kemiklerinin arasına elinizin ortasıyla dört kez dikkatlice vurulur fakat bu vuruşta tıkanıklık tek başına açılabilecek hızda olmalıdır. Birde solunum yolunun bilye, para gibi cisimlerle tıkanması sonucunda yapılan ilk yardım şu şekilde olmaktadır. Hasta ilk olarak solunum yolu tıkanıklığı geçiriyor ise sırt üstü yatırılır, hastanın kalçasına yakın diz çökülür. Bir avucu hastanın karnına göbeğin üstüne koyun ikinci eli ise birincinin üzerine koyun ve eli hızla yukarı doğru itin. 
    Solunum Yolu Tıkanması
    Solunum yolunun tıkanması sonucu kişilerde morarma ve bilinç kaybı görülür. Bu sırada kişiye acil bir uzman tarafından yardım edilmelidir. Aksi halde kişi boğularak ölüme kadar gidebilir. Solunum yolu tıkanması oldukça kolay olup ağız içerisinde yiyecek ve içecek var iken konuşup, gülünmemesi gerekmektedir. Çünkü ağız içi dolu iken herhangi bir yanlış harekette kişi solunum yolu tıkanması ile nefesi kesilebilir. Ayrıca kişinin ağız içi kontrol edilerek eğer tıkanıklık görülüyor ise elle cisim çıkarılabilir. Kişi bu şekilde de kurtarılabilir. Ayrıca solunum yolu tıkanması bir bebekte yaşanıyor ise hafif baş aşağı gelecek şekilde çevrilir ve sırt bölgesine yavaş şekilde 5-6 kez vurulur. 
    ]]>
    Hırıltılı Solunum https://www.solunumsistemi.com/hiriltili-solunum.html Tue, 13 Nov 2018 00:04:17 +0000 Hırıltılı Solunum, soluk alıp verme sırasında akciğerlerden kedi hırlamasını andıran bir sesin veya bazı hastalarda değişik karakterde çıkan düdük ya da ıslık sesine benzeyen bir sesin çıkmasıdır. Meydana Hırıltılı Solunum, soluk alıp verme sırasında akciğerlerden kedi hırlamasını andıran bir sesin veya bazı hastalarda değişik karakterde çıkan düdük ya da ıslık sesine benzeyen bir sesin çıkmasıdır. Meydana gelen bu ses hasta kişiyi muayene eden doktor tarafından stetoskop yardımı ile dinleme esnasında duyulabileceği gibi hasta kişi ve çoğu zamanda aynı ortamda bulunan kişiler tarafından da kolaylıkla duyulabilir.

    Hırıltı sebebi ise yapışkan ve koyu renkli bir balgam, tümör dokusu ve ödem gibi farklı sebeplerle daralmış bronşların yani [havayollarından) ilerleyen sesin yüksek dalga hızına ulaşması sebebiyle meydana gelen bu ses, pek çok akciğer rahatsızlığında rastlanmaktadır. Bu hastalıklara birkaç örnek verecek olursak KOAH ve Astım benzeri tıkayıcı akciğer rahatsızlıklarında daha fazla nefes verme esnasında havayollarının darlaşması ile meydana gelirken üst havayollarının yabancı bir cisim veya tümör nedeni ile daralması ile çoğunlukla soluk alma esnasında meydana gelir. Aynı zamanda bronş sisteminin tamamını etkileyen tıkayıcı rahatsızlıklarda akciğerlerin her ikisinde sıklıkla duyulan hırıltılı seslerin yalnızca akciğerin belirli düzeyinde lokalize olarak işitilmesi o kısma ulaşan bir bronşun yabancı bir nesne veya tümör gibi yer kaplayıcı olan  lezyonca daralmış olabileceği hakkında düşünülmelidir.

    Hırıltılı Solunum

    Hırıltılı Solunuma Sebep Olan Hastalıklar

    Obstrüktif (Tıkatıcı ) Akciğer Hastalıkları: KOAH, Kronik bronşit, Astım, Bronşektazi,

    Enfeksiyonlar: Akut bronşit benzeri üst solunum yollarında daralmaya sebep olarak gösterilen enfeksiyonlar, solunum hava yollarının daralmasına sebep olan bronş içinde yer alan rahatsızlıklar ya da havayollarına dışardan baskı uygulayarak sebep olan yüzey kaplayıcı lezyonlar bronş kanseri gibi.

    Akciğer absesi, bronşlarda yabancı cisim olması, bronş içine yerleşen iyi huylu adı verilen tümörler, ileri derecede irileşmiş guatır yani troid bezinin ana havayoluna aşırı baskı uygulayarak o bölgeyi daraltması halinde broş tüberkülozu gibi rahatsızlıklar üst hava yollarının daralmasına sebep olan rahatsızlıklar, gırtlak tüberkülozu, gırtlak kanseri ve nazofarenks tümörleridir.

    ]]>
    Kalp Masajı Ve Suni Solunum https://www.solunumsistemi.com/kalp-masaji-ve-suni-solunum.html Tue, 13 Nov 2018 19:14:41 +0000 Kalp masajı ve suni solunum, hayatımızda gün geçtikçe insanların çok daha fazla ihtiyacı olan bir şey haline gelmiştir. Kalp masajı ve sunu solunum bugün herkesin bilmesi gereken çok önemli durumlardan biridir. İnsan vücu Kalp masajı ve suni solunum, hayatımızda gün geçtikçe insanların çok daha fazla ihtiyacı olan bir şey haline gelmiştir. Kalp masajı ve sunu solunum bugün herkesin bilmesi gereken çok önemli durumlardan biridir. İnsan vücudunda bulunan dokuların sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi ve görevlerini yerine getirebilmesi için tabi ki oksijene ihtiyacı vardır. Bu oksijeni ise vücudumuza aldığımız nefes ile sağlayabiliriz. Bu nedenle olası kalp durmalarında bu dokular görevini yapamadığı için birçok problem ortaya çıkar. Bu durum günümüzde bütün okullarda genel eğitim olarak öğrencilere öğretilmektedir.

    Kalp Masajı: Kalp masajı yapılmadan önce bu masajı yağılacağı kişide bazı belirtiler aranmaktadır. Fakat bu belirtilere tabi ki hızlı bir şekilde zaman kaybetmeden bakmak hasa için çok daha iyi olacaktır. Kalp masajı yapılacak kişinin ilk önce gözlerine bakılır. Kişinin göz bebeklerinin büyümesi ve nabız alınamaması kişinin kalp atışlarının durmuş olduğunun göstergesidir. İşe bu durumda kişiye kalp masajı yapılmalıdır.  Unutulmamalıdır ki kalp masajı yapılacak kişinin kalbi tamamen durmuş olması gerekmektedir. Yani kalbi tam olarak durmayan bir kişiye kesinlikle kalp masajı yapılmaz.   Kalp masajı her yaştaki insana göğüs kemiğinin altındaki bölgeye avuç içi ile uygulanır.  Kalp masajı kişide nabız alınana kadar ya da  kalp atışının sağlanmasına kadar yapılmalıdır.  Kalp masajı, tabi ki bebeklerde ve yetişkinlerde küçük farklılıklar ile karşımıza çıkmaktadır. Yetişkinlerde masaj uygulanacak bölge göğüs kemiğinin yarısı kadar alta uygulanır. Bu durum bebeklerde ise tek elle aynı bölgeye uygulanır. Bebeğin yaş durumuna göre bu durumda değişiklikler görülebilir. Bebeklerde  iki meme ortasına tek elle göğsün biri içeri çökecek kadar bası uygulanır. Bu durum birkaç kere tekrarlanır. 

    Kalp Masajı Ve Suni Solunum
    Suni Solunum: Suni solunum yine kalbi durmuş kişilere genellikle kalp masajı sırasında yapılan bir uygulamadır.  Bu uygulamalar insanlarda hayat kurtarıcı özeliklere sahiptir.  Suni solunum uygulamasında günümüzde "bak, dinle, hisset" yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntemde ilk olarak hastanın göğsünün hareket edip etmediğine bakılır. Bu yöntem bak, dinle, hisset yönteminin ilk basamağıdır. Daha sonra hastanın solunum yollarının herhangi bir yabancı cisim ile tıkalı olup olmadığına bakılmalıdır. Bu işlemden sonra hastanın burun ve ağzının önüne bir kağıt parçası tutularak, kağıdın hareketleri izlenmektedir.  İşte tüm bu bakılanlara rağmen hastada herhangi bir yaşam belirtisi yok ise hastaya hemen suni teneffüs yapılmalıdır. Bunun yanında 10 kalp masajı ve suni solunum uygulanmalıdır.  Suni  teneffüs olayında suni solunum yapan kişi aldığı nefesten sonra dışarıya vereceği nefesi kazazedenin ağzından üfler. Suni solunum yapan kişi kazazedenin bu sırada burnunu tutarak üflemelidir. Aksi halde üflenen hava ciğerlere gitmeden burundan geri dışarı çıkar. Suni solunumda her üfleme yetişkinlerde bir saniyeden uzun sürmelidir. Bu şekilde yapılan suni solunumlardan verim alınabilir. Suni solunumun işe yarayıp yaramaması tabi ki kazazedenin durumuna bağlıdır.
    ]]>
    Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Belirtileri https://www.solunumsistemi.com/ust-solunum-yolu-enfeksiyonu-belirtileri.html Tue, 13 Nov 2018 21:43:02 +0000 Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Belirtileri, Üst solunum yolu enfeksiyonuna neden olan virüsler tek bir çeşit olmamakta ve onlarca virüs sebebiyle üst solunum yollarında rahatsızlıklar meydana gelmektedir.  Bunun neticesinde de üst so Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Belirtileri, Üst solunum yolu enfeksiyonuna neden olan virüsler tek bir çeşit olmamakta ve onlarca virüs sebebiyle üst solunum yollarında rahatsızlıklar meydana gelmektedir.  Bunun neticesinde de üst solunum yollarında meydana gelen rahatsızlıklarda tek tip olmamaktadır. Halk arasında genelde soğuk algınlığı olarak bilinen üst solunum yolları enfeksiyonu çeşidi olan soğuk algınlığında daha çok görülen burun akıntısı ve hapşuruğun yanında zaman zaman ateşlenmede görülmektedir. 

    Bir başka üst solunum yolu enfeksiyonlarından  olan grip ise daha ağır geçmektedir.baş ağrısı ve mide bulantısı, ateş vücudun her yerinde ağrı ve kırgınlık hissi saç diplerinin acıması gibi rahatsızlıkların yanında ateşlenme ve birden titremeler görülmektedir. 

    Hapşırık ve üşümeyle başlayan nezle ile beraber burun akıntısının sonunda eğer iltihaplanma yayılmaya ve kulağa ilerlemeye başladıysa orta kulak iltihabına neden olabilmektedir. Orta kulak iltihabında kulakta şiddetli ağrı boğaza kadar hissedilmektedir. 

    Burun tıkanıklığı sinüslerin dolması ve boğaz yanmasıyla beraber ise sinüzit ortaya çıkmaktadır. Özellikle kış aylarında soğuk havaya maruz kalan yüzün bir süre sonra gerginleşmesi soğuk nedeniyle beliren bir rahatsızlıktır. 

    Eğer gırtlakta ses tellerinin maruz kaldığı bir rahatsızlık sonucu ses kısıklığı ve sesin çıkmaması nedeniyle de laranjit ortaya çıkmaktadır. Laranjite bir de şiddetli boğaz ağrısı dahil oluyorsa buna faranjit denilmektedir. 
    Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu Belirtileri
    Sık sık karşılaşılan hatta yılda 3-4 kez karşılaşabildiğimiz üst solunum yolları enfeksiyonu genellikle doğal yollarla ve ağrı kesici, basit ateş düşürücü ilaçlarla tedavi edilebilmektedir. Fakat direncin düşmesi ve dikkat etmeme sebebiyle boğazda ya da farklı  üst solunum yolu organlarda tahriş olmalara neden olabilmektedirler. Bu nedenle bu rahatsızlığın şiddetini hafifletmeniz bir an evvel iyileşmek için kendinizi soğuk havalardan korumanız gerekmektedir. bunlarla beraber beslenmenize dikkat etmeli bu belirtileri hafife almamalısınız. unutmamalıyız ki sağlığımız kaliteli bir yaşam sürmemiz için en önemli varlığımızdır. Küçük hastalıklar zaman içerisinde vücudumuzun virüslere karşı daha dirençsiz olmasına ve vücudun daha büyük hastalıklarla mücadele edecek gücünün tükenmesine neden olacaktır. Hastalığa karşı önceden önlem almak, hastalığa yakalanmamıza engel olacağı gibi günlük yaşantımızın sekteye uğramasına engel olur. 
    ]]>
    Suni Solunum https://www.solunumsistemi.com/suni-solunum.html Wed, 14 Nov 2018 00:07:06 +0000 Suni solunum, günümüzde insanlar tarafından en çok bilinmesi gereken durumlardan biridir. Öyle ki gün geçtikçe gelişen teknoloji kötü etki olarak oluşan kazaları ve bu gibi problemleri de meydana getirmektedir. İşte bu kaz Suni solunum, günümüzde insanlar tarafından en çok bilinmesi gereken durumlardan biridir. Öyle ki gün geçtikçe gelişen teknoloji kötü etki olarak oluşan kazaları ve bu gibi problemleri de meydana getirmektedir. İşte bu kazalarda ilk yardım bilgisi olarak suni solunum hastalarda acil olarak gerekebilir. Bu nedenle herkesin bilmesi gerene bu hayat kurtarıcı uygulama her an hepimize lazım olabilir. Okullarımızda ve diğer eğitim kurumlarında  ders olarak verilen ilk yardım derslerinde gençlerimize ve çocuklara suni solunum eğitimleri verilmektedir.  Suni solunum uygulamaları her ne kadar kolay ve basit olsa bile bu  uygulamalar çoğu zaman can kurtarıcıdır. Fakat  bu gibi durumlar direk olarak insan sağlığını etkilediği için bu uygulamaların kesinlikle hatasız bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Suni solunum işlemleri  hayat kurtarıcı işlemler olduğu için altın dakika olan 5 dakika içerisinde zaman kaybetmeden yapılması gerekmektedir. Bu uygulamayı yapabilmek için tabi ki ilk olarak kazazedenin etrafı açılmalı ve uygun bir bölgeye taşınmalıdır.

    Suni solunum yapılmadan önce hastanın bilinci kontrol edilmelidir. Bunu kişiden tepki alacak şeylerle ya da sorularla yapabilirsiniz.  Daha sonra suni solunuma başlamadan önce kesinlikle gerekli kuruluşlara haber verilmelidir.  Böylece siz suni solunum yaparken aynı zamanda ambulans olay yerine gelecektir.  Suni solunum yapılacak kişiye 2 suni solunum ve 30 kalp masajı yapılarak işleme başlanmalıdır. Suni solunum yapılırken kişi üzerinde kişiyi bunaltacak ya da sıkacak giysilerin gevşetilmesi gerekmektedir. Bu durum hastayı ya da kazazedeyi çok daha rahatlatacaktır. Daha sonra hastada soluk durumunun olup olmadığı kontrol edilir.  Kişinin solunum yolları tıkanık ise uygun yöntemlerle bu tıkanıklıklar açılır. Genellikle boğazdaki tıkanıklık kişinin parmağı ile cismi çıkarması ile giderilir. Daha sonra hastanın başı oldukça arkaya yaslanmalıdır ve çene açılmalıdır. ilk yardımcı diğer eliyle hastanın burnunu tutar. Bunun nedeni hastanın ağzından verilen havanın burundan çıkmasını engellemektir.  Kazazedenin solunum yolları açık ise direk olarak hasta üzerinde suni solunum uygulamasına geçilmelidir. Tabi ki bu işlemden önce hastanın kalbinin durmuş olmasına dikkat edilir. Eğer kalp yavaşta olsa atıyorsa kesinlikle bu uygulama yapılmamalıdır.
    Suni Solunum

    Suni solunum yapılırken aldığınız nefes tamamen kazazedenin ağzına üflenmelidir.. Tabi bu işlemden önce kazazedenin başı oldukça yukarı baktırılmalıdır ve çene açılmalıdır. Bu şekilde suni solunum işlemine devam edebilirsiniz.  Kazazedenin göğsü iyice üste çıkana kadar hava verme işlemine devam etmelisiniz. Suni solunum ve kalp masajı dakikada 12-15 kez tekrarlanmalıdır. Bu dakikalar kazazede için altın dakika olarak değerlendirilen sürelerden sayılmaktadır.  İşte bu şekilde yapılan suni solunumlar birçok zaman bir kişinin yada daha fazla kişinin hayatını kurtarmaya yarayabilmektedir. Bu gibi durumların her zaman görülme ihtimalinin olduğu durumlar olduğu için kesinlikle bu uygulamaların herkes tarafından bilinmesi gerekmektedir. 
    ]]>
    Hayvanlarda Solunum https://www.solunumsistemi.com/hayvanlarda-solunum.html Wed, 14 Nov 2018 13:55:22 +0000 Hayvanlarda solunum, hayvan gruplarına göre farklı organlarda gerçekleşir. Bu organlar deri, solungaç, trake ve akciğer olarak sınıflanır. Bu organlardaki ortak özellikleri sıralayacak olursak;Tüm solunum organların Hayvanlarda solunum, hayvan gruplarına göre farklı organlarda gerçekleşir. Bu organlar deri, solungaç, trake ve akciğer olarak sınıflanır. Bu organlardaki ortak özellikleri sıralayacak olursak;
    • Tüm solunum organlarının yüzeyleri geniştir.
    • İnce ve hassas olan bir epitel doku bulundururlar.
    • Suda yaşayan hayvanlarda solunum dışa doğru yapılırken, karada yaşayan hayvanlarda kuruma riski sebebi ile içe doğu yapılır.
    • Hepsinin yüzeyleri nemlidir.
    • Trake dışındaki organlarda bayağı miktarda kan taşıyan kılcal damarlar barınır.
    Sünger ve sölenterlerdeki gaz alışverişi yüzeydeki difüzyon ile gerçekleştiğinden ayrıca bahsetmekte fayda var.

    Deri Solunumu:  Solucan, kurbağa ve yumuşakça denilen hayvanlarda görülen solunum sistemidir. Difüzyon ile gaz alış verişinin sağlanması için yüzeyin yani derinin nemli olması gerekmektedir. Nemli olmasını ise derideki mukus bezleri ile sağlanır. Solunum ise oksijenin derideki nem sayesinde ayrışarak kılcal damarlar aracılığı ile kana geçer. Kan, oksijeni alarak hücreye yeterli miktarda iletir. Doğal olarak karbondioksitin hücre dışına atılması da aynı yöntemle gerçekleşir.

    Trake Solunumu: Eklem bacaklılarda görülen bu solunum sistemi, doku yapı hücrelerine oksijen girişini ve karbondioksit çıkışını en hızlı gerçekleştiren sistemdir. Trake solunumunda, solunum sisteminin dolaşım sistemi ile bir bağlantısı olmamakla birlikte, alyuvar ve solunum pigmenti bulunmaz. Bu sebepten ötürü, kan renksiz iken oksijen ve karbondioksitte kanla taşınmaz. Trakeler vücut boyunca dallanan borucuklardan oluşur. Stigma adındaki kanallarla ile dışarıdaki bağlantıyı sağlar. Stigma böceklerin göbeklerinin altında bulunan halkalı yapıların her bir bölmesinde bir çift olarak bulunan delik yapıdır. Trake vücutta yol aldıkça incelen yapısıyla hücreye ulaşana kadar mikroskopla zor görünecek kadar küçülür. Bu küçük trake uzantılarına ise trakeol adı verilir. Genellikle göğüs bölümünde oluşan trake,bacaklara hatta kanatlara kadar uzanan yapıları mevcuttur. Trakeler barındırdıkları oksijeni trakeollerle hücreye ulaştırırlar. Aynı şekilde karbondioksit çıkışıda trakeollerle gerçekleşir. Trakeollerin karbondioksiti trake ile vücut dışına kadar atılmasıyla hücre, dış ortamla gaz alışverişi yapar.  Böceklerin stigmadan hava giriş çıkışlarını kontrol etmek için vücutlarını kasıp gevşetirler. Vücudun kasılmasıyla havanın dışarı atılması, gevşemesiyle hava alımı gerçekleşir. Son olarak dipnot olarak aktarmak gerekirse genellikle örümcek ve akreplerin trakeleri dallanma yapılıdır. Bu dallanma yapılarından dolayı kitapsı akciğer ismini almıştır.

    Hayvanlarda Solunum
    Solungaç Solunumu: Bu solunumu gerçekleştiren her hayvanın farklı bir solungaç yapısı vardır. Bu hayvanlar kabuklular, kurbağa larvaları, balıklar ve yumuşakçalardır. Tüy şeklindeki saçaklı yapıda olan solungaçlar direkt olarak vücut dışıyla bağlantılıyken, dış solungaç olarak anılırlar. Kurbağa larvalarının ilk döneminde görülen bu solungaç tipi aynı zamanda akciğeri bulunan balıklardada mevcuttur. İç solungaçları ise yaprak şeklini andırırken, kemiksi ve kıkırdak yapıda oluşur. Aynı zamanda solungaç yaylarıda taşınır. Solungaçlar, kan damarları bakımından incelenecek olursa bayağı yoğun olduğu görülür.Yuvarlak ağızlı yani kıkırdak yapılı balıklarda solungaçlar yarıklar halinde ve birden fazla olurken, kemiksi yapılardaki balıkların solungaçları operkulum adındaki kapakçık ile örtülüdür.

    Akciğer Solunumu: En geniş kapsamlı solunum türü olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu solunum türü kuşlar, sürüngenler ve memelilerin dışında yetişkin kurbağalardada görülür.
    • Kurbağalarda; akciğer basit yapılı olup hiç bölmesi yoktur.Direkt ağıza açılan bu yapıda soluk borusu bulunmamaktadır. Tuhaf olmasıyla birlikte ağızları açıkken solunum yapamazlar. Burunda bulunan]]> Solunum Zorluğu https://www.solunumsistemi.com/solunum-zorlugu.html Wed, 14 Nov 2018 14:17:59 +0000 Solunum Zorluğu, Günümüzde genç ya da yaşlı birçok insanda meydana gelen ve kişiyi en çok zorlayan durumlardan biri olan  solunum zorluğu birçok nedenden dolayı kaynaklanabilmektedir. Genellikle geçici nedenlerden kaynaklan Solunum Zorluğu, Günümüzde genç ya da yaşlı birçok insanda meydana gelen ve kişiyi en çok zorlayan durumlardan biri olan  solunum zorluğu birçok nedenden dolayı kaynaklanabilmektedir. Genellikle geçici nedenlerden kaynaklanan solunum zorlukları çocuklarda görülen hastalıklardan kaynaklanmaktadır. Fakat yaşı ilerlemiş insanlarda yaşam kalitesini en altlara çeken solunum sistemi sorunları bazen kalıcı sorunlara ve hayat boyu problemlere neden olabilmektedir. Normalde insanların billinçsiz olarak yaptıkları nefes olayı solunum zorlukları yaşayan bir insan için ızdırap haline dönüşebilmektedir. Bazen bu durumların altından farklı ve oldukça zorlayıcı problemler çıkabilir. Bu nedenle solunum zorluğu yaşayan kişilerin her ne şekilde zorluklar olursa olsun mutlaka bir göğüs doktoruna gitmeleri gerekmektedir. Bazen solunum zorlukları kişinin burun ve geniz etlerinden dolayı ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle kulak burun boğaz uzmanına görünmeniz gerekebilmektedir. Şimdi genellikle solunum zorluğu yaşayan insanlarda bunun nedenleri olan hastalıkları ele alalım. 
    • Astım: Kişilerde görüle solunum zorluğu sorunlarının en büyük nedenlerinden biridir. Astım kimi zaman kronik bir hal alarak kişinin normal hayatını, sosyal hayatını olumsuz yönden etkilemektedir. Bu durumda tek yapılması gereken bazı tıbbi tedavilerdir. Fakat tıbbi tedaviler kronikleşmiş astım sorunlarına pek bir tedavi yöntemi sunamamaktadır. Bunun yanında gençlerde de görülebilen alerjik astımda yine solunum zorluğu problemine neden olabilmektedir.
    • Geniz eti; Genellikle çocukluk yaşlarında olan insanlarda ve polen alerjisi olan insanlarda görülen solunum yolu tıkanıklığı sorunu ile baş gösteren bir sorundur. Bu durumun tedavisi bazı cerrahi operasyonlar ile mümkündür. Üstelik bu operasyonlardan sonra hasta çok kısa bir süre içerisinde iyileşerek istediği yaşam  kalitesine ulaşabilmektedir.
    • Zatürre: Genellikle soğuk kış aylarında insanlarda müdahale edilemeyen soğuklardan dolayı görülmektedir. Bu durumlarda kişi çok büyük solunum zorlukları yaşamaktadır. Bu durum oldukça tehlikeli ve acilen müdahale edilmesi gereken sorunlar arasındadır. Bu soruna müdahale edilmediği zaman kişinin solunum yollarındaki enfeksiyonlar çoğalarak hayati tehlikelere kadar kişiyi sürüklemektedir.
    • En çok görülen solunum problemi nezle ya da grip gibi geçici olarak görülen problemler arasındadır. Bu tür problemlerinde en büyük nedeni yine soğuk hava etkileridir. İnsanların mevsim geçişlerinde ve soğuk kış aylarında etkilendikleri bu hastalık güçlü solunum sıkıntıları meydana getirebilir. Bu durum kısa bir süre içerisinde iyileşme gösterir.
    Solunum Zorluğu
    İşte bu hastalıklardan dolayı insanlar solunum zorluğu sorunları ile karşı karşıya gelmektedir.  Kişilerde görülen en büyük solunum zorluğu genellikle nefes daralması ve göğüste hırıltı şeklinde seslerin gelmesidir. Bu gibi durumlar hiçte iyi şeylere işaret değildir. En küçük öksürük ya da nefes darlığı problemlerinizde mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. Aksi halde çok daha büyük zorluklar ile karşı karşıya gelebilirsiniz. Doktorunuzun yapacağı bazı testlerle solunum zorluğunuzun nedeni kolaylıkla saptanabilmektedir. Aksi halde kimse solunum zorluğuna kendisi teşhis koyamaz. 
    ]]>
    Bebeklerde Solunum https://www.solunumsistemi.com/bebeklerde-solunum.html Thu, 15 Nov 2018 06:31:41 +0000 Bebeklerde solunum, oldukça önemli konulardan biridir. Çünkü bebeğin gelişimi için yeterli oksijen çok önemlidir. Bu gibi durumlar genellikle doktor muayenesinde bakılan şeylerdendir. Özellikle geniz eti ya da burun polipleri Bebeklerde solunum, oldukça önemli konulardan biridir. Çünkü bebeğin gelişimi için yeterli oksijen çok önemlidir. Bu gibi durumlar genellikle doktor muayenesinde bakılan şeylerdendir. Özellikle geniz eti ya da burun polipleri bebeklerde solunum sorunlarının ortaya çıkmasında etkili olmaktadır.  Bebeklerde solunum bazen güçlenebilmektedir. Tabi ki bunun birçok nedeni bulunmaktadır.  Çocuklarda görülen en küçük solunum zorluklarında aileler oldukça telaşa kapılmaktadır. Bu durum oldukça yanlıştır. Böyle zamanlarda ailenin oldukça soğukkanlı olmaları gerekmektedir.  Daha sonra çocuk en yakın sağlık kuruluşuna götürülür. Bebeklerde solunum, bazen küçük ama bebek için büyük sorunlardan kaynaklanabilmektedir. Örneğin soğuk algınlığı normal bir insan için birkaç gün içinde atlatılacak ve çok fazla önemsenmeyen bir hastalık olsa da bir bebek için oldukça önemli durumlardandır. Bebeğin soğuk algınlığı hastalığına yakalanması bebeğin birçok solunum sıkıntıları yaşaması ve bunun yanında büyük problemlerin meydana gelmesine neden olmaktadır. Bu nedenle ilk belirtilerden biri olan burun akıntısı görüldüğü anda doktorunuza başvurmanız gerekir. 

    Bebeklerde solunum, yetişkin insanlara göre çok daha fazla sayıda ve yetişkin bir insana göre çok daha sık tekrarlanan bir durumdur.  Bunun nedeni bebeğin vücudunun oksijen gereksiniminin ve akciğerlerinin küçük olmasıdır. Alınan hava bebek için gerekli olan solunumun tamamlanmasına neden olmaktadır.  Bebeklerde bir diğer solunum sıkıntısı ise genellikle öksürük ile başlamaktadır. Bebeğin art  arda öksürmesiyle nefesin ihmal edilmesi durumu meydana gelebilmektedir. Bu nedenle bebekteki solunum bazen yetersiz kalmaktadır. Genellikle bebeğin yatarken bu tür sorunlar yaşaması çok daha fazla görülen sorunlardan biridir. Bazen bebekte görülen solunum zorlukları ya da güçlüklerinin nedeni çok daha farklı sorunlardan dolayı meydana gelmektedir. Bazen kalp sorunları ya da akciğer sorunları gibi çok tehlikeli problemler meydana gelebilir. 
    Bebeklerde Solunum

    Bebeklerde solunum, bebeğin gelişimi için oldukça önemli ve kesinlikle sorunsuz olarak gerçekleşebilir olması çok önemlidir. Aksi halde solunum yetmezlikleri gibi problemler ile daha büyük sorunlar ortaya çıkabilmektedir.  Bebeklerin hassas vücudu tabi ki solunum sistemi için de geçerlidir.  Hassas bir solunum sistemi, bebeğin solunumunda da etkilerini göstererek bazen problemler meydana getirebilmektedir. Solunum yolu enfeksiyonları gibi durumlar ya da nezle grip gibi problemler bazen bebekleri olumsuz yönden etkilemektedir.  Bunun yanında kontrol edilmesi gereken diğer bir konu ise bebeğinizin solunum sayısıdır. Bu sayının tabi ki bebekler için ya da yetişkinler için yaşa göre belirlenmiş standartları bulunmaktadır. Bu hızlar yaşa göre dakikalara ayrılmıştır. Örneğin 0-2 aylık bir bebeğin dakikada 40-60 kez nefes alıp vermesi gerekmektedir. Bebeğin solunumunun bu sayıdan az ya da fazla olması durumda doktorunuz ile görüşmelisiniz. Bunun yanında 3-11 aylık bir bebeğin dakikada 25-40 kez nefes alıp vermesi normaldir.  Bunun yanında 1-5 yaş arasında olan  bir bebeğin nefes alış verişi dakikada 20-50 arasında olmalıdır. 
    ]]>
    Hücresel Solunum https://www.solunumsistemi.com/hucresel-solunum.html Fri, 16 Nov 2018 06:30:50 +0000 Hücresel solunum, hücrenin yaşam bağlarının koparılmaması, yaşam döngüsünü devam ettirebilmesi açısından gerçekleştirdiği gaz ve su alışverişinin genel ismidir. Bu solunum sayesinde vücudun metabolik sistemlerin çalış Hücresel solunum, hücrenin yaşam bağlarının koparılmaması, yaşam döngüsünü devam ettirebilmesi açısından gerçekleştirdiği gaz ve su alışverişinin genel ismidir. Bu solunum sayesinde vücudun metabolik sistemlerin çalışmalarını devam ettirebilmek için enerji üretimide gerçekleşir.  Solunum yapamayan canlıların yaşam imkanı olmayacağı gibi, solunumda karbonhidrat, yağ ve protein en ufak parçalarına kadar ayrıştırılır. Hücresel solunumda bu olayın gerçekleşmesi sırasında oksijenin kullanımı veya kullanılmaması baz alınarak iki başlık altında incelenir.

    Fermantasyon: Gerekli enerjinin üretimi durumunda oksijenin kullanılmadığı solunum türüdür.Bir diğer adı anaerob olan bu solunumu, oksijensiz ortamda yaşayan bakteriler yaparlar. Normalde oksijenli solunum yapan bazı canlılar, istisnai durumlar dahilinde oksijensiz ortamlarda çok nadir  zorunlu olarak bu solunumu yaparlar. Enzimler ile glukozun pirüvik aside kadar parçalanarak ATP'nin açığa çıkması olayına glikoliz denir. Glikoliz ortam nasıl olursa olsun ortaktır. Eğer ortamda oksijen bulunmuyorsa yada reaksiyona yetecek kadar yoksa pirüvik asidin, laktik asit veya etil alkole kadar parçalanması, oksijensiz solunum başlığı adı altında incelenir. Fermantasyon, hücrenin sitoplazmasında gerçekleşirken, iki ATP harcanırken dört ATP açığa çıkar. 
    • Glikoliz; glikozun enzimlerin çalışmaları ile pirüvik aside kadar parçalanması olayıdır. Tüm canlılarda aynı enzimler görev aldığı için glikoliz olayı her canlıda aynı şekilde gerçekleşir. Reaksiyonda dört ATP nin dışında iki NADH açığa çıkar. Oksijensiz solunumda NADH, son basamakta yükseltgenerek bir sonraki glikoliz olayında kullanılır. Bu döngüde dikkat edilmesi gereken en önemli olaylardan biri ise fruktoz mono hekzan bifosfat'tan gliseraldehit tri fosfat ve dihidroksiaseton fosfat oluşumudur. Geri dönüşümü olmayan bu basamak aynı zamanda hız kısıtlayıcı iken inüsilin ve glukagon hormanları kontrolünde aktif olurlar.
    • Laktik asit fermantasyonu; oksijenin yeterli olmadığı durumlarda bazı bakteriler ve hayvan hücrelerinde görülen fermantasyondur.  Ortamda oksijenin olmadığı zamanlarda pirüvik asidin laktik asite dönüşümüyle, NADH kullanılarak tekrar NADH elde edilmesi durumudur. İnsanlardaki bu fermantasyon olayı ise kas hücrelerindeki oksijen ihtiyacı kan tarafından karşılanmadığı halde enerji üretimini sağlama amaçlıdır. 
    • Etil alkol fermantasyonu; etanol fermantasyonu olarakta bilinen bu enerji üretimi biçimi, hücredeki tüm NAD+ ları NADH a çevirir. Bu NADH taki hidrojen ile reaksiyona girecek tepkime yoksa ATP üretimi gerçekleşmez. Bu fermantasyonda bulunan karboksil grubunun kopması halinde ortama karbondiosit yayılır. 
    Hücresel Solunum
    Oksijenli: Hücrenin solunumu sırasında oksijenin kullanıldığı reaksiyonlardır. Hücrelerin mitokondri organelinde gerçekleşirken, monosakkaritler, gliserol, yağ asitleri ve aminoasitler, asetil koenzim-a  yapısına dönüşürler. Bu dönüşüm sonrasında krebs döngüsüne katılırlar. Bu solunum türünde, glikoliz dışında iki farklı basamak daha vardır. Bunlar ;
    • Krebs Döngüsü: Glikolizin devamı olan bu döngü,  mitokondrinin içinde gerçekleşir. İlk basamağında sitrik asit oluştuğundan sitrik asit çemberi şeklindede adlandırılmıştır. Çember halinde bileşikler birbirlerine dönüşerek, arta kalanlarla maddeler elde edilir. Bu döngünün sonucunda altı adet NADH ve iki tane FADH açığa çıkar. Bu açığa çıkanların taşıdığı hidrojenler ve elektronlar elektronik taşıma sistemine devredilerek yükseltgenmenin oluşumu ile ATP üretilir.
    • Oksidatif Fosforilasyon: Bir önceki döngülerde açığa çıkan FAD ve NAD elektronik taşıma sistemine aktarımıyla yükseltgenme ve indirgenme olayları gerçekleşir. Bu olaylar sırasında oluşan enerjinin bir kısmı harcanırken, bir kısmıda ısıda kullanılır. Görüldüğü üzere oksijenli solunumda oluşan ATP  miktarı oldukça fazladır. Bu yükseltgenme olayı]]> Aerobik Solunum https://www.solunumsistemi.com/aerobik-solunum.html Fri, 16 Nov 2018 09:04:01 +0000 Aerobik solunum, yani daha bilinen bir adıyla oksijenli solunum birçok hücrede meydana gelen solunum türlerinden biridir. Bu solunum hücreler içindeki glikoz molekülleri arasındaki ATP enerjisine dönüştürülmesine denmektedir. Aerobik solunum, yani daha bilinen bir adıyla oksijenli solunum birçok hücrede meydana gelen solunum türlerinden biridir. Bu solunum hücreler içindeki glikoz molekülleri arasındaki ATP enerjisine dönüştürülmesine denmektedir. Bazı hücrelerin yaşamına devam edebilmesi için aerobik solunuma ihtiyaçları vardır.  Bitki hücreleri bu solunumu yapraklarındaki gözenekleri sayesinde yaparlar. Bazı hayvanlar ise bu solunumu, solunum organları sayesinde gerçekleştirirler.  Aerobik solunum sitoplazmada başlayarak mitokontride biten bir solunumdur. Hücre içerisinde bu solunum sayesinde enerji üretimi sağlanmaktadır. Yapılan solunum sayesinde hücreye yetecek hatta artacak kadar fazla enerji üretilir. Artan enerjiler ATP enerjisine çevrilerek hücre içerisinde kullanılır. Aerobik solunum sonrasında açığa karbondioksit ve su çıkar. Bu solunumda üretilen enerji oksijensiz solunuma göre çok daha fazladır. Hücrelerin canlı kalabilmeleri için sürekli olarak canlı kalmaları gerekmektedir. Ağız yolumuzla ve deri yolumuzla aldığımız hava sayesinde bu solunumu gerçekleştirmekteyiz. Birçok böcekte ise akciğer olmadığı için direk olarak solunum boruları ile böceğin her bölgesine oksijen gitmektedir. 

    Aerobik solunumun en büyük amacı hücrenin ve diğer dokuların sağlıklı bir şekilde çalışmasıdır.  Bu solunumun eksikliğinde hücrelerde hızlı bir şekilde kayıplar görülebilmektedir. Bu nedenle oksijensiz ortamlarda durulduğunda kişide baş ağrısı ve benzer problemler görülebilmektedir. Tek hücreli canlılar bu solunumu genellikle bulundukları ortamdan direk olarak alırlar ve gerekli solunumu tamamlamış olurlar.  Solunum sonrasında canlı dış ortama karbondioksit verir. Aerobik solunum yapan canlılar genellikle vücut olarak gelişim göstermiş canlılardır. Bu canlılar gelişmiş bir vücuda sahip oldukları için Aerobik solunum yapmaktadırlar. Aerobik solunum bol oksijenli ortamlarda çok daha rahat bir şekilde yapılabilmektedir. Aksi halde bu solunum işlemiş gerçekleşmez ve canlıda problemler meydana gelebilmektedir.  Bunun için bol oksijen her zaman canlı için çok daha iyidir. Daha öncede söylediğimiz gibi aerobik solunum ilk olarak sitoplazmada yapılır ve mitokondriye geçerek burada son bulur. Böylelikle solunum hücre içerisini gezmiş olur. 
    Aerobik Solunum
    Aerobik solunum sonrasında açığa karbondioksit ve su çıkmaktadır. Solunum öncesinde ise vücuda alınan oksijen hücre içerisinde gerekli alanlarda kullanılır.  Bir aerobik solunumda açığa birçok Atp çıkar. Bu ATP ler hücre içerisinde gerektiğinde kullanılmaktadır. Fazla olan ATP enerjileri vücutta depo edilir ve gerektiğinde vücudun herhangi bir bölgesinde kullanılır. Zaten oksijenli solunumda meydana birçok enerji çıkmaktadır. Bu enerji hücreler için oldukça fazladır.  Fazla olan bu enerji vücudunuzun günlük enerjisi için yeterlidir.  Aerobik solunum tüketilen besinler içerisindeki enerjileri ortaya çıkarmaktadır. Böylelikle yediğiniz besinin enerjisi sizler için çok daha sağlıklı olmaktadır. Aerobik solunum sonucu ortaya çıkan enerjinin bazıları moleküller tarafından kullanılmaktadır. Bu enerjilerden verim yüzde kırk olarak belirlenmiştir.  Bu solunum bütün ökaryot hücrelerde meydana gelmektedir. Bunun yanında bakterilerde de çok fazla görülen bu solunum canlı yaşamı için oldukça önemlidir. 
    ]]>
    Solunum Borusu https://www.solunumsistemi.com/solunum-borusu.html Fri, 16 Nov 2018 21:52:47 +0000 Solunum borusu, bir insanda en önemli organlardan biridir. İnsan yaşamı üzerinde oldukça büyük katkıları ola bu organ bizlere oldukça yarar sağlamaktadır. Bu organın en küçük sorunlarında bile direk olarak yaşam kalite Solunum borusu, bir insanda en önemli organlardan biridir. İnsan yaşamı üzerinde oldukça büyük katkıları ola bu organ bizlere oldukça yarar sağlamaktadır. Bu organın en küçük sorunlarında bile direk olarak yaşam kalitemizin düştüğünü hissederiz. Solunum borusu, birçok hastalıklar ile karşımıza çıkabilmektedir. Birçok hastalığın oluşma bölgesi olan solunum borusu bazen tedavi edilemez problemler çıkarabilmektedir. Tıbbın bu kadar gelişmesine rağmen henüz böyle tedavisi olmayan hastalıkların olması oldukça üzücüdür. Solunum borusu, vücut için gerekli oksijenin ciğerlere ulaşması için geçtiği yoldur.  Bu boru sayesinde ağızdan ya da burundan alınan hava direk olarak akciğerlere iletilmektedir. Buradan hava, akciğer baloncuklarıyla kana karışmaktadır. Solunum borusu göğüs kafesinde gırtlağın biraz altındadır.   Yetişkin bir insanda solunum borusun 12 ya da 13 cm boyunda olmalıdır. Oldukça kısa olan bu boru yaptığı görev ile vücudumuzun en değerli organı haline gelmektedir. Bu boru aynen insan kalbi gibi olmazsa olmazlardandır. Yemek borusuna bağlı birçok bronş akciğerle direk bağlantılıdır. Bazı solunum yolu hastalıklarından biri sayılan astım hastalığında ise bu bronşlar genellikle daralarak kişide problemlere neden olmaktadır.

    Solunum borusu akciğere doğru giderken çatal halinde ikiye ayrılmaktadır. Bu ikiye ayrılan borunun biri akciğerin sağ bölmesine ve sol bölmesine olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Böylelikle  her iki ciğere de hava akımı sağlanmış olur. Bu borundan geçen hava akciğerlere ulaşır ve bronşlardan geçerek akciğer içerisindeki ince kanallara girer burada gerekli yerlerde depolanan hava oksijeni alınarak geri kalan karbondioksit olarak geri gönderilir ve aynı borudan tekrar dışarı atılır. İşte böyle bir dönüşüm ile sürekli olarak bilinçsiz olarak nefes alıp veririz .Bu işlem insan ömründe sayılamayacak kadar çok tekrarlanmaktadır. Her tekrarda akciğer hava ile dolarak tekrar boşalır. Solunum borusu hastalıklarından en büyüğü ve en yaygın olanı tabi ki solunum borusu iltihaplarıdır. Bu durum günümüzde hava kirliliğinin artması ile birlikte müthiş bir artış gösteren hastalıklardan biridir. Bu tür problemler kişide solunum sorunlarının yaşanmasına ve aynı zamanda öksürük ile birlikte yanma durumlarınında meydana gelmesine neden olmaktadır. İşte bu tür iltihaplı solunum borusu problemlerinde doktorlar genellikle ilaç tedavileri uygulamaktadır. Bu tedaviler kısa bir sürede etkilerini göstererek iyileşme göstermektedir.
    Solunum Borusu
    Solunum borusu hastalıklarının görüldüğü insanalar genellikle sürekli olarak sigara tüketen insanlardır. Bu insanlarda bazen durum kansere kadar kötüleşerek kişiyi zor durumda bırakmaktadır. Sürekli sigara tiryakisi olan bir kişinin solunum borusu oldukça zarar görmüştür. Bu nedenle bu insanlarda solunum yolu hastalıkları görülme ihtimali oldukça büyüktür.  Bunun yanında astım hastalığı da yine soluk borusunun broşlarının daralması ile meydana gelen bir sorundur. Özellikle kronik astım hastalarının en büyük şikayetlerinden biri nefes darlığıdır. Bu durum solunum borusunun bronşlarının daralmasından dolayı meydana gelmektedir. Bu tür sorunlar genellikle insanları zor duruma düşürerek büyük problemlerin oluşmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle gerekli sağlık kontrollerinin yapılması bizler için çok daha sağlıklı olacaktır. 
    ]]>
    Alt Solunum Yolu Enfeksiyonu https://www.solunumsistemi.com/alt-solunum-yolu-enfeksiyonu.html Sat, 17 Nov 2018 03:44:03 +0000 Alt solunum yolu enfeksiyonları çoğu zaman aynı tanı hastalara konulmaktadır. Bu rahatsızlık birçok rahatsızlığın belirtileridir normalde. Bu rahatsızlıklar ise pnömoni, bronşit ve bronşiolti isimli hastalıklardır. Ç Alt solunum yolu enfeksiyonları çoğu zaman aynı tanı hastalara konulmaktadır. Bu rahatsızlık birçok rahatsızlığın belirtileridir normalde. Bu rahatsızlıklar ise pnömoni, bronşit ve bronşiolti isimli hastalıklardır. Çok kapsamlı bir şekilde incelenmesi gereken bir rahatsızlıklardır. Alt solunum yolu enfeksiyonlarının ayrı ayrı teşhis ve tedavileri yapılması gerekmektedir.

    Alt solunum yolu enfeksiyonlarındaki rahatsızlıklardan pnömoni akciğerlerde meydana gelen bu rahatsızlık enfeksiyon olup virüs, parazit ve mantarların da bulunduğu bir rahatsızlıktır. Bronşit ise insanda bulunan bronşların enfeksiyon kapması ile virüs ve bakterilerin de olduğu ciddi bir rahatsızlıktır. Bronşiolti hastalığı ise genelde çocuklarda be bebekler de görülen bir rahatsızlık olup bolca virüs bulunmaktadır. Pnömoni her yaştaki insanda görülmektedir. Üst yolunum enfeksiyonunun sonucunda görülür. Bu hastalıkta bolca virüs bulunmakta ve diğer rahatsızlıklarda bu rahatsızlığa sebebiyet vermektedir. Bakterilerde etkilidir bu rahatsızlıkta ve hatta pasif sigara içiciliği bile etkilemekte ve sebebiyet vermektedir. Erkek çocuklar bu rahatsızlığa daha rahat yakalanmaktadır. Bu rahatsızlık kışın ve ilkbaharda daha fazla görülmektedir. Erkek çocuklarda 2 yaş altındakiler daha çabuk bulaşmaktadır. Kalabalık yerlerde mesela kreş ve oyun parkına giden çocuklar da daha sık görülmektedir. Bulaşıcı olduğu için bu rahatsızlık bünye olarak zayıf çocuklara kısa zaman içersin de bulaşmaktadır. Bu rahatsızlıklar öksürük, hapşırma ve toplum ev gibi yaşam alanlarında temas ile bulaşmaktadır. Ateş titreme terleme öksürük ve yüksek ateş ile başlamaktadır. Kas ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, baş ağrısı, terleme, nefes almakta zorlanma ve kuru öksürük de belirtileridir. Bronşit balgam kuru öksürük, hışıltı ve göğüs ağrısı şeklinde kendini hissettirir. Bebekler de bu rahatsızlıklar görülür ise hızlı nefes alma, nefes almada zorlanma ve iştahsızlık ile kendini belli etmektedir. Tedavi yöntemlerinde kesinlikle öksürük ilaçları kullanmamak gerekmektedir. Pnömonide antibakteriyel tedavi uygulaması yapılırken diğer rahatsızlıklarda semptomatik tedavi uygulanmaktadır. bu sebeplerden dolayı öksürük kesici ilaç ve şurupların kullanılması ciddi rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Bu hastalıklar genel olarak 1 hafta içinde düzelme görülmekte ve iyileşmektedir. Pnömoni hastalığında ise bu süre 2-3 haftaya kadar uzamaktadır. Bu tür rahatsızlıklar için en önemli olay doğru doktor seçimi ile rahatsızlığın tam olarak belirlenerek hem teşhisi hem de tedavisi doğru biçimde yapılması gerekmektedir. Doğru teşhis ve tedavi neticesinde doktor kontrolünde bu rahatsızlıklar alt solunum yolu enfeksiyonu kısa zamanda geçecek ve hasta rahat edecektir.

    Alt Solunum Yolu Enfeksiyonu

    Alt solunum yolu enfeksiyonları virüsler ile salgın bir hal aldığı için yapılması gereken ilk önce temizliktir. El ve ayak temizlikleri günlük yapılması gerekmekte hatta mümkünse vücut temizliği de günlük olarak yapılması daha uygun olacaktır. Temiz hava solunumu çok önemlidir. Hava kirliliği bu rahatsızlıkları insan vücudunda daha kötü hale getirmektedir. Sigara içmek ve içilen ortamda da durmak başlıca sebeplerdendir. Doktor kontrolü altında aşılar yapılması da vücudun direnci için çok iyi gelecektir. Çocuklar ve bebeklerde anne ve babalar çok hassas olmaları gerekmektedir. virüs bakteri mantar gibi salgın olan bu hastalıkların hava ve temas yolu ile bulaşacağı mutlaktır ve sebep ne olursa olsun doktora gidilmesi en güvenilir yoldur.

    ]]>
    Alt Solunum Yolu Enfeksiyonu Tedavisi https://www.solunumsistemi.com/alt-solunum-yolu-enfeksiyonu-tedavisi.html Sun, 18 Nov 2018 03:15:15 +0000 Alt Solunum Yolu Enfeksiyonu Tedavisi, Alt solunum yolu enfeksiyonları arasında ilk akla helen hastalıklar, akut bronşit, kronik obstrüktif akciğer hastalığında akut alevlenme (KOAH) ve pnömonidir. Akut Bron Alt Solunum Yolu Enfeksiyonu Tedavisi, Alt solunum yolu enfeksiyonları arasında ilk akla helen hastalıklar, akut bronşit, kronik obstrüktif akciğer hastalığında akut alevlenme (KOAH) ve pnömonidir.

    Akut Bronşit:

    Alt solunum yolu tedavisi yapılacak hasta ile ilgi bilinmesi gereken iki şey vardır. Birincisi hastalığın bronşitmi yoksa pnömoni mi olduğu sorunsalıdır. İkincisi ise etyolojik ajanın ne olduğu sorunsalıdır. Hastalığın bronşit olup olmadığı doktor muayenesi ve akciğer grafisi sonunda belli olur. Bronşite sebep olan etkenlerin başında, influenza A ve B,parainfluenza, rinovirüs, koronavirüs ve RSV gibi virüsler gelmektedir. Hastaların yalnızca %5 ile 20 arasındakilerde bakteri enfeksiyonu söz konusudur.

    Akut bronşitin tedavisi genellikle semptomatik olmakla birlikte akut bronşitler çoğunlukla viral enfeksiyonlara bağlı olarak gelişirler. Bu sebeple antibiyotik kullanımının dirençli organizmaların gelişimine ve yan etkilere sebep olabileceği için rutin tedavide antibiyotik kullanılmamaktadır. Ancak, hasta sıgara içiyorsa ve öksürükle birlikte gelen balgam, bir hafta geçmeyen ateş gibi belirtiler görüldüğü durumlarda antibiyotik kullanılabilmektedir.

    Alt Solunum Yolu Enfeksiyonu Tedavisi

    KOAH Akut Atak Tedavisi:

    En sık ölüm nedenleri arasında yer alan KOAH hastalarında yıl içinde 2-4 kez akut atak saptanmaktadır. Bu hastalığa sebep bazı bakterilerdir. Antibiyotik seçimi %75 oranındadır ve amprik tedavi uygulanacak ise beta laktam ve beta laktamaz inhibitörü, ikinci kuşak oral efolosporin,TMP-SMX ve atipik etken flüphesi olduğu taktirde makrolidler seçilerek tedavi uygulanmalıdır.

    Toplum Kökenli Pnömi Tedavisi:

    Bu hastalığın tedavisini hastalığın başlangıç şiddeti ve etki eden hastalığın varlığı ile yaş büyük ölçüde etkilemektedir. Kişide günlük yaşamı sırasında ortaya çıkmaktadır ve başlıca etmenleri virüslerdir. Hastanın durumuna göre tedavi süresi de değişiklik gösterir. Tedavi genellikle hastanın ateşi düştükten sonra 7-10 gün arası sürmeye devam ettirilmelidir. Tedavi süresi, nedeni belli olmayan ağır pnömilerde ise 2-3 hafta arası olmalıdır. Hastaya uygulanan antibiyotik tedavisi sırasında rezolüsyon gecikse dahi 48-72 saat arası bir sürede belli bir dülmenin olması gerektiği için, hastada aşırı kötüleşme yoksa, başlanmış olan  ilk 72 saat devam ettirilmelidir. 

    Tedaviye alınan pnömonili bir hastanın klinik durumu özenle gözlenmelidir. Etkin bir antibiyotik tedavisi uygulandığında konak ve etkene ilişkin bazı faktörler rezolüsyonu geciktirse bile klinik bulgularda 48-72 saat içinde belli bir düzelmenin olması gerekir. Bu nedenle klinik durumda önemli ölçüde kötüleşme yoksa başlanan tedavi ilk 72 saatte değiştirilmemelidir. 

    ]]>
    Solunum Fizyolojisi https://www.solunumsistemi.com/solunum-fizyolojisi.html Sun, 18 Nov 2018 19:56:13 +0000 Solunum fizyolojisi, Solunum sisteminin misyonu, vücudun ihtiyacına göre harici ortamla gaz alışverişini yapılmasını sağlamak, dolaşım sistemi aracılığıyla da solunumu düzenlemektir. Solunum 4 aşamadan oluşur: Ventilasyon, D Solunum fizyolojisi, Solunum sisteminin misyonu, vücudun ihtiyacına göre harici ortamla gaz alışverişini yapılmasını sağlamak, dolaşım sistemi aracılığıyla da solunumu düzenlemektir. Solunum 4 aşamadan oluşur: Ventilasyon, Diffüzyon, Perfüzyon, Solunumun tertip etmesi . 
     
    Ventilasyon: Akciğerin ventilasyonu ile kast edilen, havanın, atmosferden akciğerlere, akciğerlerden de atmosfere geçirecek hareketidir. Bu ise, nefes alma (inspirasyon) ve nefes verme(ekspirasyon) biçimde gerçekleşmektedir. Soluk alış verişi aşağıdaki kasların sayesinde gerçekleşir:
     
    İnspirasyon kasları  (nefes alma imkanı sunan kaslar)
    • Diyafragma, göğüs boşluğu ile karındaki boşluğu ayıran, frenik siniri aracılığıyla yönlendirilen tek kastır.
    • Dış interkostal(kaburgalar arasındaki) kaslar
    • Sternokleidomastoid kasları
    • Skapula (kürek kemiğini) yükselten kaslar ve ön serratuslar
    • Skalenler
    • Omurga kaldırıcıları
    Ekspirasyon kasları  ( nefes vermeyi imkanı sunan ) kaslar
    • Karındaki kasları  ( esas ekspirasyon kasları)
    • İç interkostaller
    • Arka aşağı serratüsler 
    Solunum, diyafragmanın ortalama hareketi; göğüs kafesinin ön arka çapının artışı ve azalması; kaburgaların (kostaların) yukarı aşağı hareketiyle göğüs kafesinin uzayıp kısalmasıyla oluşur. 

    Soluk alma (inspirasyon): Atmosfer havasının akciğerlere çekildiği, etkin tek eylemdir. İnspirasyon adalelerinin kasılmasıyla göğüs kafesinin ön arka çapı genişler ve yukarıdan aşağı uzar. Boyle-Marriotte yasasına göre gazın hacmi arttığında, basıncı düşer. Bu yasaya göre, genişleyen akciğerlerdeki havanın basıncı (atmosferdeki havanın basıncından) az olacağından, atmosfer havası akciğerlere dolacaktır.

    Soluk verme (ekspirasyon) Akciğerlerdeki havanın dışarı atıldığı, pasif eylemdir. Nefes almanın tersine, akciğerler küçülür dolayısıyla basınç artar. Akciğerlerdeki basınç atmosfer basıncından fazla miktarda olacağından havada meydana iştirak eden dışarı gerçek davranış eder.  
     
    Diffüzyon (yayılma): Akciğerlere iştirak eden hava alveollere dek ilerler. Havadaki oksijen alveollerin çeperini ağ benzeri saran kılcal damar sistemine geçerken, kılcal damarlardaki karbondioksit alveollere geçer. Bu geçişler aralarında fark olan iki ortamdaki gazların, parsiyel basınçlarının çeşitli olması sayesinde gerçekleşmektedir.

    Perfüzyon: Oksijenin ve karbondioksidin taşınması eylemidir.

    Solunum Fizyolojisi
    Oksijenin taşınması: Alveollerden, akciğer dolaşımındaki kana geçtiğimiz (diffüze durumda olan ) oksijen, ya plazma içerisinde eriyik şeklinde (%3) ya da  alyuvar (eritrosit) içerisinde bulunan hemoglobine tutunarak (%97) taşınır. Hemoglobinin oksijenle birleşmesi (HbO2, oksihemoglobin)  "% satürasyon" olarak anlam edilir.  Bilhassa aciliyet gereken bakımda, oksijen satürasyonu, hastanın solunum vaziyetinin belirlenmesi bakımından çok fazla mühimdir. Rastgele olarak bir dokuya verilecek oksijen ölçüsü, dokunun oksijen basıncına göre değil de karbondioksidin parsiyel basıncına göre ayarlanır; bununla birlikte pH ve kanın ısısı da bu miktarın saptanmasında mühimdir. Oksihemoglobinin ayrışması  ( başka bir deyişle kandaki oksijenin dokuya geçişi) amaçlı PCO2, pH ve beden ısısı mühim olduğuna göre, PCO2 fazla yüksek, beden ısısı fazla yüksek ve pH'nın az meydana geldiği tek ortamda oksijenin hali ne olur Tabiki daha çok miktarda oksijen özgür kalır. Aciliyet gereken bakımda, bu özelliği bilmek, asidoz - alkaloz değerlendirmesi yaparken işimize çok fazla yarayacaktır

    Karbondioksidin taşınması işlemi:  CO2, dokulardaki metabolik aşamada ve besinlerdeki karbonun oksidasyonu bitiminde oluşur. Son derece asidiktir. Oksijen benzeri hem tek plazmada eri]]> Solunum Sistemi Fizyolojisi https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi-fizyolojisi.html Mon, 19 Nov 2018 01:22:54 +0000 Solunum sistemi fizyolojisi, kanda bulunan karbondioksit gazı ile oksijen gazının yer değiştirmesini sağlayan bir sistemdir. Solunum sistemi içinde yer alan ağız ve burun ile dıştan alınan havanın içinde bulunan oksi Solunum sistemi fizyolojisi, kanda bulunan karbondioksit gazı ile oksijen gazının yer değiştirmesini sağlayan bir sistemdir. Solunum sistemi içinde yer alan ağız ve burun ile dıştan alınan havanın içinde bulunan oksijen yutak, gırtlak ve soluk borusundan geçerek akciğerlere gelir. Burada bronş ve bronşçukları geçip alveollere gelir ve kana geçer. Kan oksijeni hücrelere ulaştırır. Hücrelerde oksijeni kullanarak enerji sağlarlar. Karbondioksit kanla yeniden alveollere gelir. Buradaki kılcal damarlarda olan karbondioksit sırasıyla bronşçuk, bronş, soluk borusu, gırtlak ve yutağı aşarak, ağız ve burundan dışarıya çıkar.

    Solunum sistemini oluşturan yapılar

    Solunum sisteminde ağız, burun, yutak, gırtlak, soluk borusu, akciğer, bronş ve alveoller yer alır.

    Burun: Bu organ solunum sisteminin dışarıya açılan bölümüdür. Burun içinde bulunan nemli mukoza ve kıllar havanın içinde bulunan tozların tutulmasını sağlar. Nemli yüzeyin ve burun içinin kıvrımlı yapısı da soğuk havada havayı ısıtarak akciğere gönderme özelliği de bulunmaktadır. Burun ucunda bulunan koklama sinir uçları da havada olan küçük parçacıklarla uyarılarak koku alma işlevi görür.

    Yutak: Solunum sisteminde yer alan bu bölüm ağız ve burun boşluğu ile soluk ve yemek borusunu birleştirir.

    Soluk borusu: Yutak ve akciğerlerin arasında yer alan borudur. Bunun başlangıcı gırtlaktır ve ses telleri burada bulunur. Yutkunma sırasında küçük dil soluk borusunu kapatmaktadır. İçi nemli olan soluk borusu tüylerle kaplıdır. İçeriye kaçan toz gibi maddeleri burada tutarak, öksürük ve balgam sayesinde dışarıya atar. Soluk borusunun altı bronş denilen iki kola ayrılmaktadır. Bunların biri sağ akciğere diğeri de sol akciğere bağlanmaktadır. Soluk borusunun yapısı üst üste dizili kıkırdak halkalardan oluşur.

    Akciğerler: Göğüs kafesinin içinde bulunan akciğerler solunumdaki en önemli organlar arasındadır. Bu organımız plevra denilen oldukça sağlam bir zarla çevrilmiştir. Bu organı basınçtan, darbeden korumaktadır. Sağ ve sol akciğer olmak üzere iki parça halindedir. Bu parçalar lob denilen bölümler halindedir. Sağ akciğerde 3 lob, sol akciğerde ise 2 lob bulunur. Akciğere giren bronşlar burada ince dallara ayrılmaktadır. İnce dallar bronşçuk olarak tanımlanır. Bunlar üzüm salkımına benzeyen alveol denilen hava keseleriyle biter. Alveoller sayesinde akciğer yüzeyi daha geniş olur. Bu sayede solunum kolaylaşır. Hava ve kan arasında olan gaz alışverişi burada yani alveollerde yapılmaktadır.

    Solunum nasıl gerçekleşir

    Kendiliğinden gerçekleşen solunum, ağrı hissedilmeden sessiz bir şekilde gerçekleşir. Yetişkinlerde solunum sayısı dakikada 10-15 defa, çocuklarda 20-30 defa, bebeklerde de 30-40 defa şeklinde olur. Solunumun tespiti bak, dinle ve hisset yöntemi sayesinde olur. Bunlara olumsuz yanıt verilirse ya da ağız burun aynaya, cama tutulduğu zaman buharlaşma olmazsa solunumun yokluğu belirlenir. Solunum durursa dokularda oksijenlenme meydana gelmeyeceğinden dudaklarda ve tırnaklarda morarma olur.

    Solunum Sistemi Fizyolojisi

    Solunumun durması yani oksijen yokluğunda ortaya çıkan sorunlar

    • 0-1 dakika içinde aritmi gibi kardiyak hassasiyet
    • 1-4 dakika içinde beyinde hasar belirtileri
    • 4-6 dakika içinde beyinde hasar ortaya çıkar
    • 6-10 dakika içinde beyin hasarı ilerler
    • 10 dakikadan sonra geri dönüşümü olmayacak şekilde beyin hasarı olur.

    Solunum sistemi fizyolojisi bu şekilde işlev görür. İnsanlarda solunumun durması ölümün gerçekleşmesine neden olur. Bu durum çok kısa sürede yaşanır. Vücutta dokuların oksijensiz kalması demek hızlı bir şekilde ölümün gerçekleştiğini anlatır.

    ]]>
    Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu https://www.solunumsistemi.com/ust-solunum-yolu-enfeksiyonu.html Mon, 19 Nov 2018 23:14:42 +0000 Üst solunum yolu enfeksiyonu, burun sinüs yutak ve gırtlak bölgelerinde meydana gelen iltihaplanmalar ile oluşan enfeksiyon hastalıklarının genelidir. Üst solunum yolu enfeksiyonları denilince genellikle grip nezle farenjit gibi duru Üst solunum yolu enfeksiyonu, burun sinüs yutak ve gırtlak bölgelerinde meydana gelen iltihaplanmalar ile oluşan enfeksiyon hastalıklarının genelidir. Üst solunum yolu enfeksiyonları denilince genellikle grip nezle farenjit gibi durumlar akla gelir. Bu enfeksiyona değişik mikroplar virüsler ve bakteriler sebep olabilir yapılan araştırmalarda en çok sebep virüslerden kaynaklandığı görülmüştür. Özellikle bu mikroplar kış aylarında daha çok görülür kalabalık grupların sık olduğu okul kreş hastahane gibi yerlerde havalandırılmamış mekanlar da bu enfeksiyonlara yakalanma oranı daha da artar. Üst solunum yolu enfeksiyonları en çok çocuklarda ve vücut direnci düşük beslenmesi yetersiz olan kişilerde görülür. Bunun temel nedeni ise bağışıklık sistemidir. Bağışıklık sistemi vücudumuza giren bazı mikropları tanır ve hafızasına yerleştirir. Bu mikroplar tekrar vücudumuza girince koruyucu hücreler antikor sağlayarak bu mikropları etkisiz hale getirir ve bazen uzun süreli bazen de daha kısa süreli olarak bu mikropların vücuda girişini engeller. 

    Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu
    Üst solunum yolu enfeksiyonu, virüslerin sebep olduğu bu enfeksiyon türünün en önemli belirtileri burun akıntısı, öksürük, hapşırma, baş ağrısı, göz ağrısı, genizde yanma, geniz akıntısı, gözlerde sulanma, halsizlik, iştahsızlık ve adele ağrıları gibidir. Bu enfeksiyonlardan korunmak için öncelikle sigara dumanı olmayan temiz bir ortamda istirahat edilmeli ve havasız kalınmamalıdır. Dengeli ve yeterli beslenmek gerekir bol sıvı tüketilmelidir. Özellikle bitki çaylarına önem verilmeli ve içilmelidir. Ağrı kesici ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir. C vitamini bakımından zengin besinler tüketilmelidir. Sık sık el yıkanmalı ve kişisel temizliğe önem verilmelidir. 
    ]]>
    Oksijenli Solunum Denklemi https://www.solunumsistemi.com/oksijenli-solunum-denklemi.html Tue, 20 Nov 2018 22:54:40 +0000 Oksijenli solunum denklemi, yaşamlarına devam edebilmek için canlıların enerjiye ihtiyacı vardır. Enerji ise sadece besin maddelerinden karşılanır. Canlılar dışarıdan aldıkları besin maddelerini oksijen yardımıyl Oksijenli solunum denklemi, yaşamlarına devam edebilmek için canlıların enerjiye ihtiyacı vardır. Enerji ise sadece besin maddelerinden karşılanır. Canlılar dışarıdan aldıkları besin maddelerini oksijen yardımıyla ya da oksijensiz şekilde enerji elde ederse solunum gerçekleşir. Solunum sırasında alınmış basit şeker hücre içinde parçalanır. Bunun sonucunda da enerji, karbondioksit ve su meydana gelir. Canlıların bir kısmı şekeri oksijen kullanarak parçalamaktadır. Bu oksijenli solunum olarak tanımlanır. Bu şekilde oksijenli solunum hücrelerdeki mitokondri içinde gerçekleşir.

    Oksijenli solunum denklemi nasıl gösterilir

    Besin + Oksijen --------------> Karbondioksit + Su + Enerji

    Glikoz + 6O2 ---------------> 6CO2 + 6H2O + 38ATP

    Solunum tüm canlılar tarafından yapılır. Bunun içinde bitkilerde bulunmaktadır. Gece ve gündüz devam eden solunum canlılar için önemli bir ihtiyaçtır. Solunum sırasında elde edilen enerji hücrelerde kullanılmaktadır. Enerji yaşamsal faaliyetlerin devamı için gereklidir. Solunumla ortaya çıkan enerji ATP yani adenozintrifosfat molekülünde saklanmaktadır. Bir ATP molekülü içinde adenin organik bazı ile üç fosfat grubu bulunmaktadır. Fosfat grupları arasında olan bağların kopması enerjinin açığa çıkmasına neden olur. Enerji sayesinde canlıların beslenmesi, koşması, konuşması yani her türlü yaşamsal faaliyetlerin sürmesi sağlanır. Bitkilerde bu enerjiyi büyüme için, ışığa yönelme besin maddelerini diğer organlara taşıma amacıyla kullanılır.

    Canlıların bir kısmı solunumda oksijen kullanmaz. Bu şekilde besinlerdeki kimyasal bağ enerjisi ATP enerjisine dönüştürüldüğünde oksijensiz solunum gerçekleşir. Buna mayalanma, fermantasyon gibi isimlerde verilir. Bu tür solunum oksijenli solunuma göre daha kısa sürede gerçekleşir. Oksijenli solunumda bir glikozdan 38 ATP meydana gelir. Oksijensiz solunumda ise 2 ATP meydana gelir. Bu yüzden oksijenli solunumda daha fazla enerji ortaya çıkar.

    Oksijenli Solunum Denklemi

    Oksijenli solunumun kademeleri

    Oksijenli solunum 3 kademe halinde gerçekleşir. Bunlar glikoz evresi, Kerbs devri ve oksidatif fosforilasyon evresi ETS şeklinde olur.

    Glikoz evresi oksijensiz solunumdaki gibidir. Kerbs devrinde glikoz sonucunda pürivat oluşur. Ortamdaki oksijen yardımıyla pürivatlar hücredeki mitokondriye geçer. Her pürivat içinden 1 mol CO2 ve 2H ayrılmaktadır. 2 karbonlu molekül aktif asetik asit oluşturur. Bu mitokondri zarında bulunan enzimler sayesinde gerçekleşmektedir. Kerbs devrini ilk olarak aktif asetik asit başlatmakta, 4C olan molekülle birleşerek, sonuçta 6C olan sitrik asidi oluşturur. Bunun başlaması için ortamda oksijen olmalıdır. Kerbs devri reaksiyonlarıyla iki molekül asetik asitten 2 FADH2, 8NADH2, 2 ATP ile 4CO2 üretilmektedir. Hücrede mitokondriye geçişte ise 2NADH2 ile 2CO2 üretilmektedir.

    Oksidatif fosforilasyon sırasında  ise, glikoz ve Kerbs devrinde hazırlanmış olan FADH2, NADH2 içinde bulunan H atomlarındaki elektronlar ETS sisteminden geçerek, O2 ile birlemektedir. Bu aşamada ATP üretilmekte ve HSO molekülleri oluşmaktadır. Bu devre hidrojen yolu reaksiyonları olarak tanımlanır. En fazla enerji bu evrede üretilir. Solunumda en son oluşan ürünlerde H2O, CO2 ve ATP olur. Protein kullanılmışsa bu aşamada NH3, ürik asit, üre, H2S gibi değişik ürünlerde ortaya çıkabilir.

    ]]>
    Biyoloji Solunum https://www.solunumsistemi.com/biyoloji-solunum.html Wed, 21 Nov 2018 13:03:04 +0000 Biyoloji solunum hakkında tüm canlılar üzerinde birçok araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmalar sonucunda canlılar üzerindeki solunum olayı, oksijenin vücuda girmesi, vücutta kullanılması gibi soruların cevabı verilmi Biyoloji solunum hakkında tüm canlılar üzerinde birçok araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmalar sonucunda canlılar üzerindeki solunum olayı, oksijenin vücuda girmesi, vücutta kullanılması gibi soruların cevabı verilmiştir. Solunum, biyolojik canlılar için oldukça önemli durumlardandır. Öyle ki canlıların yaşamı için solunum olmazsa olmazlardan biridir. Her canlının yaşamı boyunca yaptığı solunum olayı insanlar için hayat kaynağıdır. Biyoloji solunumun iki çeşidi vardır. Bunlar oksijenli solunum ve oksijensiz solunum olarak ayrılmıştır. Oksijensiz solunum adından da anlaşılabileceği gibi oksijen olmadan hatta oksijensiz bir ortama bile gerçekleşebilen solunum olayıdır. Oksijenli solunum olayı ise kesinlikle oksijen olan ortamlarda yapılan ve sonucunda ortaya büyük oranda enerji çıkaran bir solunum olayıdır. Canlıların birçoğu oksijenli solunum yaparlar. Oksijenli solunum vücut olarak gelişmiş canlarda yani insan, kedi, köpek, maymun gibi canlılarda görülen bir durumdur. Oksijensiz solunum ise bu canlılara nazaran daha çok hücresel canlılarda meydana gelen bir durumdur. Oksijenli solunum aynı zamanda hücrelerde de gerçekleşen bir durumdur. 

    Biyoloji solunum hakkında yapılan araştırmalar sonucunda her seferinde yeni ve şaşırtıcı bilgiler elde edilmektedir. Bu durumdan dolayı bilim adamları sürekli olarak bu konularda araştırmalar yapmaktadır.  Solunum, vücudun oksijen ihtiyacının vücuttaki soluk alıp verme mekanizması sayesinde dışarıdaki havanın içeri çekilerek ayrıştırılmasıdır. Sürekli olarak yapılan bu durum insanlar da ve daha birçok canlıda bilinçsiz olarak gerçekleştirilmektedir.  Canlının yaşam faaliyetlerini sürdürebilmesi için kesinlikle solunuma ihtiyacı vardır. Biyoloji solunum, canlıların vücut ihtiyaçlarının karşılanması için olması gereken durumlardan biridir.  Solunumun ise gerçekleşmesi için solunum organlarının sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Biyoloji solunum, canlıların vücuduna alınan besinlerinin oksijen ile parçalanması içinde gerekli olan bir eylemdir. Bu eylem sayesinde vücudun sadece oksijen ihtiyacı değil enerji ihtiyacı ya da bunlara benzer diğer aktiviteleride gerçekleştirilmiş olmaktadır.  
    Biyoloji Solunum
    Biyoloji solunum iki şekilde gerçekleşmektedir. İç solunum ve dış solunum. İç solunum; Hücrelerin yaptığı solunumdur. Yani hücreler içerisinde oksijenin karbondioksit olarak geri verilmesidir. Bu durum hücrelerin yaşamı için oldukça önemlidir. Bu solunumun eksikliğinde çok büyük sorunlar meydana gelebilmektedir. Biyolojik olarak gerçekleşen bu yanma olayı asıl solunumun ortaya çıkmasını sağlamaktadır. İç solunum hücrelerin tüm yaşamsal faaliyetlerini etkileyebilen bir solunumdur. Diğer bir solunum türü ise dış solunumdur. Dış solunum:  Hepimizin şüphesiz bildiği bu solunum türünde dışarıdaki hava canlının akciğerlerine alınarak oksijen ayrıştırılır. Akciğerlere alınan hava kana karışarak vücudun belli bölgelerine dağınıklık gösterir.  Akciğer içersindeki basınç, solunum olayını direk olarak etkileyen faktörler arasındadır. Biyoloji solunum olayının gerçekleştirilebilmesi için birçok solunum organı bulunmaktadır. Solunum olayını gerçekleştiren solunum organlarından herhangi birinin çalışmaması ya da görevini yapmaması sonucunda solunum olayı gerçekleşememektedir. Bu durumda kişi vücudu için yeterli oksijeni alamadığı için yaşamına devam edemez.
    ]]> Solunum Sistemi Organları https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi-organlari.html Thu, 22 Nov 2018 08:50:29 +0000 Solunum Sistemi Organları, burun, Yutak, Gırtlak, soluk borusu ve Akciğer solunum sistemi organlarımızdır. Solunumun sisteminin vücudumuzdaki görevi, ihtiyacımız olan oksijeni alıp, bedenimizdeki karbon dioksit gazını d Solunum Sistemi Organları, burun, Yutak, Gırtlak, soluk borusu ve Akciğer solunum sistemi organlarımızdır. Solunumun sisteminin vücudumuzdaki görevi, ihtiyacımız olan oksijeni alıp, bedenimizdeki karbon dioksit gazını dışarı atmaktır. Vücudumuzda meydana gelen oksijen ve karbon dioksit taşıması kan dolaşımı ile gerçekleşir.

    Solunum çok kolay, çok önemsiz bir şey gibi görünür fakat aksine tam ve kusursuz hesaplanmış eşsiz bir mühendislik harikasıdır. Yüce yaradan vücudumuzda bulunan bütün sistemler gibi solunum sistemini de kusursuz yaratmıştır. Solunum sisteminin insan vücudundaki tek görevi nefes alıp vermesini sağlamak değildir. Bununla birlikte konuşmamızı sağlayan da solunun sistemidir. Solunum organlarının bir tanesinde bile en ufak bir sorun olsa ilk önce etkilenecek olan sesimizdir. Diğer taraftan solunum organlarımız aldığımız havadan zararlı maddeler geçmesin diye adeta bir filtre görevi görür ve vücuda öyle alır.

    Solunum Sistemi Organları
    Solumun Sistemi Organlarının Görevleri Nelerdir

    Burun: İçerisinde bulunan kıllar ile soluduğumuz havanın temizlenmesini sağlar. Burunun içerisinde bulunan sümüksü sıvı havadaki tozu ve kiri tutarak vücudumuza temiz hava girmesini sağlar. Burun aynı zamanda havayı nemlendirir. Bu çok önemli bir işlemdir çünkü vücut da kuru hava aldığında solunum sistemimiz kurur ve biz konuşmakta bile zorlanırız.  Koşup çok hızlı nefes aldığımızda burun nemlendirme görevini yeterinde yerine getiremez. Yorulduğumuzda dilimizin damağımızın kuruması bu yüzdendir.

    Yutak: Ağız ve burun boşluğundan soluk ve yemek borusuna açılan bir koridor gibidir. Burun ve ağızdan alınan havanın soluk borusuna iletilmesini sağlar.

    Gırtlak: İçinde ses telleri bulunan soluk borusunun üst taraftaki genişlemiş bölümüdür.

    Soluk borusu: Üst üste dizilmiş yarım ay şeklinde halkalardan oluşur. Yutağı ve Ak ciğerleri birbirine bağlar. Solunum dene alış verişin yolu konumundadır. Solunum borusu dördüncü sırt omuru hizasında ikiye ayrılarak buronşları, bronşlarda Ak ciğer içerisinde bronşcukları oluşturur.

    Akciğer:  Solunum yapıldığına gaz değişiminin yapıldığı organdır. Göğüs kafesinin altında bulunur. Solunun sisteminin en büyük ve en hayati organıdır.
    ]]>
    Solunum Cihazı https://www.solunumsistemi.com/solunum-cihazi.html Fri, 23 Nov 2018 04:45:24 +0000 Solunum cihazı, diğer adıyla ventilatör kronik solunum yetmezliği tedavisinde kullanılmaktadır. Evde uzun süreli mekanik ventilasyon yapılması solunum yetmezliği tedavisinde oldukça önemlidir. Özellikle göğüs du Solunum cihazı, diğer adıyla ventilatör kronik solunum yetmezliği tedavisinde kullanılmaktadır. Evde uzun süreli mekanik ventilasyon yapılması solunum yetmezliği tedavisinde oldukça önemlidir. Özellikle göğüs duvarı ve nöromusküler hastalıklar açısından solunum cihazı yaygın şekilde kullanılmaktadır. ALS hastalarında kullanılan ventilatör sayesinde hastalara iki türlü solunum desteği verilir.

    Non invaziv mekanik ventilasyon: Hastanın solunum borusuna delik açılmadan sadece maske yardımıyla solunum desteği veren cihazın kullanılması

    İnvaziv mekanik ventilasyon: Solunu borusuna delik açılarak yani trakeostomi yapılarak, deliğe yerleştirilen kanül sayesinde solunum desteği verecek solunum cihazının kullanılması

    Ev tipi invaziv mekanik solunum cihazının belirlenmesi

    • Hastanın solunum düzenini sağlayan MV parametrelerinin belirlenmesi gerekir
    • Solunum cihazının güç kaynağı açıklanmalıdır.
    • Solunum cihazında olması istenen alarm ve uyarı sistemler tespit edilmeli, alarm limitleri en uygun şekilde ayarlanmış olmalıdır. Yani elektrik kesilmesinde, oksijen yetersizliğinde, hastanın cihazdan ayrılması halinde, yüksek basınçta, pil gücü, şarj düzeyi gibi sistemler istenen şekilde olmalıdır.
    • Solunum cihazıyla birlikte yedek ventilatör sağlanmalı, arıza olduğunda sorun giderilinceye kadar acilen yedek solunum cihazının kullanılabilmesi mümkün olmalıdır.

    Hastaya uygun olacak solunum cihazı türü ve parametrelerinin bu alanda uzman bir nörolog ya da göğüs hastalıkları uzmanı tarafından belirlenmesiyle, hastaya bu solunum cihazı hastanede hatta yoğun bakım servisinde en az 48 saat süreyle denenmelidir. Bu süreçte cihazın hastaya uygunluğu ve hastanın da cihaza uyum sağlaması mümkün olur. Hastalarda tespit edilen parametreler uygulanmış olsa da, bazen farklı solunum cihazlarında sorun gelişebilir. Bu nedenle birden fazla solunum cihazı denenmesi gerekebilir. Evde solunum desteği uygulanacak hastalarda, aile doktor ve hastayı takip eden hemşirenin olması daha başarılı bir uygulama yapılmasını sağlar.

    Solunum cihazı hakkında önemli bilgiler

    Cpap ve Bipap solunum sorunu bulunan hastalarda kullanılan solunum cihazlarıdır.

    BIPAP (Bilevel positive airway pressure)

    CPAP (Continuous Positive airway pressure)
     
    Bu iki cihaz dışarıdan solunum yardımı alınması için kullanılır. Solunum cihazları sadece ALS sorununda değil, kronik akciğer hastalığı, uyku apnesi gibi pek çok solunum sorununda kullanılabilir. Burada hedef solunum nedeniyle yeterince oksijen alamayan hastalar için, mekanik solunum desteğinin sağlanmasıdır. ALS hastaları için genellikle BIPAP tipinde olan solunum cihazı kullanılmaktadır. Bunun nedeni bu hastaların özellikle geceleri kendiliğinden soluk alıp verme yeteneğini zaman içinde kaybetmesinden kaynaklanır. BIPAP solunum cihazı bu durumda kendiliğinden devreye girerek, hastanın solunum gereksinimini sağlar. Solunum refleksine cevap vererek, hastaya yardımcı olurlar. Bu özellikleri bulunan cihazla BIPAP S/T cihazlar olarak tanımlanır. Bunlar hastalara otomatik solunum yaptırır.

    Solunum Cihazı

    Yapay solunum yani mekanik ventilasyon 2 şekilde yapılabilir;

    Non invaziv yani maske yoluyla

    İnvaziv yani nefes borusuna gırtlaktan bir takılarak yapılır. Bu küçük bir cerrahi işlemle hastanın gırtlağına delik açılmasıyla gerçekleşir.

    Hastalarda hangi yöntemin uygulanacağına bu konuda uzman bir doktor karar verebilir. Heyet raporu olursa, solunum cihazları sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanabilir. Ancak tedaviden sonra cihazların kuruma iade edilmesi gerekir.

    ]]>
    Solunum Sistemi Anatomisi https://www.solunumsistemi.com/solunum-sistemi-anatomisi.html Fri, 23 Nov 2018 11:27:39 +0000 Solunum Sistemi Anatomisi, Solunum sistemi anatomisi, solunum yolları ve akciğerlerden oluşmaktadır. Solunum yollarının içeriğinde ise burun boşlukları, farenks, trakea, bronşlar, bronşiyoller ve alveolleri bulunmaktadır.  Solunum Sistemi Anatomisi, Solunum sistemi anatomisi, solunum yolları ve akciğerlerden oluşmaktadır. Solunum yollarının içeriğinde ise burun boşlukları, farenks, trakea, bronşlar, bronşiyoller ve alveolleri bulunmaktadır. 

    Burun: Havanın vücuda ilk giriş yolu burundur. Burun boşluklarının içerisi müköz bir membran ile kaplı bulunmaktadır. Burun boşluklarının içerisinde konka ismi verilen üç çıkıntı bulunmaktadır. Burun mukozası kan damarları açısından zengindir ve üzerinde küçük tüyler bulunmaktadır. Vücuda giren hava bu yollardan geçerken kan damarlarının sağladığı ısı ve nem ile ısınmakta ve nemlenmektedir. Bunun dışında hava içerisindeki yabancı maddeler küçük tüyler tarafından tutulmaktadır. Bu sebeple burun yoluyla soluk alınması, ağız yoluyla alınmasından daha yararlıdır. 

    Farenks (Boğaz): Burun boşluğu ve ağızın arkasındaki özefagus ve trakeanın üstündeki kısımdır. Boğaz 3 bölümden oluşmaktadır.
    Nazofarenks (Geniz): Burnun hemen arkasında bulunmaktadır.
    Orofarenks: Ağzın hemen arkasında bulunmaktadır.
    Larengeal farenks: Farenksin hemen altında bulunup biri arkada özafagusa ve diğeride önde trakeaya giden iki açıklığı var olmaktadır.

    Larenks (Gırtlak): Trakeanın üzerinde farenksin altında yer alan larenks üzerinde ses telleri olan bir bölümdür. Ses plikalarının arasındaki boşluğa glottis adı verilir. Glotisin üzerinde ve dilin arkasında epiglotis adı verilen yaprak biçiminde bir çıkıntı bulunmaktadır. Bu çıkıntı lokmaları yutma sırasında glottisi kapar ve lokmanın trakeaya girmesini önlemektedir. Larenks mukozası küçük tüylerle kaplı haldedir. Bu tüyler soluk alırken giren toz ve yabancı maddeleri süzmektedir. Öksürme ve aksırma ile bu yabancı maddeler dışarı atılmaktadır.

    Solunum Sistemi Anatomisi
    Trakea (Soluk borusu): Trakea larenksten sonra gelen soluk yolunun bir parçası olarak bilinmektedir. Dördüncü ve beşinci torasik vertebra hizasında sol ve sağ ana dallara göre ayrılmaktadır. Trakeanın bu ayrılma yerine bifurkasyon trakea ismi verilmektedir. Bifurkasyon yerinde iki ana bronşu birbirinden ayıran çıkıntıya karina ismi verilmektedir. Trakeanın ön yüzünde C harfi şeklinde kıkırdaklar arka yüzünde ise fibroelastik bağ dokusu ve kaslar yer almaktadır. Kıkırdaklar trakeayı sürekli açık tutarken arka yüzün yapısı özefagusun lokma yutarken genişlemesini kolaylaştırmaktadır. Trakea ve büyük bronşların duvarlarında titrek tüylü epitel hücreleri ve goblet hücreleri bulunmaktadır. Silialar dalgalanma hareketleri yapmaktadır. Goblet hücreleri de müküs salgılamaktadırlar. Soluk alındığında soluk yoluna giren yabancı maddeleri aşağıdan yukarıya doğru hareket ettirerek dışarı çıkarılmasını sağlayan müküs salgısı ve siliaların hareketleridir.

    Bronşlar: Bronşlar soluk borusunun iki ana dala ayrılıp akciğere giren kısmına denmektedir. Akciğerin bu giriş bölümüne hilus ismi verilmektedir. Akciğerin sinirleri ve damarları da buradan girmekte ve çıkmaktadırlar. Sağ ana bronş dikeye yakın sol ana bronş ise yataya yakın olacak bir eğim aracılığı ile akciğerlere girmektedir. Bunun dışında sağ ana bronş sol ana bronşa göre daha kısa ve kalındır. Bu sebeple solukla giren yabancı maddelerin ve mikroorganizmaların sağ ana bronşa girme olasılığı çok daha fazladır.

    Akciğer: Göğüs boşluğunda yer alan sağ ve sol akciğerlerin arasındaki boşuğa mediasten denmektedir ve burada kalp ile akciğere giren çıkan damarlar bulunmaktadır. Sağ akciğer altında yer alan karaciğerin yukarı doğru itmesi nedeniyle sol akciğere göre daha yukarıda bulunmaktadır. Sol akciğerde kalbin baskısı nedeniyle sağ akciğere göre daha küçük olmaktadır. Akciğere giren ana bronşlar birden çok dallara bölünerek ağaç görünümü oluşturmaktadır.
    ]]>
    Solunum Organları https://www.solunumsistemi.com/solunum-organlari.html Fri, 23 Nov 2018 17:47:31 +0000 Solunum organları, solunum bir canlının yaşamsal faaliyetlerine devam edebilmesini sağlayan enerjinin üretilmesini sağlar. Enerji sağlanması içinde canlıların besin maddelerine ihtiyacı vardır. Solunum dışarıdan o Solunum organları, solunum bir canlının yaşamsal faaliyetlerine devam edebilmesini sağlayan enerjinin üretilmesini sağlar. Enerji sağlanması içinde canlıların besin maddelerine ihtiyacı vardır. Solunum dışarıdan oksijen alarak, içeriden karbondioksit vererek gerçekleşen olaydır. İnsanlarda solunum burundan başlamakta, yutakta devam ederek, soluk borusuna giden ve akciğerlerde sonlanan bir eylemdir. Bu organlarla birlikte dokularda solunuma katılırlar.

    Solunum organlarının işlevleri

    Burun: Solunum organları arasında bulunan burun, bu sistemin dışarıyla irtibatını sağlayan, dışa açılan bölümüdür. Solunum burundan başlar. Burnun aynı zamanda uç kısmında bulunan sinir uçları havada bulunan parçacıklarla uyarılarak, koku alma işlevini yerine getirir. Burun içinde bulunan kıllar, mukuslu yüzey ve bu yüzeye yakın alanlarda kılcal damarlar yer alır. Tüm bu yapılar burundan yapılan solunumda havanın içindeki tozları, mikropları tutarak, havayı ısıtır ve nemlenmesini sağlayarak, solunuma yardımcı olur.

    Yutak: Ağızla burun boşluğunu, soluk ve yemek borusuyla bağlayan kısma yutak denmektedir. Burundan alınan havayı soluk borusuna geçirir, ağızdan alınan besinlerin de yemek borusuna geçişini sağlar.

    Gırtlak: Solunumda yutaktan gelen havayı soluk borusuna ileten bir organdır. Kıkırdaktan yapılı olan bu organda aynı zamanda ses telleri bulunmaktadır.

    Soluk borusu: Bu solunum organı yutak ve akciğer arasında yer alan 10-12 cm uzunluğunda olan borudur. Yapısı kıkırdak halkalı şekildedir ve akciğere havanın iletilmesini sağlar. Borunun içinde titrek tüylü olan epitel doku vardır. İç yüzeyi tüylerle kaplı ve nemli şekildedir. Bunların görevi solunumda soluk borusuna kadar kaçan toz gibi maddelerin yakalanması, öksürük ve balgam yardımıyla dışarıya atılmasıdır.

    Solunum Organları

    Akciğer: Solunumun son aşaması olan akciğerler göğüs kafesi içinde bulunmaktadır. Solunum organları içinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Akciğerler sağ ve solda bir adet olarak bulunur. Soluk borusu akciğere geldiğinde burada iki kola ayrılır. Bunlar bronş olarak, bunların dalları ise bronşçuk olarak adlandırılır. Bronşçukların uçlarında ise içleri şişebilen hava kesecikleri yer alır. Hava keseciklerinin uçlarında ise, alveol denilen alanlar bulunur. Buralardaki kılcal damarlarda dıştan gelen oksijen ile karbondioksitin değişimi  gerçekleşir. Solunan havanın içinde normalde % 21 oranında oksijen, % 78 kadar azot, kalan % 1 içinde ise diğer gazlar bulunur. Ancak solunan havanın içindeki oksijenin sadece % 5-6 kadarı kullanılabilir. 

    ]]>
    Solunum Fizyoterapisi https://www.solunumsistemi.com/solunum-fizyoterapisi.html Sat, 24 Nov 2018 09:20:23 +0000 Solunum fizyoterapisi, solunum yollarında oluşan sağlık problemleri rehabilitasyonundaki amaçlardan bir tanesi de semptomları azaltmak ve yasam kalitesini yükseltmektir. Hastaların çoğunun soluk alıp vermede s Solunum fizyoterapisi, solunum yollarında oluşan sağlık problemleri rehabilitasyonundaki amaçlardan bir tanesi de semptomları azaltmak ve yasam kalitesini yükseltmektir. 

    Hastaların çoğunun soluk alıp vermede sıkıntı çekmesi sebebiyle hareketleri kısıtlıdır. Minik bir efor semptomları ortaya çıkarabilir. Akciğer tedavisi, hastaların yasam kalitesini yükseltmek amacıyla multi disipliner tedavi olanaklarının planlanıp uygulanması demektir. Rehabilitasyon programlarının nihayetinde KOAH'li hasta kişilerde semptomlar azalır, egzersiz toleransı artar, yürüme ve gibi fizyolojik etkinliklerde artış olabilir, gündelik yasam etkinliklerini başarma yeteneği artar, anksiyete ve çöküntü azalır, kendine itimat hissi artar ve yasam kalitesi ile ilgili nesnel ölçütlerde çoğalma ortaya gelir ve dolayısıyla, sağlık giderlerinde azalma sağlanmış olabilir. Rehabilitasyon programlarının KOAH'li hastaların yaşam müddeti üzerindeki tesirleri de incelenmiştir, fakat neticeler değişkendir. KOAH, klinikte ananesel FEV1 değerlerine göre hafif, ortada şiddette ve ağır şeklinde üç gruba ayrılırsa da rehabilitasyon programlarının seçiminde bu gruplara göre belirlenmiş ilkeler yoktur. Zira, hastaların solunum fonksiyonları ile egzersiz toleransları arasındaki bağıntı çoğunlukla zayıftır. Sonuçta çoğunlukla onay gören anlayış, ağır fonksiyon bozukluğu ve egzersiz tolerans kaybı ortaya gelen hastalar da dahil olmak üzere, bütün istikrarlı KOAH hastalarında, tedavinin uyumlu olduğudur. Hastanede yatan hastalar amaçlı da rehabilitasyon programları tanımlanmıştır. Yatan hastanın genel vaziyetine göre bir takim programlar seçilebilir.

    Rehabilitasyon programlarından yararlanmayan KOAH'li hasta sayısı epeyce azdır. Lisan problemi olanlar, iş ya da yolculuk gibi sebeplerle programı aksatanlar bu programlardan yararlanamazlar. İşitme sorunları aksaklık yaratabilir. Psikiyatri sorunları çoğunlukla tedaviye mani olabilir. KOAH hastalarının anında tümünde sigara içme öyküsü bulunduğundan ve bu hastalar yaşlı olduklarından, nörolojik ya da kardiyovasküler sorunların eslik etmesi olasıdır. Bu gibi hastalar amaçlı aerobik egzersizler uyumlu değildir. Rehabilitasyon programlarına başlamadan öncesinde kalp hastalıkları dışlanmalıdır. İdeal koşullarda, akciğer tedavisi programları KOAH ile ilgili bilge ve deneyimli deneyimli sağlık görevlileri tarafından uygulanır. Rehabilitasyon programlarını uygulayacak ekipte doktor, diyetisyen, yoğun bakım personeli, hemşire, fizyoterapist, kardiyorespiratuar teknisyen, meslek terapisti, eczacı, egzersiz terapisti, psikososyal eleman ve benzeri. yetkililer yer alır. Seçilen programa göre bu görevlilerden bir tanesi ya da birkaçı programda yer alır. Akciğer tedavisi çoğunlukla ayaktan izlenebilen hastalara uygulanır. Uygulama yeri hastanelerdeki rehabilitasyon birimleridir. Fizyolojik etkinlik kapasiteleri çok düsük ortaya gelen hastalar rehabilitasyon merkezlerine gidemeyecekleri amaçlı bu çeşit programlardan yararlanamazlar. Bu hastalara ev ortamında uygulanabilecek bir takım programlar vardır.
    Solunum Fizyoterapisi
    Eğitim

    Rehabilitasyon programlarının basit öğesidir. Hasta kişiye hanede aynı ritimde devam etmek üzere, seçilen programı istemeyince yazılı ve sözlü rehberler verilmelidir. İtinalı aralıklarla hanede ya da hastanede yapılan kontroller hastayı motive eder. Hastalar bilhassa ilaç ve oksijen tedavisi ile ilgili itinalı model eğitilmelidir. Rehabilitasyonda kullanılan otomobiller (inhalasyon ya da egzersiz araçları) ile ilgili hasta ayrıntılı şekilde eğitilmelidir. KOAH'in alevlenme sebepleri, beslenme sekli, havada meydana gelen hijyeni gibi çoğu konu eğitim programında yer almalıdır. Ailenin eğitimi de çok mühimdir. Hastalığın seyrini, prognozunu, hasta kişiye nasıl yardımcı olunacağını aileye öğretmek yararlıdır. Akciğer tedavisinin dayanılmaz elemanlarındandır. Soluk alıp vermede zorluk artmış solunum iş]]> Solunum Depresyonu https://www.solunumsistemi.com/solunum-depresyonu.html Sun, 25 Nov 2018 00:17:04 +0000 Solunum depresyonu, aslında bir bulgu değilde hastalık olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. Çünkü bu durumun asıl nedeni genelikle başka organların sorunları nedeni ile meydana gelen hastalıktır. Bu durum genellikle yetişki Solunum depresyonu, aslında bir bulgu değilde hastalık olarak nitelendirilmesi gerekmektedir. Çünkü bu durumun asıl nedeni genelikle başka organların sorunları nedeni ile meydana gelen hastalıktır. Bu durum genellikle yetişkinlerde görülen ve günümüzde yavaş yavaş artış gösteren sorunlardan biridir. Solunum depresyonunun birçok nedeni vardır. Bu neden uzman doktorlar tarafından tespit edilmeden kesinlikle herhangi bir ilaç tedavisi uygulanamamaktadır.  Aksi halde yapılan yanlış tedaviler kişinin vücudunda farklı hastalıkların ya da sorunların meydana gelmesine neden olacaktır. Solunum depresyonuna neden olan bazı şeylerden birazdan bahsedeceğiz. Bu nedenler genellikle insanların bu sorunu yaşamasında en büyük nedenlerdir. 

    Solunum depresyonunun en fazla görülme nedenleri
    • Stres: Bu sorun strese bağlı olarak genellikle yoğun iş hayatı olan insanlarda bunun yanında sınav stresini çok yoğun yaşayan insanlarda belirtiler halinde ortaya çıkmaktadır. İlk zamanlar küçük nefes darlıkları ve soluk kesilmeleri zamanla büyüyerek  kişiyi zor durumlarda bırakmaktadır. Bu durum kişinin iş hayatında ve sosyal hayatında kişiye çok büyük zorluklar yaşatarak kişinin yaşam kalitesini düşürmektedir. Bu nedenle en küçük şüpheniz bile olduğunda acilen doktorunuza başvurmalısınız. Aksi halde bu durum kronik bir hal alarak uzun yılalr boyunca bu sorunu yaşamanıza neden olabilir. 
    • Beyin ödemi: Bu durum genellikle yaşa ya da cinsiyete bakılmaksızın insanlarda görülebilen bir durumdur. Beyinde oluşan ödem yada bunlara benzer sorunlar kişinin diğer organlarının da olumsuz olarak etkilenmesine neden olmaktadır. Beyinde oluşan ödem ilk olarak kişinin solunum sorunları yaşamasına neden olmaktadır. Bu sorunlarında en başında solunum depresyonu gelir. Bu durum doktorunuzun yapacağı bazı testler ile birlikte ortaya çıkmaktadır.
    • Tıbbi ilaçlar: Kişinin kullandığı tıbbi ilaçlar kimi zaman vücutta bazı dengelerin değişmesine ve bu tür sorunların meydana gelmesine neden olabilmektedir. Solunum depresyonu, sorunu ile doktora gidecekseniz kesinlikle doktorunuza kullandığınız tıbbi ilaçları bildirmelisiniz. Doktorunuz kullandığınız bu tıbbi ilaçları göz önünde bulundurarak gerekli müdahaleleri yapacaktır. Böyle bir tedavi sizler için çok daha iyi olacaktır.
    • Son olarak kafaya ya da göğse alınan darbeler bu tür solunum problemlerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Solunum depresyonu kişinin geçirdiği küçük ya da büyük kazalarda bile meydana gelebilecek sorunlardan biridir.  Yani solunum depresyonu birçok zaman bu tür problemlerden dolayı ortaya çıkabilmektedir. Bu gibi durumlarda acil müdahaleler hasta için gerekli olabilir. Bu müdahalelerden sonra doktorunuz size tıbbi ilaç tedavisi uygulayacaktır.
    Solunum Depresyonu
    İşte bu nedenlerden dolayı insanlarda yaşa ya da cinsiyete göre değişmeksizin solunum depresyonu olarak adlandırılan ve genellikle beyinden kaynaklanan sorunlardan dolayı görülen hastalıklar meydana gelmektedir. Bu gibi sorunlarda doktor müdahalesi şarttır. Bu sonun bazen beyindeki bir tümörü ya da kisti işaret edebilmektedir. Bu sorun bu nedenlerden dolayı kendiliğinden iyileşmesi beklenmemesi gereken bir durumdur. Beyinden kaynaklanan diğer sorunlardan biri olan ve genellikle yaşlılarda görülen damar tıkanıklığı gibi sorunlarda baş ağrısının yanı sıra sizleri solunum depresyonuna sokabilmektedir.
    ]]> Neden Solunum Yaparız https://www.solunumsistemi.com/neden-solunum-yapariz.html Sun, 25 Nov 2018 07:26:25 +0000 Neden Solunum Yaparız, canlının aralıksız oksijen alıp karbondioksit vermesidir. Bazı tek hücreli (aeroibik bakteriler) haricinde bütün bitki ve hayvanlar yaşamak için oksijene muhtaçtır. Oksijen canlılarda farklı yollarla temi Neden Solunum Yaparız, canlının aralıksız oksijen alıp karbondioksit vermesidir. Bazı tek hücreli (aeroibik bakteriler) haricinde bütün bitki ve hayvanlar yaşamak için oksijene muhtaçtır. Oksijen canlılarda farklı yollarla temin edilmektedir. Canlılarda fazla bulunan karbondioksitte solunum yoluyla dışarı atılır. Canlıların bulunduğu ortamdaki gaz alış-verişi, daima gazların hücre zarından içeri veya dışarı geçişiyle oluşur. Tek hücreliler dış ortamla doğrudan iletişim içerisinde olduklarında ayrı bir solunum sistemine ihtiyaçları yoktur. 

    Suda yaşayan çok hücreli fakat basit yapısı olan hayvanlarda da özel bir solunum sistemine ihtiyaç olmaz. Çünkü böyle hayvanların oksijen taşıyan iç hücreleri oksijenden yani sudan uzak değillerdir. Bazı hayvanlarda oksijen deri yoluyla kılcal damarlara geçer. Diğer bazı çok hücrelilerde kurbağa gibi vücut kütlesi arttıkça, vücudun iç tarafında bulunan hücrelerin solunumu bir problem meydana getirmiştir. Bundan dolayı oksijeni bütün hücrelerine yayacak ve karbondioksiti bütün hücrelerden atacak özel bir solunum sistemleri vardır. 
    Neden Solunum Yaparız
    Biyolojik yapısı üstün olan bazı canlılarda memeli hayvanlar ve insanlar da solunum; iç solunum ve dış solunum olmak üzere ikiye ayrılır. Dış solunum; akciğer içerisinde bulunan kılcal damarlar arasındaki gaz alış-verişi, iç solunum ise; vücuttaki diğer kılcal damarların kanı ile dokular arasındaki gaz alış-verişi ve aynı zamanda hücre içindeki oksidasyon olaylarına denir.
    ]]>
    Canlılarda Solunum https://www.solunumsistemi.com/canlilarda-solunum.html Sun, 25 Nov 2018 18:41:21 +0000 Canlılarda Solunum, canlıların yaşamaları için gerekli olan enerjiyi üretmelerini sağlar. Yani Canlılarda Solunum, yaşamsal bir zorunluluktur. Solunum yapamayan canlılar, enerji üretemedikleri için, vücutlarında bul Canlılarda Solunum, canlıların yaşamaları için gerekli olan enerjiyi üretmelerini sağlar. Yani Canlılarda Solunum, yaşamsal bir zorunluluktur. Solunum yapamayan canlılar, enerji üretemedikleri için, vücutlarında bulunan hücrelere enerji veremedikleri için, kısa sürede ölürler. Bir canlı doğumundan ölümüne kadar sürekli, aralıksız bir şekilde solunum yapmak zorundadır.

    Canlılarda solunum, temelde 2 şekilde gerçekleşir.
    • Oksijenli Solunum
    • Oksijensiz Solunum
    Oksijensiz solunum yapan canlılar,enerji üretebilmek için oksijene gerek duymayan canlılardır. Genellikle basit canlılardır. Çünkü oksijensiz solunum ile üretilen enerji azdır, dolayısıyla gelişmiş bir canlı için yeterli değildir. Tek hücreli bazı canlılar ve prokaryot canlılar oksijensiz solunumla ATP üretirler.

    Oksijenli solunum yapan canlılar ise, enerji üretebilmek için oksijene gerek duyarlar. Kompleks canlılardır. Oksijenli solunum ile üretilen enerji oksijensiz solunuma göre çok daha fazladır, bazı tek hücreliler ve ökaryot canlılar oksijenli solunumla ATP üretirler.

    Solunumda oksijen kullanılıp kullanılmadığında göre yukarıdaki şekilde sınıflandırma yapılabilirken,başka bir şekilde,  canlılar, solunum yapmak için gerekli gaz alışverişini vücutlarında 4 farklı yolla gerçekleştirirler.
    • Deri Solunumu
    • Trake Solunumu
    • Solungaç Solunumu
    • Akciğer Solunumu
    Deri Solunumunda, oksijen difüzyonla nemli deriden içeri alınır, ve atık gaz da aynı yolla dışarıya verilir. Hayvansal organizmalarda görülür.

    Canlılarda Solunum
    Trake Solunum; böceklerde, eklembacaklılarda, çok ayaklı ve kitinli - kabuklu canlılarda görülür. Trake, bir boru sistemidir. Alınan gaz boru sistemlerinde taşınarak vücudun çeşitli kısımlarına dağıtılır.

    Solungaç Solunumu: Sularda yaşayan canlılarda görülür.(Kurbağa, Balık gibi ) Solungaçlardan hava alınır, aynı yolla kirli hava da dışarı verilir.

    Akciğer Solunum : İnsan gibi gelişmiş hayvanlarda, memelilerde, kuşlarda görülür. Alınan hava çeşitli aşamalardan sonra akciğere getirilir ve buradaki bronşçuklar üzerindeki alveoller ile gaz değişimi sağlanır, ve vücuda kan ile gerekli oksijen götürülmüş olur.

    Canlılarda Solunum, kullandıkları ham madde, ve gerçekleşme yoluyla bu gibi farklı yollarda meydana gelir. Solunum yapmayan canlılar yaşamaz, dolayısıyla Solunum hayati bir zorunluluktur.
    ]]>
    Oksijensiz Solunum https://www.solunumsistemi.com/oksijensiz-solunum.html Mon, 26 Nov 2018 08:54:29 +0000 Oksijensiz Solunum,bilimsel adıyla '' Anaerobik Solunum'' bazı canlılarda zorunlu  solunum yolu olmakla birlikte, oksijenli solunum yapan canlılar için de ortamda oksijen kalmadığında yapılan solunum çeşididir.Adından da anlaş Oksijensiz Solunum,bilimsel adıyla '' Anaerobik Solunum'' bazı canlılarda zorunlu  solunum yolu olmakla birlikte, oksijenli solunum yapan canlılar için de ortamda oksijen kalmadığında yapılan solunum çeşididir.Adından da anlaşılacağı üzere, bu solunum yolunda oksijen kullanılmaz.

    Oksijensiz solunum,oksijen kullanmadan ATP yani enerji etme olayıdır. Canlılığın devamı için organizma enerji üretmek zorundadır. Oksijensiz solunum yapan canlılarda çeşitli kimyasal ve biyolojik tepkimeler sonucunda oksijen kullanılmaksızın enerji üretilmektedir.

    Oksijensiz Solunum'da oksijenli solunuma göre, enerji üretimi daha azdır. Oksijenli solunumda 38 ATP üretilirken, oksijensiz solunumda sadece 2 ATP üretilmektedir.

    Sütten peynir veya yoğurt eldesi, Hamur mayalanması, veya bira elde edilirken oksijensiz solunum yapan bakterilerden yararlanılır. 

    Oksijensiz Solunum'un 2 farklı türü vardır.(Oksijensiz Solunum = Fermantasyon)
    • Etil Alkol Fermantasyonu
    • Laktik Asit Fermantasyonu
    Etil Alkol Fermantasyonunda  ''glikoliz'' denilen evre sonucunda 2 Atp harcanmasından sonra Glikozun parçalanmasıyla 4 ATP elde edilmesidir.
    Oksijensiz Solunum
    İki Oksijensiz Solunum türü arasındaki fark nedir

    Laktik Asit Fermantasyonunda da aynı olay meydana gelmesine rağmen, Etil Alkol Fermantasyonunda 2 adet karbondioksit molekülü oluşurken, Laktik Asit Fermantasyonunda oluşmaz.

    İnsanda Oksijensiz Solunum, Laktik Asit Fermantasyonuyla gerçekleşir. Bu oksijensiz solunum, çizgili kas hücrelerinde meydana gelir. Çizgili kaslar çok çalışmaya bağlı olarak yeterince oksijen alamadıklarında oksijensiz solunum ile ATP üretme yoluna giderler. Yoğun aktiviteler sonrası insanın yorulması da kaslardaki laktik asit birikiminden dolayıdır.

    Oksijensiz Solunumun tamamı sitoplazmada gerçekleşir, tek hücreli canlılarda ve çizgili kaslarda görülür. Oksijensiz solunumda, 2 ATP harcanır, 4 ATP oluşur. Yani net kazanç 2 ATP dir. Bu solunum türünde besinler tam olarak parçalanmaz. Sadece belirli bir miktarı parçalanır. Bu yüzden oksijensiz solunumda elde edilen enerji miktarı azdır.

    Oksijensiz Solunum, oksijenli solunuma göre daha çabuk gerçekleşmektedir. Canlının ağırlığını azaltır.
    ]]>
    İnsanda Solunum Sistemi https://www.solunumsistemi.com/insanda-solunum-sistemi.html Mon, 26 Nov 2018 10:11:32 +0000 İnsanda Solunum sistemi, en gelişmiş canlı türü olan İnsanlardaki, solunum yapma işlevi gören bir sistemdir. İnsanda Solunum Sisteminde, bir çok organ görev alır. Hayatın devamı için solunum ile oksijen almak ve oksijeni ku İnsanda Solunum sistemi, en gelişmiş canlı türü olan İnsanlardaki, solunum yapma işlevi gören bir sistemdir. İnsanda Solunum Sisteminde, bir çok organ görev alır. Hayatın devamı için solunum ile oksijen almak ve oksijeni kullandıktan sonra karbondioksit salınımı yapmak şarttır. Dolayısıyla Solunum Sistemi çalışmayan bir canlı yaşayamaz. İnsanda solunum sisteminde vücudun büyük bir kısmı görev alır.

    İnsanda Solunum sisteminde görev alan yapı ve organlar şunlardır :

    Ağız, Burun,Yutak, Gırtlak, Soluk borusu, Bronş, Akciğer, ve diyafram kası.

    Ağız ve Burun kısmının görevi şunlardır : Havanın alınıp verilmesine olanak sağlarlar, aynı zamanda Burun, içerdiği kıllar ile havada bulunan mikropların iç sisteme geçişini engeller, ayrıca havayı ısıtır ve vücut için uygun hale getirir.

    Yutak, bir geçiş merkezidir. Hava, ağız veya  burundan geçmesi sonrasında yutak aracılığıyla, soluk borusuna geçer.

    Soluk borusuna hava ulaşmadan önce gırtlağa gelir, Gırtlak, besinler yutulurken kapağı sayesinde soluk borusuna besin kaçmasını engeller. Yani asil olarak İnsanda solunum sistemine görev almaz, yardımcı bir yapıdır.

    Soluk borusu 2 cm çapında,12 cm genişliğindedir. Soluk borusundan geçen hava, daha sonra  bronşlara ayrılır,  akciğerlere bağlanır.

    Bronşlar ise daha küçük yapılara, yani bronşçuklara ayrılır. Bronşçuklarda, aynı zamanda alveoller bulunur. Alveoller aracılığı ile  gaz alışverişi sağlanır.Alveoller, akciğerin yüzey alanını bir çok çıkıntıyla arttırarak, gaz alışverişinin kolaylaşmasını sağlar.
    İnsanda Solunum Sistemi
    Diyafram Kası ise İnsanda Solunum Sisteminde gevşeyerek veya kasılarak soluk alıp verilmesine yardımcı olur.

    İnsanda Solunum Sisteminde nefes alınırken:
    • Diyafram kası kasılır, yani düzleşir.
    • Kaburga yukarıya doğru yükselir.
    • Akciğerin hacmi artar, dolayısıyla iç basıncı düşer.
    • Göğüs iç basıncı azalır.
    • Karın boşluğu iç basıncı artar.
    Nefes verilirken:
    • Diyafram kası gevşer.
    • Kaburga aşağıya iner.
    • Akciğerin hacmi azalır, dolayısıyla iç basıncı artar
    • Göğüs iç basıncı artar
    • Karın boşluğu iç basıncı azalır.
    İnsanda Solunum Sistemi, soluk alışverişini sağlayan, bir çok yapı ve organın görev aldığı büyük bir hayati sistemdir.
    ]]>
    Akut Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu https://www.solunumsistemi.com/akut-ust-solunum-yolu-enfeksiyonu.html Tue, 27 Nov 2018 04:36:11 +0000 Akut üst solunum yolu enfeksiyonu, Üst solunum yolunu tutan enfeksiyöz hastalıkları genel olarak tanımlayan kavram üst solunum yolu enfeksiyonudur. Fakat bu kavram pratikte bakteriyel enfeksiyonları değil viral enfeksiyonları a Akut üst solunum yolu enfeksiyonu, Üst solunum yolunu tutan enfeksiyöz hastalıkları genel olarak tanımlayan kavram üst solunum yolu enfeksiyonudur. Fakat bu kavram pratikte bakteriyel enfeksiyonları değil viral enfeksiyonları anlatmak için kullanılmaktadır. Viral üst solunum yolu enfeksiyonları çok farklı virüslerle ve bunların toplamda yüzlü rakamlarla ifade edilen çok çeşitli serolojik suşları yani alt tipleri ile oluşmaktadır. Bu virüslerin solunum yolunda yerleştikleri asli doku yarattıkları doku harabiyeti ve oluşturdukları belirti, bulgu zinciri virüsün cinsine, hatta alt tipine göre farklılıklar göstermektedir. Bu sebeple her enfeksiyon birbirinden az veya çok farklı hastalık tablosu oluşturmaktadır. Diğer yandan üst solunum bir bütündür. Bununla birlikte üst ve alt solunum yolu bir bütündür. Bu sebeple nerenin patolojisi ön planda olursa olsun her viral solunum yolu enfeksiyonu diğer bölgeleri az veya çok etkilemektedir. Bunların bilinmesi ile birlikte üst solunum yolları nezle ve grip olmak üzere 2 grupta toplanmaktadır. 
    • Nezle: Burunun ve burun yanı sinüslerinin virüslerle oluşan akut iltihabına nezle denmektedir. Sadece buruna ait belirti ve bulgularla yani aksırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı ile seyreder. Başta burun akıntısı yoktur sadece aksırık olmaktadır. Takiben seröz,  yani açık renk ve sıvı kıvamlı aşırı miktarda akıntı oluşmaktadır. İlerleyen zamanlar içerisinde burun akıntısı müköz, yani koyu renk ve yoğun kıvamlı bir hal almakta, miktarı azalmaktadır. Bu sırada burun tıkanıklığı iyice belirginleşmektedir. Nezle, yutak gibi üst solunum yolu üzerindeki başka dokuları da hafif de olsa etkilemektedir. Nezle, soğuk algınlığı olarak da adlandırılabilir.
    • Grip: Bütün üst solunum yolunun ve hatta bazen tüm üst ve alt solunum yolunun virüslerle akut iltihabına grip denmektedir. Sıklıkla yutak iltihabı bazende gırtlak veya trakea-bronş-bronşiol iltihabı ön olanda olmaktadır. Genellikle boğaz ağrısı gibi yutağa ait lokal belirti ve bulgularla ateş, üşüme hissi, kırıklık, halsizlik, iştahsızlık, eklem ağrıları, baş ağrısı gibi genel belirti ve bulgularla seyretmektedir. Burun akıntısı, aksırık, burun tıkanıklığı gibi burun şikayetleri ve ses kısıklığı, kuru öksürük gibi gırtlak-trakea-akciğer- şikayetleri tabloya eşlik edebilmektedir. Virüsün tuttuğu asli dokuya göre bu belirtilerin dağılımı ve şiddeti değişebilmektedir. 
    Akut Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu
    Akut üst solunum yolu enfeksiyonu yapan virüsler
    • İnovirüslerirüsler
    • İnfuenza
    • A ve b virüsleri
    • Adenovirüsler
    • Respiratuar
    • Sinsisyal
    • Parainfluenza
    • Enterovirüsler
    • Metapnömovirüsler
    • Koronav 
    Nezle ve gripten korunmak ve vücut direncini artırmak için;

    Özellikle kış aylarında ve geçişlerinde dikkat edilmesi gerekmektedir. Fakat bu hastalıklardan mutlak korunmak ne yazık ki mümkün değildir. Bu viral hastalıkların başta üst solunum yolu enfeksiyonları olmak üzere tüm hastalıklara karşı genel anlamda vücudun bağışıklık sistemini aktive etme, direncini artırma şeklinde bir katkı getirmesi söz konusu olarak bilinmektedir. 

    Nezle ve gripten korunabilmek için düzenli beslenilmeli, düzenli sıvı alınmalı, düzenli uykuya sahip olunmalı ve düzenli bir yaşam sürülmelidir. Düzenli şekilde hafif tempoda egzersiz yapılmalı, ani sıcak-soğuk hava değişikliklerinden kaçınılmalı, ihtiyaç varsa eğer vitamin takviyesi alınmalı, direnci yükselten doğal gıdalar tüketilmeli ve bitkisel çaylar içilmelidir. Bulaşma ihtimalini azaltmak için kalabalık ortamlardan uzak durulmalı, kapalı ortamlar düzenli şekilde havalandırılmalı, nezleli ve gripli kişiler ile yakın temastan kaçınılmalıdır.
    ]]>
    Bipap Solunum Cihazı https://www.solunumsistemi.com/bipap-solunum-cihazi.html Tue, 27 Nov 2018 17:11:59 +0000 Bipap Solunum Cihazı, Senders ve Kern tarafından Cpap cihazına alternatif olarak 1990 yılında geliştirilerek, Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OUAS) hastalarındaki potansiyel etkisi gösterilmiştir. Daha sonra yapılan çalışmal Bipap Solunum Cihazı, Senders ve Kern tarafından Cpap cihazına alternatif olarak 1990 yılında geliştirilerek, Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OUAS) hastalarındaki potansiyel etkisi gösterilmiştir. Daha sonra yapılan çalışmalarda ise komplike olmayan OSAS hastalarında, iki cihazın da birbirinden farklı bir etkisinin bulunmadığı görülmüştür. BPAP cihazı, yüksek basınca karşı nefes vermekte zorlanan ve pulmoner restriktif ve obstrüktif hastalığı bulunanlarda, hipoksemi-hipoventilasyon sendromlarında, CPAP tedavisini tolere edemeyen, noninvaziv yöntemler içinde ilk başta gelmesinin yanı sıra, OUAS tedavisinde ilk seçenek olmamaktadır.

    BPAP modellerinde basınç geçişlerini, inspiryum sonunda ve ekspiryum başında, daha yumuşak yapan özellikler bulunmaktadır. Bu konuda 27 OUAS tanısı konulmuş hastalat ile bir aylık takipli bir çalışma yapılmış ve bu yeni tip BPAP modelinin gerek komlians ve ölçümler gerekse de uyku hali ve yaşam kalitesi üzerinde CPAP ile arasında bir fark olmadığı görülmüştür.

    Bipap Solunum Cihazı

    Otomatik BPAP Cihazı (Auto-BPAP)

    Bu solunum cihazının PAP tekniklerine göre üstünlüğüıspatlanmamakla birlikte BPAP endikasyonudur. PAP, uygulanan BPAP basıncını tolere edemeyen ya da efektif BPAP’ın, basıncının değişkenliği nedeni ile ve uygun tedavi basıncına verilememesi sonucu kullanılması uygundur.

    BPAP-ST

    Spontaneous-timed özelliğini içeren ST’de, hastanın spontan soluması olmalıdır. Ancak, solunum sıklığı sayısının cihaz tarafından ayarlanması gerekmektedir. BPAP-ST cihazının, BPAP ile solunumu düzene girmeyen ve daha yüksek basınçta tedavi gerektiren, özellikle santral görüldüğü zaman denenmesi gerekmektedir.

    Restriktif akciğer hastalığı, Kronik obstrüktif akciğer hastalığı gibi uyku ile ilişkisi bulunan hipoventilasyon/hipoksemik sendromu olan hastalarda, spontan solunumu ve tetikleme gücünün yeterli olmaması durumunda kullanma endikasyonu bulunmaktadır. 

    ]]>
    Bitkiler Nasıl Solunum Yapar https://www.solunumsistemi.com/bitkiler-nasil-solunum-yapar.html Wed, 28 Nov 2018 01:56:11 +0000 Bitkiler Nasıl Solunum Yapar İnsanın ve bütün gelişmiş hayvanların solunumu gibi bitkilerde de solunumun temel amacı, dokulara oksijeni almak ve besin maddelerini yakarak gereken enerjiyi alımın ardından karbondioksiti dışar Bitkiler Nasıl Solunum Yapar İnsanın ve bütün gelişmiş hayvanların solunumu gibi bitkilerde de solunumun temel amacı, dokulara oksijeni almak ve besin maddelerini yakarak gereken enerjiyi alımın ardından karbondioksiti dışarı atmaktır ancak, bitkilerin hayvanlardan farkı, havadaki oksijeni almadan ve dışarı karbon dioksit vermeden de solunum yapabiliyor olmalarıdır. Çünkü bitkilerde hayvanlardan ve insanlardan farklı olarak, fotosentez yapabilme özelliği bulunmaktadır. Bitkiler, havadan karbondioksit, topraktan ise su alırlar ve bu ikisini birleştirerek şeker ve nişasta gibi karbon hidratlar aracılığıyla oksijene çevirirler. 

    Bu özümseme sürecine fotosentez adı verilmektedir.  Bu süreç içerisinde oluşan dokularda depolanır, oksijen ise dışarı atılır. Solunum ile fotosentez genellikle birbirine karıştırılır. Oysa ki ikisi tes yönde gelişen bir metabolizma olayıdır. Karbon hidratlar oksijenle birleşirler ve su ile karbon diokside parçalanır yani solunum tepkimelerinin son ürünleri fotosentezin ilk maddeleri olmaktadır. Bu sebeple de bitkiler, karbon dioksidin büyük bir bölümünü fatosentezde kullanırlar ancak, bu anlatılanlar sadece gündüz geçerli olmaktadır. Fotosentez karanlıkta gerçekleşemez, çünkü ışık enerjisine bağımlıdır. Işık olduğu durumda fotosentez hızı genellikle fotosentez hızından daha fazladır. Bu yüzden fazla olan oksijen dışarı verilir.  Bitkiler, serbest oksijenin bulunmadığı ya da yeterince alınmadığı durumlarda  ise bu fotosentez sonucu ortaya çıkmış olan oksijeni kendi dokularından alarak solunumlarını sürdürmeye devam edebilirler. Yeşil bitkiler bu yönteme zorunlu olmadıkça başvurmazlar.

    Bitkiler Nasıl Solunum Yapar

    Bitkilerde özelleşmiş bir solunum organı ve sistemi bulunmamaktadır. Bitkilerin solunumda görevli en önemli yapısı ise yapraklarıdır. Bu sebeple, kış aylarında yapraklarını döken bitkiler fotosentez yapamazlar.  fotosentez yapılabilmesi için yapraklardaki klorofillere ihtiyaç duyduklarından sıcak havalarda bol bol besin depolarlar. Yaprakları dökülmeden depoladıkları bu besin nişastadır ve bitkiler kış aylarında, depoladıkları nişastayı oksijenli solunumla yakarak enerji üretirler. Ayrıca, bitkinin yapraklarından başka bölümlerinde de oksijenli solunum yapılabilmektedir. Odunsu bitkilerde gövde ve kökler de canlı hücrelerden oluşmaktadır ve bu hücrelerin her birinde oksijenli solunum gerçekleştiren organeller olan mitokondriler bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, bitkilerin kabuğunda lentisel adı verilen delik ve küçük açıklıklar bulunur. Bunlar da bitkinin hava alışverişini sağlamaktadırlar.

    ]]>
    Bitkilerde Solunum https://www.solunumsistemi.com/bitkilerde-solunum.html Thu, 29 Nov 2018 00:43:32 +0000 Bitkilerde Solunum, Bu solunum çeşidi gelişmiş hayvanlardaki solunum sistemine yakın olarak, en uçtaki hücresine kadar aldığı oksijeni kullanarak besinleri yakması sonucu karbondioksiti dışarı atması olayıdır. Amaçları çok Bitkilerde Solunum, Bu solunum çeşidi gelişmiş hayvanlardaki solunum sistemine yakın olarak, en uçtaki hücresine kadar aldığı oksijeni kullanarak besinleri yakması sonucu karbondioksiti dışarı atması olayıdır. Amaçları çok farklı olmamakla birlikte enerji üretmektir. Hayvanlardan farklı olarak gerekli durumlarda oksijen ve karbondioksit kullanımına ihtiyaç duymadan solunumu gerçekleştirirler. Tahmin edildiği üzere bitkilerin fotosentez yapabilme özelliğinden dolayı karbondioksit ve oksijene ihtiyaç duymadan solunum yapabilir.  Bilindiği gibi bitkilerin topraktan gerekli miktarda su almasıyla aynı şekilde havadan aldığı karbondioksiti birleştirerek karbonhidrat (şeker,nişasta) yardımıyla oksijenin üretilmesi olayıdır. Fotosentez olarak isimlendirilen bu olayda yüksek enerjiye sahip besinler dokularda depolanırken oksijenin dışarı atılmasıyla işlem tamamlanır. Dikkat edilmesi gereken konu ise fotosentezin solunum olayının tersi olduğudur. Solunumda fotosentezin aksine şeker ve nişasta karbonhidratlarının oksijenle birleştikten sonra, su ve karbondioksite ayrışması olayıdır. Bu olaylarda solunumda görülen son döngü fotosentezde görülen ilk döngüdür. Besin zinciri şeklinde mantık kuracak olursak insan ve hayvanların solunumu sonucunda açığa çıkan karbondioksit, bitkilerde fotosentez yapımının ilk aşaması için gerekli olup, aynı şekilde fotosentezde üretilen oksijen insanlar ve hayvanların kullanımına sunulur. Zaten biz insanlar stres atmak için bol oksijen kullanımı ihtiyacımız olduğunda ilk gideceğimiz yerlerdendir, bol bitki örtüsü çevreler. Herkesin bilincine sunulduğu halde fotosentez olayında ışığa ihtiyaç olduğundan sadece gündüzleri gerçekleşir. 

    Bitkilerde Solunum
    Çok önceki yıllarda geceleri yada hava karardığında diyecek olursak az da olsa karbondioksit çıkışı kanıt olarak gösterilerek akşamları solunum yaptığı iddia edilmiştir. Oysaki bitkilerde de insan ve hayvanlardaki solunum gece gündüz devam eder. Hatta dahada iyisini yaparak oksijensiz ortamlar veya oksijenin yetersiz olduğu durumlarda yaşamını sonlandırmak sonunda kalan hayvanların aksine bitkiler, böyle durumlarla karşılaştıklarında kendilerinin fotosentez reaksiyonu sonucunda ürettikleri oksijeni kullanarak hayatlarına devam ederler. Yeşil bitkiler çok zor durumda kalmadıkları sürece kullanmadıkları bu işlemi, bakteri ve mantar bitkileri gibi basit yapılı canlılar için olağan bir durumdur. Kısaca özet geçmek gerekirse, bitkiler hücre solunumu sonucunda açığa çıkan su ve karbondioksiti fotosentezde, fotosentezde üretilen besin ve oksijeni solunumda kullanırlar. Fotosentez sonucu fazla oksijen atmosfere verilirken,ihtiyaç durumunda karbondioksit atmosferden alınır.  Son olarak, bitkiler gündüz(ışık olduğunda) hem fotosentez hem solunum yaparken, geceleri sadece solunum yaparlar. Bitkilerdeki gaz alışverişini sağlamak amacıyla bulunan yapılar ise;

    Stoma ( Gözenek): Bitkilerde gaz alışverişini sağlamak amacıyla, açılıp kapanabilme özelliğine sahip canlı yapıdır. Bu canlı yapıda, diğer epidermis hücrelerinin dışında kloroplast bulunduran yapıdır. Anotomik olarak incelendiğinde dış yüzeyindeki zarın ince, iç yüzeyindeki zarın ise kalın yapıda olduğu görülmüştür. Suda oluşan ve gelişen bitkilerde stoma bulunmazken, karada yaşayan bitkilerin genelinin yaprağının altında bulunur. Ancak nilüfer gibi bitkilerde ise yaprakların üzerinde bulunurken, bitkilerin bulunduğu ortamda kuraklık artıkça yüzeydeki stoma sayısı azalmaktadır. Stomaların açılıp kapanması olayını inceleyecek olursak fiziksel prensiplere dayandığını görmek mümkün. Bu açılıp kapanmayı etkileyen  fiziksel olayların başında osmotik basınç ve turgor basıncı gelmektedir. Bu etkiyi açıklamak gerekirse fotosentez sonucu glikoliz meydana gelir. Bu olayla hücrenin osmotik basıncı artarak komşu hücrelere stomalar yardımıyla su geçişi gerçekleşir. Buna bağlı olarak stomalarda turgor basıncı artar. Bu olay sonucunda dış çeperin şişmesi ile stoma a]]> Anaerobik Solunum https://www.solunumsistemi.com/anaerobik-solunum.html Thu, 29 Nov 2018 02:04:31 +0000 Anaerobik Solunum, Oksijensiz solunum olarakta bilinen bu sistem, oksijenin bulunmadığı ortamlarda veya az bulunan ortamlarda moleküllerin oksidasyonu yani indirgenmesi ile enerji üretim biçimidir. Aerobik solunum ile farkı, oksijen Anaerobik Solunum, Oksijensiz solunum olarakta bilinen bu sistem, oksijenin bulunmadığı ortamlarda veya az bulunan ortamlarda moleküllerin oksidasyonu yani indirgenmesi ile enerji üretim biçimidir. Aerobik solunum ile farkı, oksijen kullanımıdır. İnsanlarda ve gelişmiş canlılarda aerobik solunumun yanında anaerobik solunum yaptıklıkları bilinmektedir. Özellikle fazla enerji harcandığı durumlarda ya da oksijensiz ortamlarda dokulara yeterli miktarda oksijen iletilemez. Böyle durumlarda glikolizin parçalanması oksijensiz olarak gerçekleşir. Bu yıkımta tam verim edilmezken, tam yıkım oluşmadığından oluşan enerji miktarı olduğunca azdır.  

    Ayrıca son ürün olarak laktik asit birikir. Bilindiği üzere laktik asit yorgunluk ve uykusuzluğa sebep olduğundan oksijenin yetersiz, karbondioksitin bol olduğu durumlarda vücudumuzun yorgun olduğunu hissederiz. Bu solunum bazı bakteri türlerinde ve mayalarda  gözlenirken oksijenin bulunmadığı ortamlarda, şeker moleküllerini parçalayarak enerji elde edilir. Bu canlılarda son ürün olarak alkol elde edilirken, fermantasyon yani mayalanma olarak adlandırılır.  Bu canlılara bataklıkta yaşayan canlılar, kirli göllerin altındaki bakteriler örnek olarak verilebilir.  Başka bir önemli örnek ise çöplerde yaşayan bir bakteri türü olan canlı son ürün olarak metan gazı oluşur.  

    Anaerobik Solunum

    Bilindiği üzere metan organik kimyanın H2N2+2 formüllü yapılarından biridir. Patlayıcı kimliği ile bilinir. Büyük ve kalabalık olan şehirlerde çöplüklerin yanmasının ve patlamasının sebebi bu gaza bağlıdır. Bizdeki hücrelerin aynı şekilde oksijensiz solunumu ile asit üretimi sonucu beyin hücreleri uyarılır. Beyin hücrelerinin uyarılmasından dolayı vücudumuzda ağrılar oluşur. Aslında  sadece olumsuz etkileri yoktur. Olumlu etkisine örnek olarak bira mayasında etil alkol fermantasyonu ile mayalanma olayını gerçekleştirir. Ve yalnızca etil alkol fermantasyonunda karbondioksit açığa çıktığının altını çizmekte fayda var.  Bu solunum aynı zamanda bazı çizgili kaslarımızdaki hücrelerimizin yaptığı solunum çeşididir. Kaslar çok çalıştığında oksijen yeterli gelmediğinden bu solunumu gerçekleştirirler. Bu olay ortalama altıda bir olarak bilinmektedir. Çok konuştuğumuzda ya da zor çiğnemelerden dolayıda çenedeki ağrının sebebidir. Eğer laktik asit açığa çıkmadığını varsayacak olursak vücuttaki ağrıların bittiği görülecektir. Ancak tahminlerin aksine ağrıların bitmesi iyi sonuca değil kötü sonuca yol açmaktadır. Ağrılar ve yorgunluk olmasaydı, harekete devam edecek ölümle sonuçlanacaktı. Atların koşarak çatlaması olayı tam olarak bu solunuma bağlanır. Anaerobik egzersiz denilen olay ise oksijensiz ortamlarda yapılan sporun tanımıdır. Bu egzersizi yapan kişinin kalp atış hızı normal spor yapan birine göre daha hızlıdır. 

    Alaktik Enerji Sistemi: Spor yapılırken bu solunum sistemine başvurulduğu haldeki basamaklardan biridir. Spor yapılırken hücrenin oksijensiz çalışma süresi, beş saniyeden az yirmi saniyeden fazla olmayacak şekilde gerçekleşmesidir. Totaldeki çalışma süresi ise altı ila sekiz dakikayı geçmemelidir. Bu nedenle sık sık dinlenilmesi gerekir.

    Laktik Enerji Sistemi: Uygun koşullar dahilinde bu sistemi yaklaşık yüzde 300 oranında geliştirmeniz mümkündür.  Aynı zamanda kırk ila altmış saniyelik periyotlarla gerçekleştirilmelidir. İki dakika sonra aerobik solunum devreye gireceğinden bu süre aşılmamalıdır. Totaldeki süreç ise 10-12 dakika arasındadır. Çalışma dinlenme oranları ortalama üçte bir iken bu süreç 3-4 dakika gibidir. 
    ]]>
    Solunum https://www.solunumsistemi.com/solunum.html Thu, 29 Nov 2018 22:59:24 +0000 Solunum, vücudumuzun enerji oluşturabilmesi için temiz olan havadan oksijen maddesini alarak vücutta zararlı olan karbondioksit maddesini de tekrardan havaya bırakması olayına solunum denmektedir. Solunumun vücutta gerçekleşm Solunum, vücudumuzun enerji oluşturabilmesi için temiz olan havadan oksijen maddesini alarak vücutta zararlı olan karbondioksit maddesini de tekrardan havaya bırakması olayına solunum denmektedir. Solunumun vücutta gerçekleşmesi için kan hücrelerine besin ve oksijen maddelerinin taşınması gerekmektedir. Vücuda hücreler aracılığıyla taşınan besinler oksijen maddesi yoluyla vücutta enerjiye dönüşümü sağlanmaktadır. Bu sayede besin ve oksijen birleşiminden oluşan olaya solunum olayı denilmektedir. Solunum olayının vücutta meydana gelmesinde hücreler aracılığıyla vücuda oksijen alınır, bu olayın sonrasında vücutta hücresel solunum meydana gelir ve bu esnada vücutta ATP enerjisi üretilir, vücut karbondioksit ve su oluşturur, bu oluşumların en sonunda vücut aracılığıyla üretilen karbondioksit maddesi vücuttan atılır ve vücudun solunum özelliği gerçekleşir. 

    Solunum yapılabilmesi için burun yollarının, yutak yollarının, gırtlak yollarının, soluk borusunun, broş ve bronşcukların, akciğerlerin düzenli olarak çalışması gerekmektedir. Vücutta solunum olayının gerçekleşebilmesi için belirtilen vücut organlarının açık olması gerekmektedir. Solunum olayının gerçekleşmesiyle canlı varlıkların rahat bir şekilde nefes alıp vermesi sağlanır ve bu sayede canlı varlıklarının yaşamlarını devam ettirmelerine olanak sağlanmış olur.
    Solunum

    Solunum iki şekilde yapılmaktadır:
    • İç solunum: Hücreler aracılığıyla vücutta oluşan oksijen ve karbondioksit alışverişine yani vücutta oluşan biyolojik etkileşime iç solunum adı verilmektedir. Solunumun meydana gelmesi vücutta biyolojik yanma oluşumuna bağlı olarak gerçekleşir. Biyolojik yanma ise organizmalarda asıl Solunumun oluşmasına olanak sağlamaktadır. Vücutta ki hücrelerin bütün yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirmesi için Gerekli olan enerjinin sağlanması da iç solunum yolları ile oluşur. 
    • Dış solunum: Vücuda akciğerler aracılığıyla temiz olan havadan oksijenin alınarak kana verilir ve kanda bulunan karbondioksitin de tekrardan akciğerler aracılığıyla vücuttan dışarı atılması şeklinde oluşan duruma dış solunum denmektedir.
    Solunum olayı vücutta gerçekleştiği vakit soluk alındığında göğüs kafeslerinin genişlemesi gerçekleşir, diyaframın düzene girmesi sağlanır, akciğerlerin içerisine havanın girmesiyle akciğerler genişler, soluk verildiği vakit göğüs kafesleri daralır. Solunum olayı egzersiz yapıldığında, heyecan oluştuğunda, kişilerde korku oluştuğunda, sevinç oluştuğunda yada herhangi bir eşyanın yüklenilmesiyle oluşan ağırlıktan dolayı solunum olayının artışı görülür. Kişiler solunum yaparak yaşamlarını devam ettirirler. Düşünsenize bir an solunum yollarınızın kapandığını nefes almakta güçlük çekeceksiniz ve nefes alma olayının gerçekleşmemesiyle çalışan organlarınız duracak ve yaşam sürecinizin sonuna geleceksiniz. Solunum olayının olmamasını düşünmek bile zor çünkü solunum yapılmaması durumunda vücutta bulunan yaşam organları fonksiyonlarını gerçekleştirmekte zorluk çekecek, gerçekleştirmiş olduğu bütün işlevleri devre dışı bırakarak kişinin hayatının son bulmasına sebebiyet verecektir. Solunum yollarının düzenli bir şekilde çalışması için kişilerin belirli sürelerle uzman bir doktora başvurması gerekmektedir. Bu sayede solunum yollarının kontrolü yapılarak düzenli bir şekilde işlevlerini yerine getirmesi sağlanacaktır.
    ]]>
    Oksijenli Solunum Formülü https://www.solunumsistemi.com/oksijenli-solunum-formulu.html Fri, 30 Nov 2018 22:04:37 +0000 Oksijenli Solunum Formülü, Oksijenli Solunum, ökaryot canlılarda ve bazı tek hücreli prokaryot canlılarda gerçekleşen bir solunum çeşididir. Oksijenli Solunum yapan canlılar,ihtiyaç duydukları enerjiyi karşılarken organik molek Oksijenli Solunum Formülü, Oksijenli Solunum, ökaryot canlılarda ve bazı tek hücreli prokaryot canlılarda gerçekleşen bir solunum çeşididir. Oksijenli Solunum yapan canlılar,ihtiyaç duydukları enerjiyi karşılarken organik molekülü oksijen molekülü ile parçalarlar. Yani ihtiyaç duyulan enerji oksijenle sağlanır. Dolayısıyla bu canlılar ATP üretirken oksijen kullanır.

    Oksijenli Solunum, bir dizi kimyasal olay sonucunda oluşmaktadır. Oksijenli Solunumun temel denklemi şudur :

    C6H12O6 + 6 O2 ———–> 6 CO2 + 6 H2O + 38 ATP

    Burada verilen C6H12O6 molekülü, 6 karbonlu şeker, yani glikozdur. 6 O2 ise, 6 molekül oksijen molekülüdür. 6 CO2 6 molekül karbondioksit, 6 H20 6 molekül sudur, ve bu tepkime ile net 38 ATP enerji değeri elde edilir.

    Oksijenli solunum yapan canlılar, tepkimede de görüldüğü gibi oksijene ihtiyaç duymaktadırlar, parçalanan glikoz molekülü çeşitli kimyasal reaksiyonlar sonucunda 6 mol karbondioksit ve 6 mol su da açığa çıkarır. Yani oksijenli solunum yapan canlılar atmosfere su ve karbondioksit verir.

    Oksijenli Solunumun temel formülü yukarıdaki şekilde olmakta birlikte, glikozun son raddeye kadar parçalanmaması durumunda ise glikoz molekülü belirli bir düzeye kadar parçalanır. Bu parçalanma şekli de Oksijensiz Solunum olarak adlandırılır. Bu tepkimede Oksijenli Solunumdan farklı olarak oksijen kullanılmaz, glikoz oksijenli solunum reaksiyonlarındaki gibi tamamen parçalanmaz, ve oluşan son ürünlerde su bulunmaz. 

    Etil Alkol Fermantasyonunda açığa 2 mol karbondioksit çıkarken, laktik asit fermantasyonunda ise karbondioksit çıkışı da gözlenmez. Oksijensiz solunum bunun gibi farklı yönlerde oksijenli Solunumdan ayrılmaktadır.

    İnsan ve diğer gelişmiş canlıların çoğu oksijenli solunum yapmaktadır. Ayrıca insan, çizgili kaslarında yeteri derece oksijen alamadığında oksijensiz solunumla da enerji üretebilmektedir. Bu enerji üretiminin ismi de '' Laktik Asit Fermantasyonu'' dur. 

    Oksijenli Solunum Formülü basit olmakla birlikte, arada gerçekleşen reaksiyonlar bir dizi kimyasal tepkimeden oluşmaktadır, ve sonuç olarak harcanan ve açığa çıkan maddeler formüldeki gibidir.

    Oksijenli Solunum Formülü
    Oksijenli solunumun evreleri ise şunlardır
    • Glikoliz Evresi
    • Krebs Döngüsü Evresi
    • ETS Evresi
    Formülde gösterilen Karbondioksit, Glikolizden Krebs'e geçiş sırasında (3 Karbonlu Pirüvik asitin 2 karbonlu asitik asite dönüşümü) 2 molekül olmak üzere, ve Krebs Evresinde de 4 molekül olmak üzere toplam  6 molekül olarak açığa çıkar.

    Kullanılan 6 molekül Oksijenin tamamı ise ETS de kullanılmaktadır. 6 molekül su ise ETS sonucu açığa çıkmaktadır.

    Oksijenli Solunum Formülünde hangi molekül nerden gelir

    Ayrıca Formülde açığa çıkan Karbondioksitin kaynağı, Glikoz ; Sudaki oksijenin kaynağı alınan oksijen ; Sudaki Hidrojenin kaynağı glikozdaki hidrojen molekküleridir. 
    ]]>
    Solunum Fonksiyon Testi https://www.solunumsistemi.com/solunum-fonksiyon-testi.html Sat, 01 Dec 2018 07:02:30 +0000 Solunum fonksiyon testi, göğüs hastalıkları veya daha genel olarak akciğer sağlığı ile uğraşan doktorların en sık başvurduğu yöntemlerden biridir. Solunum fonksiyon testi, spirometre denilen cihaz ile yapılmaktadır ve tanı Solunum fonksiyon testi, göğüs hastalıkları veya daha genel olarak akciğer sağlığı ile uğraşan doktorların en sık başvurduğu yöntemlerden biridir. Solunum fonksiyon testi, spirometre denilen cihaz ile yapılmaktadır ve tanı bu cihaz ile konulmaktadır. Solunum fonksiyon testlerinin devreye girdiği ilk yıllarda çok büyük olup bu cihaz için ayrı bir laboratuvara gerek duyulurken şimdi teknolojinin ilerlemesi ile daha küçük boyutlarda olup cepte taşınabilir durumda olmuştur, hastanın ayağına kolaylıkla getirilmektedir. Solunum fonksiyon testlerinin amacı akciğerlerin kapasitesini ve fonksiyonel durumunu objektif olarak ölçmeye yarar. 

    Bu testten akciğerlerin alabildiği hava hacmi ve bu havanın içeri alınması ve verilmesi sırasında yapılan güçlü solunum faaliyeti ile oluşturulan hava akım hızı ölçülüp öğrenilebilir. Bu iki tanı birçok hastalığa dair birçok önemli derecede ipuçları vermektedir. Örnek verecek olursak astım veya kronik bronşit gibi hastalarında akciğerleri tamamen hava ile doldurduktan sonra yapılan çok güçlü ve hızlı nefes verme sırasında ölçülen akım hızlarında normal sağlıklı bireylere azalma olduğu saptanır ve bu azalma oranına göre hastalık tanısı konulabildiği gibi hastalığın ne tür ağırlık derecesi de belirlenebilir. Ayrıca bu gibi hastalıklar bulunan hastaların tedavi süreçleri içerisinde ne gibi durumda oldukları solunum fonksiyon testi sayesinde rahatlıkla somut olarak izlenip gözlemlenebilir. Diğer yandan akciğer dokusunda yer kaplayan lezyonların varlığında ya da akciğer dokusunda harabiyet ile seyreden hastalıkların varlığında, kalp yetersizliği gibi akciğer ödemine sebep olan hastalıklarda, akciğerlerin aldığı maksimum hava hacmi azalır. 
    Solunum Fonksiyon Testi

    Solunum fonksiyon testinde hasta oturur bir pozisyon alır ve plastik bir mandalla burun kapatılır burunun soluk alıp vermesi engellenir. Hasta cihazın başında buluna ve sadece kendisinin tek kullanımlık kullanabileceği karton bir ağızlıktan nefes alıp verilmesi sağlanır. Testi yapan doktor veya teknisyen her kim ise hastadan uygulanan testin özelliğine göre, hastaya çok derin nefes almasını, çok hızlı ve sonuna kadar nefes vermesini ya da kısa bir süre için nefesini tutmasını isteyerek test için nefes manevraları yaptırır. Testin sonucu yapılan bu manevralardan hemen sonra alınır ve sonuçlar göğüs hastalıkları uzmanına gönderilir. 

    Solunum fonksiyon testi şu gibi durumlar görüldüğünde yapılır;  
    • Nefes darlığı, hışırtılı solunum ve öksürük  
    • Muayene bulguları ve akciğer grafisinin sonucunda görülen kuşkuları gidermek amacıyla, 
    • Göğüse ait doğumsal yada sonradan gelişen deformitelerin solunuma etkisini araştırmak amacıyla, 
    • Teşhis edilmiş KOAH, astım, kalp yetersizliği ve solunum kaslarını tutan hastalıkların seyrinin ve tedavinin etkinliğinin izlenmesi amacıyla, 
    • Solunum hastalığı nedeniyle maluliyet değerlendirmesi yapmak amacıyla, solunum fonksiyon testleri yapılmaktadır.   
    ]]>
    Suni Solunum Maskesi https://www.solunumsistemi.com/suni-solunum-maskesi.html Sun, 02 Dec 2018 02:00:48 +0000 Suni Solunum Maskesi, Suni solunum maskesi, hayati önem taşıyan ve her aracımızda olması zorunlu olan alettir. Unutmamalıyız ki hayatımız kıymetlidir. Ve başımıza gelmez dediğimiz her türlü kaza ile her an karşı karşıya Suni Solunum Maskesi, Suni solunum maskesi, hayati önem taşıyan ve her aracımızda olması zorunlu olan alettir. Unutmamalıyız ki hayatımız kıymetlidir. Ve başımıza gelmez dediğimiz her türlü kaza ile her an karşı karşıya kalabiliriz. Peki, nedir bu suni solunum maskesinin bu kadar önemli olma sebebi ve nasıl kullanılır. Suni solunum maskesi, öncelikle kaza esnasında ve kazaya bağlı bir solunum yetmezliği sırasında kullanılır. Kullanım şeklinden önce hastaya suni solunumun nasıl yapıldığını bilmeyiz. Suni solunum yapılış şekli; suni solunum yapılacak olan hastanın öncelikle düz bir şekilde sırt üstü yatırmalıyız daha sonrasında ellerimizden birini hastanın alnına gelecek şekilde koymalı diğer elimiz ile çenesini tutmalıyız. 

    Hastanın alnı üzerindeki elimiz ile hastanın burunlarını kapayarak diğer elimiz ile de çenesini aşağıya doğru çekerek, hastaya periyodik bir şekilde iki üç defa var gücümüz ile hastanın ağzından hava vermeliyiz. Bunu hasta kendine gelene kadar tekrarlamalıyız. Suni solunum gerçekleştirilirken ise arada hastanın nabzını kontrol etmeliyiz. Evet suni solunum maskesi de bu sırada devreye giriyor ve hastanın solunum yollarını açması için kullanılan üründür. Suni solunum yapılırken verilen havanın dışarı kaçmaması için direk etki yaratması için suni solunum yapılmadan önce hastanın yüzüne takılır ve hiç bir şekilde  verilen havanın dışarı kaçmasına izin vermez.
    Suni Solunum Maskesi
    Ama ne yazık ki toplumumuzda suni solunum maskesine pek önem verilmemektedir. Maliyeti ise üç beş lirayı geçmeyen suni solunum maskesini çoğu araç sahipleri böyle bir aletin olduğundan dahi habersizdirler. Halbuki hayatımız üç beş lira kadar ucuz değildir. İlk yardım esnasında olmazsa olmaz olan suni solunum maskesinin kullanımı yaygınlaşmalıdır ve her araçta, ilk yardım çantasında  mutlaka asgari iki tane bulundurmalıyız. Hayatımızda nelerle karşılaşacağımızı biz önceden bilemeyiz ve kazalara engel olma gibi durumuzda yoktur. Bundan dolayı her şartlar için önlemimizi almalıyız. 
    ]]>
    Solunum Yetmezliği https://www.solunumsistemi.com/solunum-yetmezligi.html Sun, 02 Dec 2018 22:42:58 +0000 Solunum yetmezliği solunum sistemimizin yeterli oksijeni alamama durumudur. Metabolizmamız için gerekli oksijeni sağlamak, solunum sistemimizin görevidir. Solunum sistemimiz, birden daha çok sistemin birbirine bağımlı şekilde ç Solunum yetmezliği solunum sistemimizin yeterli oksijeni alamama durumudur. Metabolizmamız için gerekli oksijeni sağlamak, solunum sistemimizin görevidir. Solunum sistemimiz, birden daha çok sistemin birbirine bağımlı şekilde çalışması sayesinde görevini yapabilmektedir. Görevi tam olarak, karbondioksiti atarak gerekli oksijenin vücudumuza alınmasını sağlamaktır. Bu sistemlerden herhangi birinde ortaya çıkabilecek bir problem, nefes darlığına sebep olmaktadır. Bu durumda oksijen seviyesinde düşme görülür ve buna bağlı olarak da karbondioksit seviyesi yükselir. Solunum yetmezliği yaşayan kişilerde hızlı nefes alıp verme, terleme, bitkinlik ve baş ağrısı gözlemlenebilir. Oksijen seviyesindeki düşüşün oranına bağlı olarak bilinç kaybı, koordinasyon azalması ve hareketlerde kısıtlanma yaşanabilir.

    Solunum İşlemi Mekanizması Nedir

    Solunum sisteminin işlemini tam olarak yapabilmesi için, üç mekanizmanın doğru şekilde çalışması gereklidir. Bu mekanizmalardan birisinde olabilecek bir problem tüm solunum sistemini etkilemektedir. Solunum yetmezliği durumunun yaşanmaması, bu üç mekanizmanın doğru şekilde çalışmasına bağlıdır.

    Ventilasyon, difüzyon ve dolaşım.

    Ventilasyon: Havanın kana karışması ve alveollere ulaşması.

    Difüzyon: Oksijen ve karbondioksitin kappiller ve alveoller arasındaki hareketinin sağlanması.

    Dolaşım: Oksijeni vücudun her yerine dağıtma işlemi.

    Solunum Yetmezliği Çeşitleri Nelerdir

    Solunum yetmezliği çeşitleri üç gurupta incelenmektedir.

    • Solunum Yetmezliği Hipoksemik (oksijen seviyesinin düşüşü)
    • Solunum Yetmezliği Hiperkapnik (Karbondioksit Seviyesinin Yükselmesi)
    • Solunum Yetmezliği Kombine (her iki durumun aynı anda görülmesi)

    Başlangıç süreleri ise hastalığın tanısını koymak konusunda çok önemlidir. Bu duruma göre iki ayrı tanı konulabilmektedir.

    Solunum Yetmezliği Akut: Kısa süreler içerisinde ortaya çıkan nefes darlığı durumudur.

    Solunum Yetmezliği Kronik: Hastalığın 2-3 gün veya daha uzun süre içinde ortaya çıkması durumudur.

    Solunum Yetmezliği

    Solunum Yetmezliği Tedavi Şekli

    Solunum yetmezliği yaşayan hasta, hastaneye yatırılarak tedavi edilmelidir. İlk müdahale acil serviste yapılmalı ve solunum yolu yetmezliğinin ana sebebi bulunana kadar, hastaya oksijen tedavisi yapılmalıdır. Ana sebep bulunduktan sonra gerekli tedavi, sebebe göre uygulanabilir.

    ]]>
    Abdominal Solunum https://www.solunumsistemi.com/abdominal-solunum.html Mon, 03 Dec 2018 08:39:10 +0000 Abdominal Solunum, Abdominal karınla ilgili, karına ait anlamında kullanılan tıbbi bir terimdir. Abdominal solunum ise karın solunumu olarak adlandırılabilir. Solunum sorunu olan bazı hastalara diyafram ve mide kaslarını kul Abdominal Solunum, Abdominal karınla ilgili, karına ait anlamında kullanılan tıbbi bir terimdir. Abdominal solunum ise karın solunumu olarak adlandırılabilir. Solunum sorunu olan bazı hastalara diyafram ve mide kaslarını kullanarak nefes alış verini kolaylaştırmaya yönelik öğretilen solunumdur. Hasta, mide kaslarını kasarak diyaframı yukarı doğru iter ve akciğerleri boşaltmaya çalışır. 

    Abdominal solunum sırasında diyafragm basitçe gevşer, göğüs duvarı, karın bölgesi yapılar ve akciğerler elastik bir şekilde geri çekilirken (recoil) akciğerlere baskı artar ve hava dışarı atılır. Böylelikle karın ve diyafram kasları da solunum işlevine katılır. 

    Hastalar dışında yoga yapanlar, stresle başa çıkmaya çalışanlar da abdominal solunumu öğrenerek rahatlamaya çalışırlar. Abdominal solunum vücuttaki kirli havayı boşaltarak yerine temiz hava doldurmak ve vücudu dinginleştirmek amacı taşır. Zihni parazit düşüncelerden arındırarak yapılan işe daha konsantre olmayı işin daha kolay başarılmasını sağlar. 

    Gebelik sırasında oluşan kabızlık da abdominal solunum ile çözülebilir. Ayrıca doğumun ikinci evresinde yani rahim ağzı 10 cm kadar açıldıktan sonra abdominal solunum yapmak ıkınmayı kolaylaştırarak doğumun daha rahat geçmesine katkı sağlayacaktır. Yeni doğanlar ise göğüs kafesleri yeterince gelişmediği için göğüs solunumu yapamaz ve karın yardımıyla soluk alırlar. 4 yaşına kadar çocuklarda abdominal solunum görülür. 

    Abdominal solunum nasıl yapılır; 
    • Önce rahat bir şekilde dik oturma pozisyonuna geçilir. 
    • Bir el göğüs kafesinin sağ altına, karın üzerine yerleştirilir. 
    • Vücut, omuzlar ve baş gevşek bırakılır.  
    • Burundan yavaşça derin bir soluk alınır ve alınan hava olabilecek en yavaş şekilde verilir.  
    • Eğer gerçekten abdominal  solunum gerçekleşirse göğüs değil karın öne doğru yükselecektir.
    • Karın bölgeniz sönmüş bir balon gibi ininceye dek soluk vermeye devam edin. 
    Abdominal solunum her pozisyonda uygulanabilir mi

    En başta zor gelen abdominal solunum birkaç alıştırmadan sonra çok rahat bir şekilde değişik pozisyonlarda da uygulanabilir. Bunlar; ayakta, emekler vaziyette, bağdaş kurup ya da diz çöküp otururken ya da uzanmış vaziyette yatarken olabilir. Abdominal solunum alışkanlık haline geldiği zaman olumlu etkilerini tüm gün boyunca gösterir. 
    Abdominal Solunum
    Abdominal solunumun faydaları; 
    • Abdominal solunum, karın bölgesindeki organlara masaj etkisi yaparak göğüs ve karın boşluğu arasındaki farklılığı ortadan kaldırır. 
    • Mide ve safra kesesinin yukarı hareketini engelleyerek reflü ve safra kesesi hastalıklarına iyi gelmektedir. 
    • Stres altındayken nefesin düzenli kullanılmasını sağlayarak kırmızı kan hücrelerinin oksijeni organlara daha kolay taşımasına yardım ederek stresli durumla başa çıkmayı kolaylaştırır. 
    • Depresyonu atlatmaya yardımcı olur. 
    • Panik atak sırasında kan beden yüzeyinden çekilerek vücut sıcaklığı düşer. El ve ayaklar soğur. Abdominal solunum, düşen vücut sıcaklığını yeniden düzenleyerek panik atak belirtilerini azaltır. 
    • Sigarayı yeni bırakan kişiler abdominal solunum ile vücutlarına daha fazla oksijen alabilir ve sigaranın zararlı etkilerini daha kısa sürede atlatabilir. 
    • Bronşlardaki salgı miktarı düzenli hale gelir. 
    • Vücudu uykusuzluk ve baş ağrısından kurtarır. 
    ]]>
    Solunum Deneyleri https://www.solunumsistemi.com/solunum-deneyleri.html Mon, 03 Dec 2018 09:44:29 +0000 Solunum Deneyleri, canlıların yaşamaları için ve gelişmesi için alınan oksijenin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sermek için bilimsel araştırmalar ürünü olarak yapılmaktadırlar. Canlıları kısımlandıracak olursak Solunum Deneyleri, canlıların yaşamaları için ve gelişmesi için alınan oksijenin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sermek için bilimsel araştırmalar ürünü olarak yapılmaktadırlar. Canlıları kısımlandıracak olursak, bitkiler ve insanlar üzerinde bilimsel araşrtırmalar sonucu deneyler yapılır. Bitkilerin solunum durumu insanlara göre farklıdır. Bitkiler, güneşten aldıkları enerji ile fotosentez gerçekleştirirler. Ve bu şekilde solunumlarını gerçekleştirirler. İnsanlarda ise akciğerlerimiz tarafından alınan oksijen ile solunum gerçekleşir ve böylece vücudumuzun çalışması sağlanır. Alınan bu oksijen ile hücreler kendilerini yeniler ve organlarımızın rutin bir şekilde çalışması sağlanır. Bu şekilde sağlıklı bir şekilde hayatımız sürdürürüz. Evet solunumun hayatımızdaki önemini vurgulamak amacıyla gerçekleştirilen bu deneylere örnekler verecek olursak;
    İlk olarak akciğerlerimizin solunumu gerçekleştirirken vücudumuza yaptığı katkıyı anlamak için yapılan deneyi inceleyelim.
    akciğerlerimizin solunumu gerçekltirmek için nasıl çalıştığı ile ilgili gözlem ve deney;

    İnsanlarda Solunum  Denemesine Başlamadan Önce Temin Edilmesi Gereken Malzemeler; 
    • Bir adet kola şişesi (2.5 lt) 
    • Üç adet lastik
    • İki tanesi küçük biri büyük olacak şekilde balon,
    • Kola şişesinin ucundan geçecek şekilde Y şeklinde boru.
    Deneyin Yapılışı;
    • Öncelikle kola şişesinin ortasından kesin, 
    • Y şeklinde ki borunun iki çatal ucuna küçük balonları hava almayacak şekilde bantlayın sıkıca 
    • Sonrasında borunun diğer ucunu kola şişesinin kapak kısımından geçirerek hava almayacak şekilde monte ediniz .
    • Diğer büyük balonu da ortadan keserek şişenin alt kısımına bant ile yapıştırın. 
    • Sonrasında yapıştırmış olduğunuz büyük balonu aşağı doğru çekerek bırakınız 
    böylelikle şişenin içinde kalan iki tane balonun aldığı şekli gözlemleyebilirsiniz. Evet bu deneyi yorumlayacak olursak; şişenin içinde kalan iki tane balon, akciğerlerimizi temsil etmektedir. Ve büyük balon ise diyagfram dediğimiz solunumu gerçekleşriten diğer organımızdır. Ve istem dışı çalışır. Her seferinde balonu çekip bıraktığımızda akciğerlerimizin nasıl şekil aldığını ne kadar titiz çalıştığını gözlemleyebiliriz.
    Bitkilerde ise solunum fotosentez ile gerçekleşir.Bunun içinde güneş enerjilerine ihtiyaçları vardır. Bitkiler solunumu (fotosentez) gerçekleştirmediği takdirde sararmalar olur. Ve nişasta üretemezler. Ayrıca gelişimleride gerçekleşmez.

    Solunum Deneyleri
    Bitkilerde Solunum (fotosentez) Deneyine Başlamadan Önce Temin Edilmesi Gereken Malzemeler;
    • Öncelikle bir adet saksı bitkisi ve yaprakları bol olan bir bitki tercih edilmelidir.
    • Bir adet tendiryut. 
    • Bir adet aliminyum kağıt 
    Deneyin Yapılışı;
    • Öncelikle saksıdaki bitkinin bir yaprağına güneş almayacak şekilde aliminyum kağıdı sarın 
    • Sonrasın iki üç gün kadar evinizin güneş alan bir ortamına bitkiyi bırakıp bekletiniz 
    • Üç günün sonunda aliminyum kağıdı sardığınız yaprağa tendiryut damlatınız
    • Herhangi bir diğer güneş alan yaprağa tendiryut damlatınız
    sonuç olarak; tendiryut damlattığınız yapraklarda nişasta üretimi ani bir şekilde arttığı için, damlattığınız yaprakta renk değişimi çok kısa bir sürede gerçekleşir. Fakat aliminyum kağıdı sardığınız yaprak güneş almadığından, bu süre zarfında yaprakta sararma meydana gelmiştir. Artık o yaprak ölmüştür.Yani tendiryut damlattığınızda hiçbir reaksiyon göstermez artık. Evet sonuç olarak solunum deneylerinden de anlaşıldığı gibi hayatımıza devam edebilmemiz için vücudun oksijene ihtiyacı vardır. Ve buda solunum yollarıyla gerçekleşir. 
    ]]>
    Alt Solunum Yolu Enfeksiyonu İlaçları https://www.solunumsistemi.com/alt-solunum-yolu-enfeksiyonu-ilaclari.html Tue, 04 Dec 2018 02:45:30 +0000 Alt Solunum Yolu Enfeksiyonu İlaçları, özellikle üst solunum yolu rahatsızlığının hemen ardından kendini gösteren ve bronşite benzeyen bir hastalık olan alt solunum yolu hastalığı bronşların iltihaplanması ned Alt Solunum Yolu Enfeksiyonu İlaçları, özellikle üst solunum yolu rahatsızlığının hemen ardından kendini gösteren ve bronşite benzeyen bir hastalık olan alt solunum yolu hastalığı bronşların iltihaplanması nedeni ile meydana gelir. Bu hastalık ınfluenza adı verilen virüslerin bronşlara yerleşmesi sonucunda oluşmaktadır. Bu virüsün yanı sıra sık sık grip olan kişilerde bu rahatsızlığa oldukça açık olan kişiler olarak bilinmektedir. Ayrıca havasız, kapalı ve sigara dumanına maruz kalan kişilerinde bronşit rahatsızlığına yakalanma oranlarının da oldukça ileri derecede olduğu bilinmektedir. Alt solunum yolu enfeksiyonu oldukça kolay bir şekilde kişiden kişiye rahatlıkla bulaşabilmektedir. Bulaşma nedenleri arasında ise öksürük, hapşurma, hasta kişi ile el sıkışmak, aynı kapalı ortamlarda kalmak ve hastanın kullandığı eşyaların kullanılması halinde diğer kişilerde risk altında kalmaktadır.

    Alt solunum yolu enfeksiyonu genellikle kendini kuru öksürük olarak belli etmektedir. Özellikle geceleri yoğun olarak yaşanan öksürükler sürebilmektedir. Bilindiği gibi broşlarda sıvı tüketimi azalır veya olmazsa balgamlar oluşmaktadır. Meydana gelen balgamın yanı sıra halsizlik ve göğüs ağrısı ile kendini göstermektedir. Ayrıca belirtileri içinde özellikle yüksek ateş yaşanıyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna baş vurulmasında fayda vardır. Alt solunum yolu enfeksiyonu yaşanan kişilerde akut bronşiti sonucunda antibiyotik tüketimine genellikle başvurulmamaktadır. Ancak balgamlı öksürük kendini gösteriyorsa antibiyotik tüketimine gidiliyor. Bu hastalıkla birlikte ateşlenen hastalarda ateş düşürücü, öksürük sorunu olanlarda öksürük kesici ağrısı olan hastalarda ise ağrı kesici ilaçlar tavsiye edilmektedir. İlaçların yanı sıra bol miktarlarda sıvı tüketimi, meyve suları ve bitki çaylarından destek alınarak bronşların nemli tutulması da hastalar için fayda sağlamaktadır. Tam aksi ise sigara tüketen hastalar ve hiç bir ilaç kullanmayan hastalarda ise hastalık ilerleyerek en kötüsü akciğer iltihabına değin varabilmektedir. Hastalığın ileri seviyelere ulaşmaması için mutlaka bol miktarlarda C vitamini tüketimi ihmal edilmemelidir. Hastalık için hekimin verdiği reçete dışına çıkılarak şu veya bu ilacın tüketimi oldukça yanlıştır. Bu nedenle bir hekim tarafından teşhis konulmadan kesinlikle bilinmeyen ilaç tüketilmemelidir.

    Alt Solunum Yolu Enfeksiyonu İlaçları

    Alt Solunum Yolu İlaçlarını inceleyecek olursak, Bir adı da zatürre olan bu hastalıktan tamamen korunacak ilaçlar henüz mevcut değildir. Bu hastalıktan korunmanın en başarılı yolu aşı olmaktır. Sözü geçen aşıların ilk sırasında grip aşısı gelmektedir. İkincisi ise pnömokok aşıdır. İlk sırada yer alan grip aşışı korunma amacı ile düzenli olarak her yıl yaptırılması gerekirken, pnömolok aşı ise kişilere yaklaşık olarak 5 yıl koruyarak bağışıklık kazandırmaktadır. Ayrıca 65 yaş üstü kişilerde, börekleri, ciğeri ve dalağı alınmış kişilerin ise kesinlikle zatürre aşısı yaptırmaları şarttır. Bu nedenle hastalığın kesin teşhisi konulmadığından dolayı hastalar kendi kendilerine ilaç kullanmamaya önemle dikkat etmelerinde ve mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmaları kendi sağlıkları açısından oldukça faydalı olacaktır. 

    ]]>